bc

GÜNAHIN VARİSİ : ZÜLAL

book_age18+
51
FOLLOW
1K
READ
revenge
dark
forbidden
love-triangle
contract marriage
BE
family
HE
love after marriage
fated
forced
opposites attract
arranged marriage
curse
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
small town
lies
musclebear
surrender
addiction
like
intro-logo
Blurb

Gökhan, Zülal’i saçlarından tuttuğu gibi soğuk mermere fırlattı. Zülal’in çığlığı boş konakta yankılanırken Gökhan üzerine eğildi, yüzündeki nefret damarlarını şişirmişti."Ağlama ulan!" diye kükredi Gökhan. "O şerefsiz abin Zerda’yı kirletirken sen kapıda nöbet tutuyordun, şimdi gelmiş bana masumluk mu taslıyorsun?" Zülal hıçkırıklar içinde başını salladı. "Haberim yoktu Gökhan ağa, yemin ederim sadece konuşacaklar sandım...""Kes sesini orospu dölü!" Gökhan kemerini tek hamlede çözüp yere fırlattı. "Abinin bıraktığı o pis notu her gün suratına çarpacağım. O kendini vurdu kurtuldu ama sen... Sen her gece bu odada bin kere öleceksin. Kan bedeli budur Zülal. O piç kurusunun günahını sen ödeyeceksin."Gökhan kızın çenesini kıracakmış gibi sıktı, gözlerinin içine nefretle baktı. "Şimdi soyun. Bu gece intikamın tadına bakacağız. Bakalım abin gibi sen de o kadar yürekli misin?"Zülal titreyen elleriyle elbisesinin düğmesine uzandı. Gökhan’ın gözlerinde ne merhamet vardı ne de acıma; sadece saf, yakıcı bir kin.

chap-preview
Free preview
MEKTUP
Mardin’in üzerine çöken o zifiri karanlık, sadece bir geceyi değil, koca bir geleceği yutmak üzereydi. Gökhan, sabah Zerda ile uyanacak olmanın verdiği o sarhoş edici heyecanla konakta volta atıyordu. Her şey hazırdı; altınlar, zılgıtlar, davullar... Ama o an duyulan feryat, davul seslerini bıçak gibi kesti. "Gelin yok! Zerda yok!" Gökhan’ın beyni buz kesti. Silahını beline takıp fırladı. Gelin odasına girdiğinde gördüğü manzara, hayatının son huzurlu saniyesiydi. Pencere açık, tülbent yerlerde sürünüyordu. Kimse ne olduğunu anlamamıştı. Gökhan kükredi, bütün köyü ayağa kaldırdı. Saatlerce dağ taş tarandı. Her bağ evine bakıldı, her mağaraya girildi. Yoktu. Zerda sanki yer yarılmış da içine girmişti. Gökhan’ın gözü dönmüştü, önüne gelene ateş açıyor, "Nerede karım!" diye bağırıyordu. O sırada en yakın dostu, can yoldaşı Osman da ortalıkta yoktu. Gökhan’ın aklına en kötü ihtimal bile gelmiyordu. Osman yapmazdı. Osman kardeşiydi. Zülal, avlunun en karanlık köşesinde, bir gölge gibi büzülmüş titriyordu. Gökhan, kızın yanından geçerken Zülal aniden eline yapıştı. Gözleri kan çanağına dönmüştü, hıçkırıkları boğazına diziliyordu. "Gökhan ağa..." dedi sesi titreyerek. "Söyleyemedim, korktum söyleyemedim!" Gökhan kızı omuzlarından tutup sarstı. "Ne diyorsun be kadın? Konuş ! Zerda nerede?" Zülal, hıçkıra hıçkıra anlatmaya başladı. "Akşam ezanı okunurken Osman abim geldi yanıma. 'Zülal, kurbanın olayım yardım et' dedi. 'Zerda ile son bir kez helalleşmem lazım, içimde kalmasın, aramızdaki o eski kırgınlık bitsin de öyle evlensin' dedi. Beni ikna etti Gökhan ağa! Ben de Zerda’yı arka bahçeye çıkardım. Abim onunla sadece konuşacak sandım, yemin ederim sadece helalleşecekti!" Gökhan duyduklarıyla sarsıldı. Zülal’in boğazına yapıştı, kızı duvara sertçe çarptı. "Ne helalleşmesi ulan! Sen ne yaptın? O şerefsiz benim namusuma mı göz koydu ? Senin o dilini koparırım, seni o avluda ibretialem için asarım!" Gökhan kızı yere fırlattı, toz toprak içinde bıraktı. Arabasına atladığı gibi tozu dumana kattı. Osman’ın evine giden o dar yolda lastiklerin çığlığı Mardin’i inletiyordu. Gökhan’ın elleri direksiyonda titriyordu ama bu korkudan değil, saf, yakıcı bir nefrettendi. Osman’ın evine daldığında ortalık sessizdi. Sadece rüzgarın uğultusu vardı. Gökhan arabadan fırladı, elindeki silahın emniyetini açtı. Tam ahırın kapısına dayandığı anda içeriden o uğursuz ses geldi. Güm. Bir el silah sesi. Gökhan kapıyı omuzladı ama açılmadı. Arkasından bir ses daha geldi. Güm. Gökhan kapıyı parçalayarak içeri daldı. İçerideki koku genzini yaktı; barut ve kan kokusu birbirine karışmıştı. Samanların üzerinde bembeyaz bir leke vardı. Zerda... Gelinliği parçalanmış, göğsü kan içinde kalmıştı. Gözleri tavana dikiliydi, o çok sevdiği bakışları artık bomboştu. Yanında ise Osman yatıyordu. Kafasına sıktığı kurşunla beynini samanlara dağıtmıştı. Elinin hemen altında, kan sıçramış buruşuk bir kağıt duruyordu. Gökhan dizlerinin üzerine çöktü. Haykırmak istedi ama sesi çıkmadı. Titreyen elleriyle o lanet olası kağıdı aldı. "Gökhan, bu mektup senin her gece uykularını azaba çevirecek idam fermanındır. Sen bu kadını sevdin, evlenecektin ama ben ona taptım ulan! Yıllarca içimde büyüttüm bu ateşi. O hep seni istedi, beni bir köpek gibi kapıdan kovdu. Madem benim olmadı, senin de olmayacak dedim. Onu bu ahırda, o çok sevdiğin tertemiz haliyle değil, benim dölümle kirletilmiş, ruhu paramparça edilmiş halde öldürüyorum. Onu siktim Gökhan! Senin karın olacak kadını ben kirlettim. Şimdi arkasından gidiyorum ki cehennemde bile sana bırakmayayım. Bu kapıyı bana kız kardeşim Zülal açtı. O masum Zülal olmasa, ben bu zevki tadamazdım. Şimdi ikimizin leşiyle baş başa kal, amına koduğumun dünyasında tek başına yan!" Gökhan’ın gırtlağından öyle bir ses koptu ki, ahırın çatısı sarsıldı. "Seni sülaleni sikeyim Osman! Seni mezarında bile rahat bırakmayacağım!" Gökhan ayağa kalktı. Gözlerindeki yaşlar kurudu, yerini kor gibi bir ateşe bıraktı. Zerda’nın cansız bedenine bakamadı bile. O artık Zerda değildi; o, Osman’ın bıraktığı bir intikam gerekçesiydi. Dışarı çıktığında Zülal’i kapıda beklerken buldu. Kız, eve kadar gelmiş, olanları anlamaya çalışıyordu. Gökhan’ın yüzündeki o korkunç ifadeyi görünce geri geri kaçmaya çalıştı ama Gökhan bir aslan gibi üzerine atıldı. Zülal’in saçlarını avucuna doladı, kızı yere yapıştırdı. "Abin olacak o piç kurusu Zerda’mı kirletti!" diye bağırdı. Silahın namlusunu Zülal’in ağzına soktu. "O kapıyı açtın ha? O şerefsizin tecavüzüne yol verdin ha?" Zülal hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, konuşamıyordu. "Yemin ederim... bilmiyordum... abim kandırdı beni..." Gökhan silahı kızın ağzından çıkarıp şakağına dayadı. "Ölmek mi istiyorsun Zülal? O kadar kolay mı? Abin kendini vurdu, kaçtı gitti cehennemine. Ama sen buradasın. Sen benim elimdesin." Gökhan kızı saçlarından sürükleyerek arabaya götürdü. Zülal’in dizleri asfaltta parçalandı, etleri döküldü ama Gökhan durmadı. Kızı arka koltuğa bir çuval gibi fırlattı. Kendi konağına vardıklarında fırtına kopuyordu. Avluda toplanan kalabalık, Gökhan’ın kucağında saçlarından sürüklediği Zülal’i görünce geri çekildi. Gökhan, kızı babasının ve aşiret ağalarının önüne fırlattı. "Töre kurulsun!" diye kükredi Gökhan. "Osman, karım olacak kadına tecavüz etti, onu öldürdü, sonra da kendini vurdu! İki leş de o ahırda yatıyor. Ama kan davası bitmedi! Bir can gitti, bir can kaldı. Bu kız abisinin dölünün, şerefsizliğinin bedelidir!" Aşiret ağaları başlarını eğdi. Karar belliydi. "Berdel olsun," dedi en yaşlıları. "Kan kanla, can canla temizlenir." Gökhan güldü ama bu gülüşte sadece cinnet vardı. "Berdel falan yok! Ben bu orospuyu karım diye almam! Bu kız artık benim kan bedelimdir, kölemdir! Abisinin her günahını, her saniye bu kızın teninden çıkaracağım. Zerda o ahırda nasıl inlediyse, bu kız da bu konakta her gün öyle inleyecek!" Gökhan, Zülal’i tekrar yakalayıp merdivenlerden yukarı çıkardı. Zerda için hazırlanan o odaya girdiklerinde, oda hala mis gibi sabun ve çiçek kokuyordu. Gökhan kızı odanın ortasına fırlattı. Kapıyı arkadan kilitledi. "Zerda bu odaya gelin gelecekti," dedi Gökhan, sesi artık fısıltı gibiydi ama daha korkutucuydu. "Şimdi sen bu odada abinin pisliğini temizleyeceksin. Sakın bana masumiyet numarası yapma Zülal. O kapıyı açtığın an, o tecavüze ortak olduğun an sen de bittin." Zülal köşeye sığındı, titriyordu. "Gökhan ağa, yapma... Ben hiçbir şey yapmadım, abim beni de yaktı..." Gökhan ceketini çıkarıp yere attı. Kemerini tek hamlede çözüp eline doladı. "Soyun ulan!" diye kükredi. "Hemen soyun! Bu gece intikamın ilk gecesi. Bakalım abin gibi sen de o kadar yürekli misin? Bu konakta nefes aldığın her an, bana Zerda’nın hesabını vereceksin. Senin o masum görünen tenini cehenneme çevireceğim." Zülal titreyen elleriyle elbisesinin düğmelerine uzandı. Gökhan’ın gözlerindeki o yakıcı nefret, odadaki havayı tüketiyordu. Artık merhamet Mardin’i terk etmişti; geriye sadece kan, şehvet ve bitmek bilmeyen bir intikam ateşi kalmıştı. Gökhan kızın çenesini sıkarak yüzünü kendine çevirdi. "Ağlama ulan! Abin Zerda'yı ağlatırken neredeydin? Şimdi o yaşları yutacaksın. Bu konak senin mezarın olacak." Gökhan, Zülal’i yatağa doğru sertçe itti. İntikam ateşi, o gece konağın duvarlarını aşacak kadar harlanmıştı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ATEŞLİ DADI

read
29.7K
bc

KÜÇÜK AĞA [HALEF +21][KUMA]

read
19.4K
bc

YIRTICI EVLİLİK |+18|

read
175.3K
bc

Kahpenin Kızı +18

read
6.3K
bc

CEHENNEM MAZGALI+18

read
8.6K
bc

Ayrılan YOLLAR +21

read
199.5K
bc

Sahte Karım

read
397.6K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook