İlk İhanet

1708 Words
12 Haziran ayının tam ortası, o gün Pulp Pub’ta konser var. Cihan Mürtezaoğlu gelecek, hazırlıklar sabahtan başladı. Hazır Berrin’de o aralar barda çalışıyor diye Yaren’i de çağırdım. Yanımda olması güzel olurdu, hem sabah saatlerinde başlayan bu çileyi çekilebilir kılardı, hem de sevdiğim kadını görürdüm. Zaten konser yüzünden sabah iznimi yapamamıştım ve haliyle Yaren’im ile gezememiştim, gelmesi çok güzel olurdu. Beni çok mutlu ederdi. Hem bugün özel bir gün olsun istiyordum, kendisine daha ‘’Seni seviyorum’’ dememiştim, özel bir anda olsun istiyordum. Azda olsa romantik bir ortam olmalıydı ve o gün eldeki imkanlarla romantik bir ortam yapılabilirdi. Hazırlık aşamasına Hakan Abi’de geldi. Hakan Abi’yi İstanbul’dan Beşiktaş semtimden tanıyordum, gitaristti. Aslında çok güzel işler yapmıştı, ailesinin güzel siyasi bağlantıları vardı ve belediye konserleri felan derken iyi kazanıyordu. Birçok ünlü sanatçının da stüdyo kayıtlarında gitaristliğini yapıyordu. Mükemmel biriydi; hoş sohbeti olan, uzlaşmacı, hayata bakış açısı güzel biriydi. Tam bir sofi sayılabilirdi, tek eksiği ailesinden çok şey bekliyor olmasıydı, ailelerimizin bizim için bir şeyler yapmak zorunda olduğuna inanıyordu. Hakan Abi gelince Yaren’i aradım ‘’Hemen gel’’ dedim. Hakan akrabam gibiydi ve Amasya’daki tek tanıdığımdı. Yaren’i tanıştırmak istiyordum. Hem Hakan Yaren’i tanışın, hem de Özge’den ayrıldığıma üzülmüştü; mutlu olduğumu görsün istiyordum. Yaren o meşhur kısa deri eteği ve üzerine göğüsleri gözükecek şekilde açık bir beyaz gömlek giymişti. Balık etliydi, bacakları kalındı ve vücuduna göre göğüsleri küçüktü; yani anlayacağınız üzere açık giyinmek aslında yakışmıyordu ama kendisinin böyle güzel gözüktüğünü ve dikkat çektiğini düşünüyordu. Aslında kot pantolon ve gömlek giydiğinde öyle bir çekici oluyordu ki; bilse hep öyle gezerdi, bilmesin diye hiç söylemedim. İlişkimiz güvende olmalıydı. Hakan eski bir müzisyen olsa da o günlerde yeni bir sofuydu. Bu giyim tarzıyla gelen Yaren’e ön yargılı bakabilirdi ama sevgi böyle bir şey ya; ne umursadım ne de Yaren’e temkinli olması hakkında bir şey dedim. Sevdiğim kadını kısıtlamak istemiyordum, benim yanımda ve benimle birlikteyken özgür olmasını istiyordum, benim yüzümden isteyipte yapamadığı bir şey olduğunu öğrensem kahrolurdum. O yüzden hep özgür bıraktım. Hakan Abi, ben ve çekik gözlü, güzel dudaklı sevdiğim Yaren yan yanaydık. Irmağın kenarına bakan masalardan birine oturduk. Muhteşem denebilecek bir sohbet oldu, esprili, neşeli ve aynı kafa yapısına sahip bir an paylaştık. Bu an benim için çok değerliydi.  Hatta bir an beraber yemek yedik ki; bu an benim için çok özeldi, Yaren beni elleriyle beslemişti. Bu kız tatlıydı, güzeldi, masumdu… Tam aradığım kadındı, en büyük korkum olan anneme benzeyen bir kadına aşık olmayı yaşatmış ama korkumu da yenmeme yardımcı olmuştu. Öyle düşündüğüm gibi korkulacak bir olay değilmiş, bana gösterdi koca yürekli küçük sevgilim. Yaren bana bunu gösterdikçe; benim omzumdaki yük arttı, Yaren annem gibiyse; ben de babam gibi olmalı ve babam gibi sevmeliydim.  Babam çok güzel seven bir adamdı, tam bir İstanbul aşığı. Anneme adıyla hitap etmeyen, ev işlerinde yardım eden, güzel şiirler okuyan ve sevdiğini her an dile getiren, kimseden utanmayan çekinmeyen biriydi. Tam bir duygu abidesiydi.  Bende maalesef babamın bir tek bu güzel yönünü almıştım. Her anlamda mükemmel olan babama yakışır bir evlat olamadığım, istediklerini yapamadığım için; ‘’Belki de babam gibi seversem beni takdir eder, benimle gurur duyar.’’ Diyerek babam gibi sevmeye çalıştım hep. Sevgi konusunda sadece babamı örnek aldım. Hep de babamı örnek alacağım, her konuda. İlerleyen saatler konser başlamıştı ama mekan sakindi, çünkü biz ertesi gün üniversite sınavının olduğunu unutarak tarih belirlemiştik. Bir sanatçının Haziran ayında uygun olmasını azıcık irdeleseydik keşke. Ama bu boşluk benim işime gelmişti, aşkla yaren olan ben; sevdiğim kadınla ilgileniyordum. Bara yaslanmış, bar taburesinde oturan Yaren’i izliyordum, ellerimle besliyordum ve Yaren bu anları videoya alıyordu. İlgi ve romantiklik hoşuna gidiyordu, halbuki daha flört döneminde böyle şeyler beklemediğini söylemişti. Güzel bir şarkı başladı, mekan sessizdi ve ortam romantikti. Tam aradığım fırsattı. Barın altındaki gülü elime aldım ve Yarenime ‘’Seni seviyorum, çok seviyorum ve hep seveceğim.’’ Dedim. Çok mutlu olmuştu, O da bana ‘’Beni sevdiğini ve O’nu hiç bırakmamamı istediğini..’’ söylemişti. Her şey çok güzeldi, sevdiğimi de söylemiştim, sevildiğimi de duymuştum. Ruhumdaki boşluğun nedeni Yaren’i arıyor olmamış diye düşündüm. Neyse ki Yarenimi bulmuştum. Aşkla Yaren olmuştum, hemen telefonumu çıkarıp ismini ‘’Aşkla Yaren’’ olarak değiştirdim. Kadınım, inan seni çok mutlu edeceğim, artık tek çabam senin mutlu olman için olacak ve bana aşık olman için, her gün yeniden aşık edeceğim seni kendime… Devamlı Yaren’in yanına tabureye oturuyor, öpücük atıyor ve fotoğraf çekiyordum. Adete karşılıklı sevgi sözcüklerimizi kutluyor ve heyecanından yerimde duramıyordum. Birden Yaren; -Bak çok sırnaşıyorsun, kısmetimi kapatıyorsun. -Nasıl yani? -Şu çocukla kesişiyorduk ama sen yakınlaşınca gözlerini kaçırmaya başladı. -Ciddi misin? -Evet, baksana çok tatlı değil mi? -Çok mu tatlı? -Evet. -O zaman ben kısmetini kapatmayayım, tamam.  -Kızdın mı? -Hayır, içinden ne geliyorsa yap, sorun yok. Evet son sözüm tam da öyle oldu. ‘’İçinden ne geliyorsa yap…’’ Çünkü daha on beş dakika önce birbirimize sevdiğimizi ve ayrılmak istemediğimizi söylemiştik ve on beş dakika sonra bana ne demişti. Ben şoktaydım, ne oluyordu, ciddi miydi? Bana, ya da kendini böyle sevene, onu da geçtim sevdiği adama bunu yapabilir miydi? Bu soruların cevabını gerçekten merak ediyordum ve cevabını öğrenmek istiyordum. Cevabını öğrenmeli ve duruma göre kararlarımı gözden geçirmeliydim. Eleman bizim Eren’in arkadaşıydı, konser için yardıma gelmişti, adı Mehmet Mert Şener… Yakınlaşmalar başlayınca eleman da Yaren ile sevgili olduğumuzu söyledim ama bunu bile bile karşılık verecek mi diye de ‘’Rahat bir ilişkimiz var’’ dedim.  Aslında Mert’in hareketlerini merakımdan değildi bu sözüm, Mert kendini geri çekerde; Yaren ‘’ben o gün şaka yaptım’’ der diyeydi. Ben gerçek sonucu ve gelecekte başıma gelecek olası sorunları merak ediyordum. Epey yakınlaştılar, hatta ben bardayken; bar taburesine yan yana oturup, gözlerimin içine baka baka öpüştüler. Hata bir ara oradan kalkıp, bardan görünmeyen locaya çıktılar. Hatta Eren aylar sonra beni arayıp bu olay için ‘’Locada sevgilin başka bir adamla elleşti ve sen sustun, bende video kaydı var, seni rezil ederim’’ diye beni tehdit edecekti. Ama ben sarhoş diye susacaktım. O günü, o anı anlatmak çok zor.. Biri beni tutup, çamaşırın suyu akması için yapılan işlem gibi çevire çevire sıktı. İçim yandı, nefes alamadım, yemek yiyemedim, uyuyamadım. Çünkü mekandan Berrin ile Yaren çıkarken; Mert de onlara eşlik etti. Yaren çıkarken ‘’Sabah erken kalk, altıda buradayım. Odanın kapısını kitleme, seninle sevişmek istiyorum.’’ Demişti ama ben sevişmek istemiyordum. Daha yarım saat önce başkasını öpen dudaklar bana dokunsun istemiyordum. Gece duramadım otelde, kalktım ve dışarıya çıktım. Tüm gece boyunca ağladım ve dolaştım. Amasya’nın birçok sokağında gözü yaşlı olarak gezip aşk acısı çekmişliğim oldu. Hem de bir gecede ve üç dakikalık bir ihanetin öyküsüyle… Ertesi gün o kadar acıklı başladı ki mesai, durumumun kötü olduğunu; Berrin’in dediklerinden anlıyordum. Berrin de Yaren’e çok kızmıştı ve sinirliydi. Bana ‘’Yaren’e dün gece sen bunu nasıl yaparsın, hem de seni bu kadar seven adama, hem de tam karşısında ve gözlerine baka baka’’ diye sordum dedi. -Ne dedi Berrin? Bu yaptığının açıklaması neymiş? -Sen bunlara takılmazmışsın. O da çocuk aklında kalmasın diye öpmüş. -Berrin, beni bu kadar kıskanan kadın, nasıl olurda kendisini kıskanmayacağımı düşünür? -Sizin aranızda konuştuklarınızdan olabilir mi İrfan? Sen öyle bir imaj vermiş olabilir misin? -Hayır Berrin. Vildan şahit çünkü… Ben kendisiyle bir konuşma yaptım ve Vildan da yanımızdaydı. -Ne konuşması? -Yaşımdan ötürü benimle bir gelecek düşünmüyor olabilirsin dedim. İstersen f**k body gibi takılabiliriz, istersen de sadakat dolu bir aşk yaşayabiliriz. Ben seni ikisinde de üzmem. Ama sen rahat olmak istediğin ve rahat takılacağın için de; kendimi de rezil etmek istemem. O yüzden ilk seçenekte el ele dolaşamayız, fotoğraf paylaşamayız ve yan yana yürüyemeyiz dedim. -O ne dedi İrfan? -Ben sana aşığım ve düzgün bir ilişki istiyorum demişti. Bende sana söz veriyorum, başka bir kadına bakmayacağım bile demiştim. Hem de kafelerde onca arkamdan konuştuktan sonra. -İrfan sen mükemmel seven birisin, inan senin gibi seven adama böyle yapılmaz. Biz bu sevginin onda birine canımızı vereceğiz ama millet buluyor ve kıymetini bilmiyor. -Ne yapayım Berrin ben şimdi? Sen söyle. -Affetme, affedersen bir daha yapar. Ben Yaren’i tanıyorum. -Ama seviyorum. -Hala mı? -Hala. -O zaman sende O’na bir ders ver. Aynı acıyı çeksin, çeksin ki seni anlasın, anlasın ki bir daha yapmasın. -İşte onu yapamam Berrin, O’nu üzemem ki ben. -Ah İrfan ah. 13 İrfan değişik biriydi, ne Amasya’dakilere benziyordu, ne de bugüne kadar gördüğüm adamlara. Yaşını göstermiyordu ama yaşını öğrendiğimde Yaren’e engel olmaya çalıştım. İrfan’ın nasıl sevdiğini gördükçe de biraz imrendim. Gerçekten böyle seven erkekleri biz neden bulamıyoruz dedim hep. Farklı seviyordu, hayallerimizdeki aşk diyebilirim, azıcık zengin olsa kusursuz erkekti. Bizim kız Amasya’nın elli tonunu bulmuştu. Bir keresinde sevişmelerine kulak misafiri olmuş ve bunu şakayla karışık kendilerine belirtmiştim, o günden sonra Yaren bana daha açık konuşmaya başlamıştı. İrfan’ın doyumsuz bir şekilde seviştiğini ve buna bayıldığını söylemişti, o an bu kızın seksi sevdiğini anlamıştım ve altı aylık ilişkimde neden hiç sevişmediğimi sorgulamıştım. İrfan romantikte bir adamdı, öyle bir konuşuyordu ki; kendini dinletiyordu. Üstelik ne konuşursa konuşsun, hayatındaki kadını unutmuyor O’na övgüler diziyordu. Ne zaman hep beraber bir yere gitsek İrfan dikkatleri üzerine topluyordu ve tabi iltifatları yüzünden Yaren’de… Yaren’i kıskandığım dönemler oldu ama beni kötü bir kız sanmayın, çünkü bu bir bana olmuyordu. İrfan’ı tanıyan tüm arkadaşlarımız aynı duyguları besliyordu. Hatta bir kere arkalarından konuştuğumuz bir grupta kızlardan biri ‘’Kızım adam bence çok iyi, eli yüzü düzgün, konuşması ön sevişme gibi… Bazen İrfan’ı dinlerken kendimi sevişmeye hazır hissediyorum. Yaren’e söylesekte bir gecelik bize verse…’’ dediğinde; rahatlamıştım. Demek ki bu düşünce Yaren’e ihanet sayılmazdı. Hem ihanet sayılsa bile; Yaren bu ihaneti hak ediyordu. Böyle seven bir adama bu yapılır mıydı? İrfan’a da söyledim o gün; ‘’Sen istersen eğer seni reddebilecek kadın sayısı çok az. Eğer intikam almak istersen…’’ gerçekten intikam almak isteseydi yardım ederdim ve yardım edecek birçok kız tanıyordum. En büyük merakımız da Yaren’de İrfan’ın ne bulduğuydu. Yaren, İrfan’dan önce birçok ilişki yaşamış ve hep aldattığı için terk edilmişti. Çocuklar da o anlarda hep eksiklerinden bahsederlerdi ve bunu nasıl kendilerine yaptıklarından. Yaren’in tek bir açıklaması olmuştu bana ‘’Ben buyum, duramıyorum’’ demişti. Yine duramayacağını biliyorduk ama bu kadar çabuk olmasını istemiyorduk. Çünkü okullar kapanıyordu, okullar açık olsaydı eğer İrfan’ın yanında olabilirdik, belki de… Neyse… Şimdi anlıyordur umarım İrfan, beni ve hareketlerimi tarafsız olarak gözlemleyip bana ‘’Sen ilgiyi seviyorsun’’ dediği anda, aslında sevdiği kadına tarafsız bakamadığını anlıyordur. Kimin ne mal olduğu belliydi ve İrfan’a çok kanıt verdim ama İrfan bana inanmadı. Affetti…  Affetti ama eminim ki affettiğine pişman olacaktı ve biz bunu görecektik. Kızlarla bir bunu görmek istiyorduk, bir de Yaren’in bu ilişkiyi kaybettiği için pişman olacağını anladığı zamanı… Çün kü Yaren boş durmayacak ve kendini rezil edecekti. Bunu adım gibi biliyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD