4- Büyük Teslimat

1235 Words
Günler geceleri, geceler günleri kovalamış Cuma günü gelip çatmıştı. Bugün tırların dönüş günüydü. Çarşamba sabah erkenden indirilen mallar yerlerine ulaştırılmak için Kadim Apollon tarafından başka tırlara yüklenirken bizim tırlarda bu sefer yasa dışı olarak yüklenip tekrar yola koyulmuşlardı. Kadim Apollon ise bu sevkiyattan fazlasıyla memnun olmuş olacak ki arayarak kendince tebrik etmişti beni. Yaptığım işten gurur duymadığım için tebrik edilmek de asla hoşuma gitmiyordu fakat o adam bunu asla anlayamazdı çünkü o yaptığı işle gurur duyuyor üstüne bir de övünüyordu. Ben düşüncelere boğulmuşken odamın kapısının sesiyle kendime gelip manzaramdan gözlerimi ayırıp yavaşça sandalyemi masaya doğru çevirdim. Kapıya baktığımda Alia karşımda duruyordu, anlaşılan bugünün planını anlatmak için gelmişti. Kahvemin son yudumunu da alıp bardağı kenara bırakınca Alia da planı anlatmaya başladı. Bugün bir kaç konferans toplantım vardı, bir de ilk teslimatını yaptığımız firma ile kutlama yemeği yemem gerekiyordu. Bu da demek oluyordu ki bu akşam tırları karşılamaya gidemeyecektim. Alia sözlerini bitirdikten sonra bardağı da masamdan alıp odadan ayrıldı. Masamda ki konferansların konuları ve sorunlarının yazılı olduğu dosyalara bir göz atıp duruma hakim olduktan sonra ilk konferansın saatinin gelmesi ile yavaşça ayaklanıp konferansların sorunsuz gerçekleşmesi için özel olarak tasarladığımız teknoloji odasına doğru ilerledim. Dört saatlik bir sürenin sonunda konferanslar bitmişti. Hepsinin arka arkaya olmasını kendim istemiştim ve şu an bu kararımdan sonuna kadar pişman olmuştum çünkü bu durum beni olağandan fazla yormuş ve saatlerdir kulaklık kullandığımdan da başımda feci bir ağrı oluşturmuştu. Çağrı tuşuna basıp Aliayı odama çağırdıktan sonra Turhanı da arayıp odama çıkmasını söyledim. Benim telefonu kapatmam ile Alia da gelmişti. Ondan bir ağrı kesici biraz da masaj istediğimde başını onaylar anlamda sallayıp odamdan ayrıldı. Birkaç dakika içinde Elinde bir bardak su ve bir hap kutusu ile geri dönmüştü. Suyu ve hapı elinden alıp içtikten sonra başımı da geriye yaslayıp gözlerimi kapattım ve rahatlamaya çalıştım. Çok kısa bir süre içinde de rahatlamıştım. Bu rahatlama seansımı bölen ise kapının sesiydi. Alia ellerini başımdan çekip masanın diğer tarafına geçerken bende kendimi toparlayıp "Gir." Dedim, Gelen Turhandı. Ona soru dolu gözlerle bakınca Turhan kaşlarını çattı. "Abi aradın ya." Dediğinde başımı onaylar anlamda salladım. Resmen onu aradığımı unutmuştum. Alia dikkati kendine çekmek için hafif öksürüp "Başka bir şey yoksa ben çıkayım Ateş Bey." Dediğinde onu da başımla onayladım ve konuşmak için çıkmasını bekledim. Alia çıkınca Turhan da masanın diğer tarafındaki koltuklardan birine oturmuş ve benim konuşmamı beklemeye başlamıştı. "Akşam ki teslimatta ben olmayacağım." Dediğimde Turhan şokla bana bakıp "Nasıl yani abi?" Dedi. Sesine de yansımıştı şoku. "Baya işte oğlum. Yemek varmış ondan dolayı ben yokum. Teslimatın başında sen varsın. Sana güvenim sonsuz." Dediğimde Turhan bir süre sessiz kaldı. Yüzündeki ifadeden düşündüğü anlaşılıyordu. "Abi sağolasın güvenin için ama bu çok büyük bir iş. Apollon tarihinin en yüklü teslimatı, ben altından kalkabilir miyim bilmiyorum." Dediğinde bende bir süre düşündüm sözlerinde ki haklılık payı oldukça fazlaydı. Normal de tek tır dolu dönerdi ama bu sefer 5 tır dolu dönüyordu ve bu her zamankinin beş katı bir risk demekti ama artık işlerimin başında birisi olmalıydı çünkü her yere yetişmemin imkanı yoktu. İşlerim her geçen gün büyüyordu ve hepsine tek başıma yetişemiyordum. Bundan dolayı da risk almıştım ve bu teslimatı Turhana devretmiştim. Belki çok büyük riskti, belki bu kadar büyük bir işle başlamamalıydım ama ben bir karar verdiysem dönmezdim. Şimdi de dönmeyecektim. "Sen yaparsın Turhan, hem işler büyüyor. Bundan sonra teslimatlar sende olacak. Her yere yetişemeyecek kadar çok büyüdük." Dediğimde başıyla beni onayladı. "İnşallah üstesinden gelirim abi." Dediğinde olduğum yerden kalkıp Turhanın yanına gittim ve omzuma dostça iki kez vurdum. O da ayaklanıp başıyla beni selamladı ve odadan ayrıldı. Turhanın gitmesi ile saate baktım. Çoktan saat 17.40 olmuştu bile. Ceketimi ve kabanımı elime alıp yavaşça odadan ayrıldım. Alianın masasına yaklaşıp akşam bana eşlik edeceğini söyledim ve şirketten ayrılıp aracıma bindim. Evime doğru uzanan yolu hızla giderken bir yandan da tırların güzergahını aracımdaki takip sisteminden takip ediyordum. Birkaç saatlik bir yolları kalmıştı. Bundan sonra sıkıntı çıkmazdı da asıl sorun tırları boşaltmaktaydı. Bir saatlik bir yolculuğun sonunda evime geldiğimde aracı otoparka koyma gereği duymadan eve girdim ve üzerini çıkarıp sıcak bir duş aldım. Yarın takımlarımı kuru temizlemeye versem iyi olacaktı. Evde aslında yardımcı bir kadın olsa çok iyi olacaktı ama maalesef ki kimseye güvenemiyordum. Evde neredeyse hiç vakit getirmediğimden batmıyordu fakat ayda bir gözleri kapalı bir şekilde eve getirilen birkaç kadın evi temizliyor ve ardından yine gözleri kapalı Bir şekilde de geri götürülüyorlardı. Her seferinde başka kadınlar geldiği için evin planını veya düzenini ezberlemeleri imkansızdı. Bulduğum en zararsız yol bu gibi görünse de bu bile fazlasıyla riskliydi. Turhan evimi bilirdi fakat asla gelmemişti, daha doğrusu bu eve benden başka hiç kimse gelmemişti. İş ortaklarımı yemeğe davet etmem gerektiğinde veya Kadim Apollon geldiğinde hep şehir içindeki herkese Evim diye gösterdiğim binayı kullanmıştım. Çevremdeki herkes beni orada yaşıyor sansa da ben aslında orada hiç yaşamamıştım. Saate gözüm kaydığında hızla kendimi toparladım ve Düşüncelere daha da dalarsam geç kalacağımı anlayıp siyah şık bir takımı üzerime geçirip hızla evden ayrıldım. Aracımı hızla Alianın evinin önüne sürdüm. Evine yaklaştığımda beş dakikaya oradayım yazan bir mesaj yolladım ve yoluma devam ettim. Ben kapıya geldiğimde Alia çoktan aşağı inmişti. Üzerinde yere kadar uzanan siyah bir kaban ve kırmızı saten bir ayakkabı vardı. Kabanından dolayı içine ne giydiğini göremesem de bu haliyle bile gayet şık gözüküyordu. Yanımda duran kadının beni tamamlaması hoşuma gidiyordu ve bunu Aliaya işe başladığında da belirtmiştim. Alia da bu sözüme gayet rahat uyum sağlamıştı. Ben öylece onu süzerken o çoktan arabaya binmişti. Alianın binmesi ile yoluma devam ettim. "Güzel olmuşsun." Dediğimde Alianın güldüğünü çok net görmüştüm. "Teşekkür ederim Ateş Bey." Dediğinde tepkisiz halimi korumuştum. Bir buçuk saatlik bir yolculuğun sonunda yemek yenecek restorana gelmiştik. İçeri girdiğimizde girişteki esmer genç kabanlarımızı almıştım. Aliaya baktığımda benim üzerimdeki siyah takımla uyumlu siyah şık bir elbise giymişti. Elbise fazla iddialı bir elbise olsa da Alia gayet rahat bir şekilde taşıyordu üzerindeki tasarım harikasını. Birlikte içeri doğru ilerlediğimizde garsonunda yardımıyla ortaklarımızın olduğu masayı bulup oturduk. Yemekler söylenip sohbetler edilirken telefonuma gelen mesajla içime bir stres oturmuştu. Mesaj Turhandandı ve mesajda 'Patatesler file de yazıyordu.' Şifreli. Olası bir yakalanma durumuna karşı bu şekilde mesajlaşmayı uygun görüyorduk. Her teslimatta şifreler değişiyordu. Şimdiye kadar bir sıkıntı çıkmamıştı ve inşallah şimdi de bir sıkıntı çıkmayacaktı. Saatler bir şekilde ilerlese de içimdeki stres ve endişe bir nebze bile azalmamıştı. Korkmak değildi bu yakalansam da kurtulurdum bunu biliyordum fakat bende insandım. Elbet endişe gibi stres gibi duygularım olacaktı. Yaptığımız iş her ne kadar bu duygulara bağışıklık kazanmamızı sağlasa da ilk olan şeyler hep farklı hissettirirdi. Bu da ilk büyük teslimatımızdı ve bende de bağışıklık kazandığım duyguları gün yüzüne çıkarmıştı. Düşüncelerim ve içimdeki kötü duygularla geceyi bitirmiş, ortaklarımızla el sıkışıp masaj ayrılmıştık. Arabaya bindiğimiz de Alia bir şey olduğunu fark etmiş olacak ki sürekli bana bakıp duruyordu. Bu durumdan artık fazlasıyla rahatsız olduğumdan "Gece kulüplerimin birinde yangın çıkmıştı da bugün tekrar açıldı aklım orada." Dedim. Başıyla beni onaylayıp önüne dönünce rahatlamıştım. Sessiz geçen bir araba yolculuğunun sonunda Aliayı evine bırakmış ve yoluma devam etmiştim. Orman yoluna gelince bu sefer camı sonuna kadar açıp soğuk havayı ve mis kokuyu içime çektim. Bu sakinlik bana her zaman huzur verdiği gibi şimdi de huzur vermiş, sakinleştirmişti. Kısa bir süre sonra evime ulaştığımda aracı otoparka park edip asansörle yukarı çıktım. Odama geçince kuru temizlemeye bırakacağım takımları ayırıp giyinme odamdaki koltuğun üzerine koydum ve üzerimi çıkarıp her günkü gibi iç çamaşırlarımla yatağa girdim. Saate baktığımda 01.00 olmuştu. Tırların boşaltılması yaklaşık bir yedi sekiz saat süreceği için, Turhanın aramasına daha saatler vardı. Yarın yoğun bir gün olacağı için biraz dinlensem iyi olur diye düşünüp yavaşça kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD