Yüzümü yumuşacık yastıktan kaldırdığımda başımda korkunç bir zonklama hissettim. Sanki biri kafamın içinde tepiniyordu. Kafatasım bir gecede elli kilo ağırlaşmışta boynuma artık fazla geliyor gibiydi. Gözlerimi birkaç kez kırpıp nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Yatakta hafifçe doğrulup sırtımı krem rengi kadife yatak başlığına dayadım.
Çevremi birkaç kez taradıktan sonra sonunda anlayabilmiştim. Otel odamdaydım. Ama dün geceyle ilgili her şey çok bulanıktı. Ellerimi darmadağın olmuş saçmalarıma götürdüm. Kafamı kaşırken dudaklarımdan istemsiz bir inleme döküldü. O kadar fazla içmiştim ki tüm vücudum ağrıyordu.
Dün gece sanki uzun bir maraton koşusundan çıkmış gibi yorulmuştum. Sahi ben tam olarak ne yapmıştım dün gece? Hatırladığım şeyler parça parçaydı. Önce jakuzi, sonra sahil, sonra çakmak ve en son havai fişek gösterisi. Ama bunları anlamlı bir bütün haline getirmekte oldukça zorlanıyordum. Hatırladığım en belirgin şey bembeyaz kumları olan bir koydu. Tanrım, gerçekten harika bir yerdi. Ama oraya nasıl gittiğimi ya da oradan nasıl döndüğümü asla bilmiyordum.
Elimi yatağın yanındaki komodinde duran telefonuma uzattım. Ekran ışığını açıp saate baktım. 07.26 Natalie’de dün gece oldukça yorulmuş olmalıydı ki hala uyanmamıştı. Telefonumda Natalie’den ne bir arama ne de kapımı tokmaklayan bir yumruğu vardı. Bunun için tanrıya sessizce şükrettim. Çünkü beni halde görseydi ne olduğunu didik didik etmeden beni asla rahat bırakmazdı.
Natalie’nin olmayışının rahatlığıyla kendimi bir kez daha yatağa bıraktığımda birkaç dakika sonra kapımın ufacık tıkırdamasıyla yataktan kalktım. Natalie gelse böyle mi çalardı kapımı? Hiç sanmıyorum, o kız nezaketten zerre haberdar değildi. Bunlar aklımdan geçerken gülümseyerek kapıyı açtım.
Kapıda oldukça minyon, esmer bir otel görevlisi dikiliyordu. Elinde bir fincan kahve tutuyordu. İyi de ben kahve istememiştim ki. Ne olduğunu anlamaya çalışırken kızın yüzüne merakla bakmaya başladım.
‘’Günaydın efendim. Kahvenizi getirdim.’’ Kız içten bir gülümsemeyle bana bakıp kahve bardağını avcuma doğru uzattı. Kıza bir yanlışlık olduğunu anlatmak için ağzımı açtığım sırada kız gür bir sesle konuşmaya devam etti.
‘’Size yarım saat önce de bir kahve getirmiştim kapıyı usulca çaldım ama sanırım daha uyanmamıştınız.’’ Gülümsemesi tüm yüzüne yayıldı.
‘’Çok teşekkür ederim ama galiba bir yanlışlık oldu. Ben kahve istememiştim.’’ Kafam gerçekten karışmıştı.
‘’Otelimizin ikramı hanımefendi. Size güzel günler diliyorum. Bir ihtiyacınız olursa resepsiyonu aramayı unutmayın.’’ Kız cevap vermeme fırsat bırakmadan arkasını dönüp seri adımlarla koridorla ilerlemeye başladı. Kapıyı kapatıp birkaç saniye elimdeki fincana baktım. Eh, iyi yanından bakmak gerekirse şu anda ihtiyacım olan tek şey parmaklarımın arasındaydı. Kahvemden ilk yudumu almamla kapının yeniden çalmaya başlaması bir oldu.
Lütfen bu sefer de çikolata getirmiş olsun! Güzel bir kahvenin yanında asla hayır diyemediğim şey bol sütlü bir çikolataydı. Heyecan ve beklentiyle kapıya doğru döndüm ve sonuna kadar açtım.
Natalie huysuz bakışlarını üstüme dikmiş sabırsızca beni bekliyordu.
‘’Hadi amaaa, hala hazır değil misin? Zaten çok geç kaldık.’’ Kurduğum hayaller buraya kadarmış.
İçeri girmesi için kenara çekildiğim sırada kahverengi gözlerini şüpheyle üzerimde gezdiriyordu. Önce şişmiş gözlerime, sonra elimdeki kahve fincanına en sonunda geceliğime ciddiyetle baktı.
‘’Sana böyle bir tişört almadığıma eminim?’’ Bunu bir soru gibi sormuştu ama anlamamıştım. Ben kafamı toplamaya çalışırken dibime kadar sokulup kedi gibi beni koklamaya başladı.
‘’Şarap, ter, gözyaşı… ve erkek parfümü kokuyorsun. Yoksa sen…’’ Gözlerini şaşkınlıktan yerinden çıkacak gibi oldu. Bir adım geri çekildim.
Ellerimle geceliğimi işaret ederek konuşmaya başladım. ‘’Hala rüya mı görüyorsun Nat? Bu geceliği bana sen al..’’ üzerimdeki beyaz tişörtü görmemle sözlerim yarıda kesildi. Hemen odanın köşesinde duran boy aynasına doğru koştum ve gözlerimin beni yanıltıp yanıltmadığını anlamaya çalıştım. Üzerimde gerçekten beyaz bir tişört vardı. Tişört o kadar uzun gelmişti ki altından geceliğimi bile göremiyordum. Şaşkınlıkla arkamda dikilen Natalie’ye döndüm.
İkimiz de aynı anda ‘’Dün gece ne haltlar döndü?’’ diye birbirimize sorduk. Dün geceyi hatırlıyordum ama zihnim bu tişörtü nasıl giydiğim, bu odaya nasıl geldiğim hakkında bana bir ip ucu vermiyordu. Tanrım, dün gece hiç tanımadığım bir erkekle birlikte olmuş olamam değil mi? Olsam şu an bunu anlayabilir miydim?
Aceleyle elimdeki kahveyi komodinin üzerine bıraktım. Beyaz tişörtün eteğini kaldırıp geceliğimin yerinde durup durmadığını kontrol ettim. Çok şükür ki gecelik yerindeydi.
Natalie ne olduğunu analiz ediyor gibi bana dümdüz bakıyordu. Sessizliği ilk bozan o oldu.
‘’Dün gece neler yaptığından biraz bahsedecek misin?’’ Sesindeki eğlenceli ton geri dönmüştü.
‘’Ben… hatırlamıyorum. Her şey çok yarım. O kadar sarhoş olacağımı tahmin etmemiştim. Odadan dışarı çıktığımda yaşadığım tüm şeyler bir sis perdesinin ardındaymış gibi.’’ Ellerimi iki yana açmış kendimi savunan bir çocuk gibi hızlı hızlı konuşuyordum.
Arkadaşım yatağa oturdu ardında yatağa birkaç küçük pıt yaparak benim de oturmamı işaret etti. Sırtımı yatak başlığına dayayarak oturduğumda Natalie ayak ucumdan beni izliyordu.
‘’Sen dün gece sarhoş oldun ve odadan dışarı çıktın?’’ Bu da bir soruydu.
‘’Evet.’’ Başka söyleyecek bir şeyim yoktu.
‘’Sonra neler oldu?’’ Eğleniyormuş gibiydi.
‘’Sonra otelde dolaştığımı ve sahile gittiğimi hatırlıyorum.’’ Kafamın zonklaması iyice artmıştı.
‘’Asıl sormam gereken şey sanırım ‘neden dışarı çıkmak istedin’, evet bu daha doğru bir soru.’’ Beklentiyle gözlerimin içine baktı.
Gerçekten neden dışarı çıkmak istemiştim? Gözlerimi biraz kısıp dün gecenin detaylarına inmek ister gibi dişlerimi sıktım. Jakuzi, havai fişek, çakmak…
‘’Yüzük!’’ diye aniden bağırdım. ‘’Hatırladım! Natalie ben yüzükten kurtulmak için dışarı çıkmak istedim.’’ Oldukça yüksek bir tonda konuşuyordum. Heyecanım sesimin kontrolünü eline almıştı. Ben bunu gerçekten başarmıştım!
Elimi hızla yüzümün önüne kaldırıp boş olan sağ elimi görmesini sağladım. Natalie’nin yüzü sevinçle ışıldadı.
‘’İşte benim kızım! O çirkin yüzükten ne zaman kurtulacağını merak ediyordum.’’ Yatakta bana doğru sürünüp beni gıdıklamaya başladı.
Karnıma ağrılar girene kadar gıdıkladıktan sonra o da sırtını başlığa dayayıp ayaklarını benimkilerin yanına uzattı.
‘’Eee peki şu üzerindeki seks kokan tişörtü ne zaman anlatacaksın?’’ Gözleri umutla ışıldıyordu. Sanki gözlerini üzerimden ayırırsa kaçıp gidecekmişim gibi tüm dikkatini bana vermişti.
Kafamdaki ağırlık biraz hafiflemiş olsa da hala yerindeydi. Bu sorunun cevabını bende merak ediyordum. Zihnimin içindeki labirentlerde gezinmeye başladım. Dün gece olanları canlandırırken sesli düşünüyordum.
‘’Ben sahile gittiğimde orada bir havai fişek bulduğumu hatırlıyorum. Sonra birinden çakmak istedim. Yüzüğü yok edecek uygun bir yer bulduğumu hatırlıyorum. Yüzüğü havai fişekle havaya uçurdum…’’
‘’Siktir! Sen yüzükten kurtuldum deyince onu denize falan attığını düşünmüştüm. Ama böylesi çok havalı!’’ Resmen bağırarak konuşmuştu. ‘’Seninle gurur duyuyorum harika bir plan.’’ Sesi kahkahalarının arasından boğuk boğuk çıkıyordu.
Zihnimde parçalar yavaş yavaş yerine oturuyordu. Birden zihnimde kıvılcımlar çaktı!
‘’Mavi gözlü bir adam gelip bana söylenmeye başladı. Onu uyandırdığım için kızgındı.’’ Bu kısmı anlatırken biraz utanmaya başlıyordum. Natalie devam etmem için kafasını hevesle öne arkaya sallıyordu.
‘’Sonra onunla biraz sohbet ettik ama sohbetimizi çok bölük pörçük. En son onun yanında çok uykumun geldiğini hatırlıyorum. Ama bu tişörtü nasıl giydiğim ya da buraya nasıl geri döndüğüme dair zihnimde hiçbir şey yok.’’
‘’Onunla seks yapmış olabilir misin? Lütfen olmuş olsun!’’ heyecanla ellerini çırpmaya başladı.
‘’Saçmalama!’’ onu tersledim. ‘’Onunla seks yapmış olsam bu gecelik neden hala üzerimde olsun?’’
Yatakta doğruldu. Gözleri merakla sonuna kadar açıldı. Sanki çok heyecanlı bir film izliyor gibiydi.
‘’Sen dün gece tüm bu şeyleri yaparken üzerinde sadece o geceliğin mi olduğunu söylüyorsun yani?’’ Yaramaz bir kız çocuğu gibi gülümsedi.
‘’Demek sen de bunu tuhaf buldun. Ama ben dün gece halimden hiç rahatsız değildim. Bundan utanmam mı gerekiyor?’’ Kafa karışıklığımla yüzümü ona iyice döndüm. Dün gece kendimi hiç olmadığım kadar güçlü hissediyordum. Giydiğim kıyafet benim için çok önemsiz bir detaydı. Ama şimdi aklı selim düşününce rahatsızlıkla yerimden kıpırdadım. Gerçekten de dışarı çıkmaya uygun bir kıyafet değildi.
‘’Dantellerin arasından meme uçların bile görünüyor Leila. Tuhaf değil ama sadece biraz fazla cesur. Gözünü kendi odanda açtığın için çok şanslısın.’’ Arkadaşım otuz iki dişiyle bana sırıttı. ‘’Bir dakika… Bunu başka kim tuhaf buldu?’’ gülümsemesini korurken Gözlerini kısarak bana baktı. Gerçekten korku filmlerinden fırlamış gibi görünüyordu.
Yanaklarım utançla kıpkırmızı olmuştu. ‘’O mavi gözlü adam bunu kesinlikle tuhaf buldu.’’ Derin bir nefes verip konuşmaya devam ettim. ‘’Ayrıca sahilde sigarayla çakmak istediğim adam da bunu kesinlikle normal bulmuş gibi bakmıyordu.’’ Sözlerimi bitirdiğimde arkadaşımın kıkırdamalarını duydum.
‘’Bir taşla iki kuş desene!’’ Neyi ima ettiğini anlayınca yüzümü buruşturdum.
‘’Sahildeki o adam, dün sabah denizde bana gösterdiğin kişiydi.’’
‘’Potansiyel şarj aleti mi?’’
‘’Evet, sanırım. Yani aklım benimle oyun oynamıyorsa o olduğunu düşünüyorum.’’
Natalie aklına bir fikir gelmiş gibi ani bir hareketle vücudunu bana döndürdü. ‘’Eee hangisi daha seksiydi. Denizdeki adamın kesinlikle seksi olduğunu biliyorum çünkü onu gözlerimle gördüm. Diğer adam… şu mavi gözlü olan. O nasıldı?’’ Sesinde gözden kaçmayacak bir yaramazlık vardı.
‘’İkisiyle de o şekilde ilgilenmedim.’’ Kısmen doğruydu. İkisine de o şekilde bir yakınlık göstermemiştim. Ama ikisi de inanılmaz derece seksiydi. Bu göz ardı edemeyeceğim bir gerçekti. Bunu düşününce midemde garip bir karıncalanma hissettim.
‘’Bu olaylara bayaaa uzak olduğunu biliyorum ama artık kendini ödüllendirmeyi öğrenmen lazım. Çok güzelsin, aşırı seksisin. Eminim ki hayatında bir kez bile kendine dokunmamışsındır.’’ Doğruydu. Bunu bu kadar kolay tahmin edebiliyor olması canımı sıkıyordu. ‘’Son birkaç günde önceden asla yapmayacağın birçok şeyi yaptın. Zamana ihtiyacın varsa anlarım ama bir arkadaş olarak söylüyorum ki kaçırdığın şeylerin ne olduğunu anladığında pişman olacaksın.’’
Sözlerini tamamlayınca Elliot’un söyledikleri aklıma hücum etmeye başladı. ‘’Bekaret bir kadın kutsal bir şeydir… Bir kadının her şeyidir.’’ Ben açılmayı bekleyen bir hediye paketi değilim. Hele ki onun hediyesi hiç değildim.
Bu düşüncelerin zihnime akın etmesiyle sinirlerim iyice bozulmuştu. Yataktan kalktım ve balkon kapısını açıp içeriye temiz havanın girmesini sağladım. Hareketlerin ve sessizliğin Natalie’nin dikkatini çekmiş olacak ki yavaş adımlarla yanıma geldi. Eliyle destek verir gibi koluma dokundu.
‘’Sözlerimle sınırı aştıysam özür dilerim.’’ Az önceki neşeli sesinin yerinde yeller esiyordu. ‘’Belki de bu kadar özel konulara girmemem gerekiyordu. Yaşadığın şeylerin üzerinden sadece birkaç gün geçti ve ben sanki hiçbir şey olmamış gibi patavatsızca davrandım.’’
Az önce söylediği şeyler beni sinirlendirmemişti. Söylediği şeylerin gerçekliği beni sinirlendirmişti. Doğduğum ilk andan itibaren hayatımda var olan erkekleri mutlu etmeye çalışıyordum. Hayatta kendime dair tek bir amacım bile yoktu. İstediğim şeyleri ve potansiyel güzellikleri uygun görülmeyeceği için elimin tersiyle bir kenara atmıştım. Peki ne için? Babamın beni onaylaması için. Sonuçta ne olmuştu? İşte bulunduğum noktadaydım.
Gözlerimi masmavi suların manzarasından ayırmadan konuşmaya başladım. ‘’Beni sinirlendiren şey söylediğin şeylerin doğruluğu. Aklıma Elliot’un sözleri geldi. Bende değerli gördüğü şey yalnızca kimseyle birlikte olmamamdı. Bunu çok açıkça dile getirdi. Bu kendi değerimi yeniden sorgulamama neden oldu.’’ Sesimin sakinliği karşısında bende şaşkındım. ‘’Ben bundan yakın zamanda kurtulacağım. Çünkü bir gün oraya geri dönmek zorunda kalırsam babamın Elliot gibi başka bir adamla beni zorla nikah masasına oturtmayacağını garanti edemiyorum. Belki bu beni bundan koruyabilir.’’
Natalie kaşlarını çatarak yüzüme baktı. ‘’Nasıl yani, ne demek istiyorsun?’’
‘’Babam her şeyden önce insanların onun hakkında ne düşündüğünü önemser. Eğer benim biriyle birlikte olduğumu öğrenirse bu onun için büyük bir utanç kaynağı olur. Bunun kimse tarafından öğrenilmemesi için elinden geleni yapar.’’
‘’Babanın yanına geri dönmek zorunda kalmayacaksın canım.’’ Bir koluyla beni sıkıca sardı ve kafasını omzuma yasladı. ‘’Bunun için elimden ne geliyorsa yapacağım. Bana güven.’’
Desteğiyle içim sıcacık oldu. ‘’Sen bu hayatta güvenebileceğim tek kişisin. Sana sahip olduğum için çok şanslıyım.’’
Balkon kapısında birbirimize sessiz bir güven vadederek bir süre manzarayı izledik.
‘’Ee bugün bir şeyler yapabilecek kadar kendini iyi hissediyor musun bakalım?’’
Yanımda omuz omuza durduğum kadına yandan gülümseyerek ‘’Evet ve bundan sonraki tüm günlerde.’’ dedim.
***
Son birkaç gün oldukça yoğun geçmişti. Sabahları Natalie tarafından erkenden uyandırılıyor, zorla önce denize sonra kahvaltıya götürülüyordum. Oda da biraz dinlendikten sonra havuza giriyor sonra da otelin o gün içinde planladığı aktivitelere dahil oluyordum. Robert tüm bu koşuşturmacanın içinde Natalie’yi bir an bile yalnız bırakmıyor, çok yorulsa bile sevdiği kadının elini daime tutmaya devam ediyordu.
Birbirlerine gerçekten de fazlasıyla uyumluydular. Natalie’yi ilk kez sırılsıklam aşık olmuş görmek, aşık olduğu adamın da onun için yanıp tutuştuğunu izlemek içimde hem tarifsiz bir sevinç hem de garip bir burukluk hissetmeme neden oluyordu. Hayır hayır, arkadaşımı kıskanmıyordum. Sadece onların birbirlerine hissettiği yoğun duygulara tanık olmak içimde bir şeylerin eksikliğini hissetmeme neden oluyordu. Koşulsuz sevginin nasıl bir şey olduğunu hiç tatmamıştım. Ama bunu umut etmenin bile tamamlanmama yardımcı olduğunu hissediyordum.
— — — — — — — — — —
Selam Canlarım. 🥰
Sonraki bölümlerde karşılaşılaşılacak sürprizlerle ilgili bir fikriniz var mı?
6. ve 7. Bölümde olacakları okumanız için heyecandan yerimde duramıyorum. 🤩🎊
📖
💙