5- 60. Mekan

1022 Words
Sabaha karşı ısrarla çalan telefonum yüzünden mecburi açmıştım gözlerimi. Neye uğradığımı anlayamazken odanın hala karanlık olmasından fark ettiğim kadarıyla hava henüz aydınlanmamıştı. Elimle arayarak telefonu bulup ekrana bakmadan açtım. Gecenin bu saatinde hangi canına susamış beni arıyordu acaba. "Ne var lan." Dedim, sesimden çok net okunan bir öfkeyle. Karşıdan duyduğum Turhanın sesiyle beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Bir anda kafama dank eden teslimat fikriyle hızla yatakta doğrulup durumun endişesi ile hızla kendime geldim. Teslimat tamamen aklımdan çıkmıştı. Turhan endişeli bir ses tonuyla "Abi kusura bakma ama konuşmamız lazım." Dediğinde içimdeki endişe iki katına çıkmıştı. Tek nefeste "Yakalandınız mı?" Dedim. Turhanın sesindeki endişe ve korku apaçık duyuluyordu. Bir süre sessizlik olunca "Oğlum cevap ver." Dedim telaşla. Turhan derin bir nefes alıp "Yok abi her şey yolunda tırları boşalttık sağ salim de yerleştirdik. Dediğin gibi ilk tırı da yanan mekana aktardık. Yarın ki açılış için." Dediğinde ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi büyük bir rahatlama ile geri bıraktım. "Lan it o zaman ne arıyorsun gecenin bu vaktinde, sevmiyorum uykumun bölünmesini bilmiyor musun?" Dediğimde ilk baştaki öfkem hala varlığını koruyordu. Turhan sözlerime devam etmeme izin vermeden söze atlayıp "Abi çok önemli ya sen gel ya ben geleyim." Dediğinde şaşırmıştım. Gecenin bu vaktinde teslimatta da sorun yok ise ne olmuş olabilirdi ki o an aklıma gelen bunun Turhanın ilk büyük işi olduğu fikri ile bundan dolayı paniklemiş olabileceğini düşünüp "Turhan ölen ya da yakalanan yoksa sorun da yoktur aslanım. Bu ilk işin ufak tefek pürüzler elbet olur pazartesi şirkette görüşürüz. Mümkünse arama beni." Deyip telefonu kapattım. Bu tür illegal işlerde elbet hata olurdu ama önemli olan hatanın boyutuydu. Ufak hatalar düzeltiliyorsa sorun teşkil etmiyordu ve anlaşılan Turhan da hataları düzeltmiş her şeyi ayarlamıştı ve gayet güzel bir şekilde teslimatı tamamlamıştı. Hem teslimatın güzel sonuçlanmasından dolayı rahatladığım için hem de uykum bölündüğü ve hala uykumun olmasından dolayı kendimi geri uykunun kollarına bırakmak için telefonumu yerine koyup başımı yastığıma geri koydum ve ağırlaşan göz kapaklarımı yavaşça kapattım. Saatlerce uyusam anca kendime gelirdim galiba. ........... Gözlerimi açtığımda hava çoktan aydınlanmıştı. Saate baktığımda 14.50yi gösteriyordu ve şu an aramalara bakacak olursam iyiki telefonu uyumadan sessiz almıştım. Aramaların biri Kadim Apollondan diğer 41 tanesi Turhandandı. Onaylamaz bir şekilde başımı sağa sola sallayıp ' 41 kere maşallah be oğlum pes de etmemişsin' dedim kendi kendime. Hiçbirine geri dönmeyerek yavaşça yataktan kalktım ve kendime gelmek için kısa bir süre bekledim. Kaç da uyanırsam uyanayım asla direk yataktan kalkamıyordum. Kendime geldikten sonra sıcak bir duş alıp altıma bir eşofman geçirip mutfağa gitmek için merdivenlerden indim. Kendime bir tost ve kahve yapıp piyasa raporlarını dinleyerek yedim. Hafta sonum da genelde bu şekilde geçmekteydi. Bu evde hiç yemek pişmediği için dolapta tost yapmak için gerekli malzemeler ve mecburi bir durum olursa diye buzluk da dondurulmuş biraz köfte ve balık vardı. Onun dışında birkaç tabak, birkaç bardak, birkaç çatal- bıçak ve diğer şeylerden de birkaç tane vardı. Bu eve giren çıkan olmadığı için kendime yetecek kadar şey almamın yeterli olacağını düşünmüştüm ve yeterli de olmuştu. Hatta öyle ki evde makarna bile bulundurmuyordum. Makarna yapımı en basit şeydi belki ama ne onu yapacak vaktim vardı ne de onu yapacak bilgim. Makarna yapmayı bile bilmediğim için onu da almaya ihtiyaç duymuyordum. İstesem aslında öğrenirdim ama bunca sene ihtiyacım olmadığı için bundan sonra da olmaz diye düşünüyordum. Önümdeki tostun bitmesi ile düşüncelerimi bir yana bırakıp yediklerimi mutfağa götürüp makinenin içine koydum ve üzerimi giyinmek için yukarıya çıktım. Yanan mekanın bugün tekrar açılışı olacaktı. Hazır usta girmişken içinde de değişiklikler yaptırmıştım, bundan dolayı da üç günlük kapanma biraz uzamıştı fakat bence değmişti. Mekan eskisinden bile güzel olmuştu umarım gelenlerde beğenirdi. Bugün bir nevi mekanın ikinci kez bir açılışı olduğu için her zamankinden farklı olarak gri bir takım giyip dün çıkardığım kirli takımları da alıp evden ayrıldım. Aracımı il olarak kuru temizlemeye doğru sürdüm. Kuru temizlemenin önüne gelince hızla inip Bagajdaki kirli takımları kuru temizlemeye bırakıp ardından da mekana doğru ilerlemeye başladım, Londra'nın oldukça şatafatlı bir bölümünde bulunan 60. Mekan diğer mekanlara göre fazlasıyla lüks ve fiyat olarak da oldukça pahalıydı fakat bu semtin insanları için bu pek de sorun teşkil etmiyordu anlaşılan. Fiyatları genelde oraya gelen müşterilere göre ayarlıyorduk çünkü o semtin insanları o mekana gelemezse o mekan asla tam dolmuyordu. Bunu yıllar içinde çok iyi anlamıştık ve artık senelerdir bu işin içinde olduğumuz içinde uzmanlaşmıştık da diyebilirdim. İki saatlik bir yolculuğun sonunda mekanın önüne gelmiştim. Saate baktığımda 20.00ı gösteriyordu. Aracımdan inip mekana doğru ilerledim. İçeri girdiğimde gördüklerim karşısında istemsiz şaşırmıştım. Mekan daha bu saatten fazlasıyla dolmuştu. Biraz daha içeri girdiğimde mekandakilerin çoğunun iş hayatının ileri gelenlerinden olduğunu ve yarısından fazlasını tanıdığımı fark etmiştim. 60. Mekan daha çok yeni olduğu için buraya bir veya iki kez gelmiştim ve müdavimleri ile henüz tanışmamıştım. Anlaşılan pek tanışacağım kimse de yoktu çünkü çoğunluğunu tanıyordum. Direk locama geçmemin yanlış olacağını düşünüp piste doğru ilerleyip tanıdıklarıma selam verdim. Mekanların sahibi olduğumu duyunca fazlasıyla şaşırmışlardı fakat beğendiklerini de belirtmeyi ihmal etmemişlerdi. 50-60 arasındaki mekanların tamamı benimdi ve oralara diğerlerinden daha fazla özen gösterdiğim su götürmez bir gerçekti fakat 1-49 arası mekanlar Kadim Apollona ait olan fakat benim işlettiğim mekanlardı. Benim mekanlarım diğerlerinden biraz daha farklıydı. Kısa bir süre daha aşağıda durduktan sonra locama geçtim ve gecenin ilerleyen saatlerini izlemeye başladım. Bugünün yeni garsonları oldukça dikkat çekimle benziyordu. Gecenin ilerleyen saatleri gayet güzel bir şekilde ilerliyordu ve bu durum beni oldukça mutlu etmişti. Mekanın yeni halinin ve yeni kızların ilgi çektiği aşikardı. Saatler ilerlerken telefonumun titremesi ile telefonumu cebimden çıkarıp arayana baktım. Yine Turhan arıyordu. Bugün bu adamın derdini harbi çözememiştim. Ortamdaki senden duymayacağım için telefonu açmayıp 'Mekandayım' yazıp yolladım. Birkaç saniye sonra cevap gelmişti. 'Abi konuşmamız lazım.' Yazmıştı. Ya sabır çekip 'Yarın şehirdeki eve gel' yazdım. Pazartesiyi bekleyebilecek gibi durmuyordu. 'Abi bugün konuşsak' Dediğinde 'Oğlum işim var sabah gel işte, zorlama' deyip yolladım. Bu kadar abartacak ne olmuş olabilirdi ki. Pazar pazar iş çıkarmıştı başıma. Bugün evime dönmeyip şehirdeki evde kalsam iyi olacaktı anlaşılan. Saatler ilerlemiş ve gece bitmişti. Sabaha karşı 05.00 gibi şehirdeki eve geçip hızla üzerimdekileri çıkardım. Bu Turhana belli olmazdı sabahın altısında da çıkıp gelebilirdi. Bundan dolayı önlem almak amacıyla 'Sabah gel demek. 12.00 suları demek.' Yazıp yolladım ve telefonumu dün geceki gibi sessize alıp kendimi uykunun kollarına bıraktım. Bugün benim için fazlasıyla yorucu bir gün olmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD