"Saçları gerçek gibi!"
"Saçları gerçek, evet. Eskiden kız çocuklarına bebek yaparlarken bebeği verecekleri kızın saçını kullanırlarmış."
Gamze elindeki bebeği yerine geri koydu. Bebekler arasında saç renkleri farklı iki tip bebek vardı. Bebeklerin yarısının saçları tıpkı Nurhayat hanımın gençliğinde olduğu gibi kahverengi idi. Diğerleri ise simsiyah. Gamze ve Cenk bey odadan çıkarlarken bebeklerin olduğu taraftan bir ses geldi. Gamze aniden geriye doğru döndü, Cenk bey de aynı şekilde sesi duymuştu. Gamze tekrar odaya girdiğinde yerine koyduğu bebeğin yere düştüğünü gördü. Tam bebeği alıp yerine geri koyacaktı ki Cenk bey ona seslendi. "Gamze hanım annemi çok yalnız bıraktık." Gamze bebeği yerine koyamadan odadan çıktılar. Merdivenlerden tekrar aşağıya indiler ve Nurhayat hanımın yanına gittiler.
"Gamze hanım evi nasıl buldunuz?"
"Eski evlere pek alışık değilim Cenk bey, bana hep ürkütücü gelir ama bu küçükkendi. Şimdi ise karanlıkta uyumaktan daha çok zevk aldığım bir şey yok. Korkmam yani."
"Anladım, biz yıllarca bu evde yaşadık. Evlilik falan derken mecburen ayrıldık. Eve alıştığınızda ne kadar huzurlu olduğunu göreceksiniz."
Cenk bey annesinin yanına gitti, kafasını iki elinin arasına aldı. Yanaklarından bolca öptükten sonra Gamze'ye döndü.
"Gamze hanım benim şirkette işlerim var . Acil bir durum olduğunda beni arayın hemen ne gerekiyorsa yaparız olur mu?"
"Olur Cenk bey."
Cenk bey kapıya doğru ilerleri, ayakkabılarını giymeye başladı bu sırada Gamze arkasında belkiyordu. Aklına birden yukarıda duran ibrik ve leğen geldi.
"Cenk bey evi gezerken fark ettimde yukarıda boş bir ibrik ve leğen var, onları oradan kaldırayım mı?"
Cenk bey birden duraksadı. "Hayır Gamze hanım, annem hergün o ibriğe su doldururdu. Sizde aynısını yaparsanız memnun kalırım. Diğer Bakıcı da aynı soruyu sormuştu ama bugün doldurmayı unutmuş herhalde."
"Tabi cenk bey." Cenk bey ayakkabılarını giydikten sonra eve son birkez baktı. "Gamze hanım ev size emanet, anneme iyi bakın. Dediğim gibi bir sorun olursa hemen beni arayın."
Cenk bey kapıdan çıktı, şoförü onu bekliyordu. Cenk beye kapısını açtıktan sonra şoför koltuğuna geçti. Cenk bey ayrılana kadar Gamze kapıyı kapatmadı. Cenk bey giderken Gamze'ye el salladı. Gamze kapıyı kapattıktan sonra hemen Nurhayat hanımın yanına gitti. Gözlerini kontrol etti daha sonra da ateşine baktı. Daha sonra ilaç dolabına giderek ilaçların saatlerine baktı. Birkaç ilacın saati gelmişti. İlaçlarını vermek için bardağa su doldurduktan sonra mutfaktan çıktı. Gamze birden dona kaldı. Merdivenin basamağında yukarıda sevdiği bebeklerden bir tanesi öylece duruyordu. Bebeğin saçları siyahtı ve gözleri boncuktan yapılmıştı. Gamze hızlıca yanından geçerek Nurhayat hanımın yanına gitti. İlaçlarını teker teker verdi ve suyunu içirdi. Fakat o bebeğin oraya nasıl geldiği kafasından bir türlü çıkmıyordu. Bu düşünceler arasında Nurhayat hanıma suyunu içirirken birazını üstüne döktü. Hemen mutfağa koştu. Mutfağa varmadan önce yavaş adımlarla odadan çıkmaya başladı. Gözleri bez bebeği merdivenlerde aradı. Bez bebek artık orada değildi. Hızlıca mutfağa doğru yürüdü. Bezi alır almaz Nurhayat hanımın yanına gitti ve üstüne döktüğü suyu silmeye başladı.
Artık yapılması gereken başka bir iş yoktu. Temizlik bugün diğer bakıcı tarafından yapılmıştı. Yemek yapmak için ise çok erkendi. Gamze'nin aklında yukarıdaki ibrik geldi. Yavaşça merdivenlerden yukarı çıktı. İbriği aldığı gibi aşağıya inmesi bir oldu. İbriği aşağıdaki muslukta doldurduktan sonra tekrar yukarı çıkarak leğenin içine koydu. Tam bu sırada bebeklerin olduğu odadan bir ses geldi. Gamze aniden gözlerini kapattı. Evde ondan başka sadece Nurhayat hanım vardı. Gözlerini yavaşça açmaya başladı. Kafasını sağına, bez bebeklerin olduğu odaya doğru çevirdi. Yavaşça odaya doğru girdi. Bebeklerin yanına doğru yürüdü ve aniden bir ses daha duydu. Bu sefer hızlıca hareket ederek tahta dolabın arkasına doğru ilerledi. Aniden yanından bir fındık faresi koşarak geçti ve merdivenlerden aşağıya indi. Gamze derin bir nefes aldı. "Çok korktum!" dedi kendi kendine.