Kafamda havluyla banyodan çıktığımda Natalie yatağımın üzerine yüzükoyun uzanmış telefondan bir şeylere bakıyordu. Kafamdaki havluyu onun bacaklarının üzerine attığımda ciyaklayarak bana döndü.
‘’Hayalet gibi sessiz gelme huyunu ne zaman bırakacaksın?’’
‘’Belki telefonuna o kadar dalmasaydın benim duşu kapattığımı ve banyo kapısını sertçe açtığımı fark edebilirdin.’’ Ona ukala bir şekilde gülümsedim. ‘’Neye kaptırdın kendini bakalım?’’ Gözümle telefonu işaret ettim.
‘’Kırmızının yeşilin zıt rengi olduğunu biliyor muydun?’’ Ne saçma bir soruydu bu böyle.
‘’Hıhı.. Yani?’’
‘’Yani diyorum ki belki saçlarını kırmızıya boyarsak eşsiz gözlerinin güzelliği daha çok ortaya çıkar.’’ Kabul etmem için bana yavru kedi gibi bakıyordu.
‘’Fazla cesur bir renk değil mi?’’ Hayatta olmaz.
‘’Leila Celeste’de çok cesur bir kadın değil mi?’’
‘’Soruma neden soruyla cevap veriyorsun?’’ Konuyu çevirmeye çalışıyordum çünkü o aklına bir şeyi koyduğu zaman istediğini almadan bırakacak türden bir insan değildi.
‘’Konudan sapma.’’ Dengesini korumaya çalışırken güçlükle yataktan kalktı. Az daha yere kapaklanacaktı. Beni kollarımdan tutarak odanın köşesinde duran boy aynasına doğru sürükledi. Aynada kendi aksime baktım.
‘’Bu asi kıvırcık dalgaların kızıl olduğunu bir hayal etsene.’’ Islak ama yine de kabarık dalgarıma baktım. ‘’Bembeyaz tenini ve yeşil gözlerini kızıl buklelerin süslediğini bir düşün.’’ Benimle konuşurken tamam demem için kafasını bir aşağı bir yukarı sallayarak konuşuyordu. Kendimi incelemeye devam ettim.
Kısa bir an zihnimde canlandırdım. Haklı olabilirdi. Doğal güzelliğimi biraz vahşileştirmek kimseye bir zarar vermezdi. Hem beğenmezsem eski haline geri dönebilirdim. Anlık bir tereddüttün ardından ‘’Tamam istediğin gibi olsun. Hadi gidelim.’’ Deyip kıyafetlerime doğru yürümeye başladım.
Durduğu yerde kısacık bir sevinç çığlığı attı ve yumruğunu havaya kaldırdı. Bu oyunu o kazanmıştı. Deneyip sonucu görelim bakalım.
Elime gelen ilk elbiseyi giyip ayaklarıma hızla kısa topuklu beyaz bir ayakkabı geçirdim. Açık pembe elbise dizlerimin biraz üzerinde bitiyordu. Boyu oldukça normaldi ama derin bir göğüs dekoltesine sahipti. Natalie’nin prensibine fazlasıyla uyuyordu. ‘Bir yeri açıyorsan başka bir yeri kapatmalısın.’ Bunun erkekler tarafından daha çok arzu uyandırdığını söylüyordu. Beyaz küçük bir omuz çantası alıp kombinimi tamamladım.
Odadan çıktığımızda Natalie oldukça heyecanlı görünüyordu. Ona anaç bir gülümseme gönderdim. Bazen 18 yaşındaki bir çocuk gibi davrandığında onun benimle yaşıt olduğunu unutuyordum. Problem sanırım benim yaşımdan daha olgun tavırlar sergilememdeydi.
Asansöre binip -1’i tuşladı. Asansör yavaşça hareket ettiğinde açıkçası biraz gergindim. Sabırsızlıkla sordum.
‘’Eee kuaför nerede?’’
‘’Burnumuzun dibinde.’’ Diyerek asansörün açılan kapısının tam karşısındaki kuaförü işaret etti. Doğru ya tüm otellerde bir kuaför olurdu.
‘’Emin misin? Sence işinin ehli midir?’’ Saçlarımı kısacık kestirmek zorunda kalmak istiyordum. Ona biraz şüpheyle baktım.
‘’Leila, Goldriver’ın en muhteşem otelindesin, buradaki kuaförün kötü olabileceğini sana düşündüren şey ne? Sosyal medyasını incelediğimde adam renkler, kesimler ve şekiller üzerinde harikalar yaratıyor gibi görünüyordu.’’ Beni rahatlatmak için gülümsedi.
‘’Hadi girelim o zaman.’’ Burada birkaç dakika daha dikilirsem geldiğim gibi geri dönecek gibiydim.
Kuaförün içine girdiğimizde içerisinin bir saray kadar şatafatlı; altın sarısı ve mor tonlarında döşendiğini gördüm. Kuaförün gerçekten kendine has bir tarzı vardı. Ayrıca her yer tertemiz görünüyordu. İçime biraz su serpildi. Arka taraftan orta yaşlarının sonunda beyazlamış saçlarını kafasının tam üzerinde topuz yapmış bir adam bize doğru yürümeye başladı. ‘’Hanımlar, hoş geldiniz. Ben Thomas. Bugün sizlere sihrimi nasıl gösterebilirim?’’
İstemeden biraz gerildim. ‘’Bu adam bir Niskhasian’mı?’’ diye Natalie’nin kulağına fısıldadım.
O da aynı sessizlikle benim kulağıma ‘’Ne fark eder ki, siktir et. Saçlarında harikalar yaratsın yeterli.’’ Diyerek beni çimdikledi.
Adam yanımıza geldiğinde kendimizi ancak toparlamıştık. ‘’Şey, ben Leila. Saçlarımda ufak bir değişiklik istiyorum.’’ Diyebildim.
‘’Ahh tatlım. Bunlar ne harika saçlar böyle.’’ Saçlarımın bir tutamını alıp incelemeye başladı. ‘’Tam olarak ne istiyorsun?’’ gözlerini saçlarımdan ayırmadan sordu.
‘’Renginde bazı değişiklikler yapsak?’’ Odamda verdiğim o cesur karar şimdi toza dumana dönüşüyor gibiydi.
Adam cevabımla gözlerini saçlarımdan ayırıp yüzümü incelemeye başladı. Gözlerimin ve tenimin üzerinde oldukça uzun bir süre oyalandı.
‘’Tatlım, senin için kızıl harika bir tercih olur. Bu cilt ve gözlerle tıpkı bir porselen bebeğe benzersin.’’
Büyük bir rahatlama yaşadım. Adam işinde gerçekten iyi gibi görünüyordu. Yalnızca Natalie’nin önerisiyle böyle bir maceraya atılıyor olmaktan çok daha rahatlatıcıydı. Rahatlamam yüzümde bir gülümsemeye dönüştü.
‘’Peki, hadi sihrini saçlarımda göster bakalım.’’ Deyip aynalı masalardan birine doğru yürümeye başladım. Natalie rahat koltuğa gömülürken Thomas’ta ustalıkla malzemelerini hazırlamaya başlamıştı.
Dükkandaki çalışanlar bana sütlü bir kahve getirdiğinde Thomas çoktan büyük bir dikkatle saçlarıma karıştırdığı sıvılardan sürmeye başlamıştı.
İşinin arasından ‘’Saçlarına bayıldım hayatım. Çok sağlıklılar. Bunca yıl boya sürmüş olmaman da çok ilginç’’ dedi.
İçimden gelen kıkırdamayı bastıramadım. ‘’Geçmiş yaşantımda doğal yaşama biraz takıntılı biriydim. Artık bunu aşmaya çalışıyorum.’’ Diyerek gerçeği çarpıttım.
Aradan geçen birkaç saatin ardından adam saçlarımı kurutup buklelerimi şekillendirmeyi bitirdiğinde aynadaki kadına hayranlıkla bakıyordum. Cildim bu renkle daha beyaz ve pürüzsüz, gözlerim işe en değerli mücevherler gibi parlıyordu. Saçlarım kaliteli bir şarap gibi görünüyordu. Sanki kendime değil de çok ünlü bir film yıldızına bakıyordum.
‘’Tatlım biraz makyaj da yapmamı ister misin?’’
Kendi görüntümle büyülenmiş bir haldeyken kafamla kısa bir onay vermekle yetindim.
Makyajımı tamamlaması için kafamı arkaya yatırıp gözlerimi kapatmamı istedi. Fırçaları yüzümde dans ettirmesi bittiğinde gözlerimi yavaşça açtım.
Siktir. Bu adam gerçekten sihir yapabiliyordu.
Natalie sıkılmış bir halde yanıma doğru yürümeye başladı. Aynadaki görüntümle karşılaşınca nefesini tuttu.
‘’Harika görünüyorsun.’’ Diyebildi.
Kuaförden çıkıp asansöre bindiğimizde hala kendi görüntüme adapte olmaya çalışıyordum. Asansör 2. Katta durdu. Natalie inmeden önce ‘’Bu akşam yemekten sonra Blues müzik dinletisi var. Ona uygun bir şeyler giymen lazım, herkes fazla şık olacak.’’ Diyerek bana göz kırptı.
‘’En güzel kıyafetlerimden birini giyeceğime şüphen olmasın.’’ Diyerek ona garanti verdim. Birbirimize gülümserken asansörün kapısı kapantı. Bende bir kat daha yukarı çıkıp odama doğru yürümeye başladım.
Bu akşamki plan beni bile heyecanlandırmış. Oldum olası Blues müziğe bayılırdım. Hem karşı konuşmaz bir seksiliği vardı hem de biraz hüzünlüydü. Şimdiden kafamda ne giymem gerektiği dönüyordu.
Odama girdiğimde karnım heyecanla burkulmuştu. Koşarak giyse dolabının kapağını açtım. İçerideki rengarenk kıyafetleri gözlerimle taramaya başladım. Mavi şifon kumaştan dikilmiş mini bir elbiseyi alıp yatağın üzerine serdim. Elbise çok güzeldi ama aradığım şeyin tam olarak bu olmadığına dakikalar içerisinde karar verdim.
Tekrar dolaba dönüp askıdaki elbiseleri karıştırmaya başladım. Aradığım şey daha eşsiz bir elbiseydi. Hem zarif hem de gösterişli olmalıydı. Pudra rengi bir elbiseyi daha gözden geçirdikten sonra aradığım şeyin o da olmadığına emin oldum.
Birkaç dakikanın ardından yeşil tok bir satenden yapılmış uzun bir elbise gözüme çarptı. Kumaşı gerçekten göz kamaştırıcıydı. Yeşilin en güzel tonundan yapılmış hem çok sade hem de çok göze çarpan bir parçaydı.
Aceleyle üzerimdeki tüm kıyafetlerden kurtuldum. Siyah dantel bir külotu bacaklarıma geçirdikten sonra sütyen takmamaya karar verdim. Çünkü elbisenin sırtı belimin oyuntusuna kadar açıktı ve nasıl bir sütyen giyersem giyeyim bu elbiseyi kesinlikle mahvederdi. Yatakta uzanıp beni bekleyen elbiseye doğru yaklaşıp yavaşça onu askısından kurtardım. Elbiseyi üzerime oturtup kalçasındaki fermuarı dikkatle yukarı çektikten sonra boynumdaki tasmasının düğmesini de ilikleyerek kendime baktım.
Elbise bedenime özel dikilmiş gibiydi. Önden bakıldığında boyundan bağlamalı halter yaka bir elbiseye benziyordu. Ama bağ yerine boynunda aynı kumaştan zarif bir tasması vardı. Göğüs kısmı tamamen kapalıydı. Ama elbisenin boynuma ulaşan üçgen parçası göğüslerimin yanlarını hafifçe açıkta bırakıyordu. Sırtı ise kalçamın başlangıcına kadar tamamen açıktı. Elbise zarifçe belime oturuyor, belden sonrası biraz daha dökümlü bir eteğe dönüşüyordu. Eteğinde ise sol bacağımı boydan boya gözler önüne seren bir yırtmaca sahipti. Kumaşı o kadar yumuşaktı ki bacaklarıma her değdiğinde tüylerimi diken diken ediyordu.
Saçlarımı açık bir şekilde omuzlarımdan aşağı bıraktım. Belimin bir kısmı saçlarımla örtülse de hatrı sayılır bir kısmı açıkta kalıyordu. Ayaklarıma ten rengimle birebir uyuşacak yüksek topuklu bir ayakkabı giydikten sonra aynadaki yansımamda bir şeylerin eksik olduğunu hissettim. Natalie’yle birlikte alışverişe gittiğimiz gün aldığım takıları karıştırmaya başladım. Çoğu altın sarısı renkteydi ama bu kıyafetin üzerine kesinlikle gümüş renkli bir takı gerekiyordu. Takı kutusunu karıştırmaya devam ederken taşları parıl parıl parlayan su yolu uzun bir küpe ve küpeyle takım olan kolyeyi buldum. Bunlar harika bir tercihti. Küpeleri kulaklarıma taktığımda istediğim görüntünün bir kısmına ulaştığımı anladım. Elbise tasmalı bir model olduğu için kesinlikle bir kolye tercih edemezdim ama bu parçayı kullanmayı çok istiyordum. Kolyeyi elimde çevirip iki kere bileğimin etrafında dolaştırdığımda çok büyük geldi. Ama üçüncü kez dolaştırabilmek içinse fazla kısaydı.
Kolyeyi elimde tutarken aynadaki görüntüme dikkatle baktım, gözlerim açıkta kalan bacağıma dikildi. Dudaklarım memnuniyetle kıvrıldı. Kolyeyi nerede kullanacağımı bulmuştum. Yırtmacımı iyice aralayıp elimdeki kolyeyi bacağımın üst kısmına geçirip kilidini kapattım. Harika bir bacak aksesuarı olmuştu. Kuaförün dudaklarıma sürdüğü kırmızı ruju tazeleyip elime ışıltılı bir kutu çanta alıp görüntümü tamamladım. Odadan çıkarken yatağımın üzerindeki kıyafetleri dolaba yerleştirip her şeyi olması gereken düzende bırakmaya gayret ettim. Kim bilir belki bu gece odama yalnız gelmezdim.
— — — — — — — — — —
Devamı bir sonraki bölümde… 🔥