3- Tırlar Yola Çıktı

1165 Words
Saat 10.00 sularında yine güneş ışığı yüzünden uyandım. Yastığımın altındaki Saliha'mdan elimi çekip birkaç dakika kendime gelmeyi bekledim. Bugün pazardı, Gündüzler geceleri, geceler gündüzleri kovalamış ve sonunda pazar günü gelmişti. Bugün teslimat günüydü. Bundan dolayı ayaklanıp her zaman ki gibi sıcak bir duş aldım ve takım elbisemi de giyip yavaşça merdivenlerden indim. Evde yardımcım olmadığı için makinenin tuşlarına basıp kahvemin hazır olmasını bekledim. Birkaç dakika sonra duyduğum ses ile bardağımı alıp salona doğru geçtim. Boydan boya camla kaplı olan yöne doğru dönüp dışarıda yağan yağmuru izleyerek kahvemi yudumladım. Hayata karşı seyirci olmak hep hoşuma gitmişti. Okulda birileri bir olay yaşadığında da sadece izlerdim. Çünkü izlemek güzeldi, insanları bunca zaman dışarıdan izlemiştim belki de bu huyumdan dolayı insanları tek bakışta tanırdım. İçlerini gördüğümü, akıllarını okuduğumu iddia edenler bile vardı. Düşüncelerim eşliğinde kahvemi içtikten sonra üzerime kabanımı da aldım ve evden ayrıldım. Telefonumdaki konuma göre tırların yükleneceği alana doğru ilerledim. Birkaç saatin sonunda tırların bulunduğu alana geldiğimde her şey neredeyse hazır gibiydi. Magazin de tabi ki buradaydı. Yavaşça aracımdan inip önce Turhanın yanına ilerledim ve bir sorun olup olmadığını sordum. Her şeyin yolunda gittiğini öğrenmemle omzuna dostça dokunup iş ortaklarımızın yanına doğru adımladım. Beklediğimden daha kalabalık gelmişlerdi, ilk teslimatlar hep şatafatlı olurdu zaten. Hepsiyle el sıkışıp memnun kalıp kalmadıklarını sordum. Hepsinden memnun olduklarına dair ifadeler duyduğumda fazlasıyla keyiflenmiştim. Anlaşılan her şey tam da planladığımız gibi gidiyordu. Magazin mensuplarının yanımıza gelmesi ile az ama öz bir konuşma yapıp sözü iş ortağıma bıraktım. Bir süredir de o konuşuyordu ve Anlaşılan iş ortağım konuşmaya fazlasıyla meyilliydi. Buraya geleli bir saat olmasına rağmen hala yüklemeye başlayamamıştık. En son dayanamayacak duruma geldiğimde sonunda yanımdaki adam da susma kararı alıp magazin mensuplarına teşekkür edip sözlerini bitirdi. İçimden derin bir ohhh çektikten sonra sonunda yükleme başlamıştı. Kozmetik ürünleri her iki şirketinde gözetiminde tırlara yükleniyordu. Sonunda yükleme işi bittiğinde Yüklenen bir tırın önünde iki şirket sahipleri olarak el sıkıştığımız bir poz da verince her şey tamam olmuştu. Poz vermeden asla olamazdı tabi. Bu ilk teslimat tantanası da bu poz ile son bulmuştu. Şirket ortaklarımızla tekrardan el sıkışıp vedalaştıktan sonra tırlarla birlikte bizim depolara doğru yola çıktık. Depoya geldiğimizde yavaşça araçtan inip Turhan ile son kez planın üzerinden geçtik ve işin geri kalanını ona devredip mekanları kontrol için aracıma atladım. Güzergah üzerinden sırayla tüm mekanları gezip sonunda 56. Mekana geldim. Bugün sıra 56daydı. Saate baktığımda çoktan 23.00 olmuştu. Mekan dolmuş hatta kapılar bile kapanmış bir kişi bile alacak yer kalmamıştı. 56 diğerlerine göre daha işlek bir yerde olduğu için saat 22-23 sularında genelde kapısı kapatılırdı, diğerlerinin ise 01-02 sularında kapıları kapanıyordu. Kenardaki merdivenlerden locama çıkıp her gün ki mekanı izlemeye başladım. Saatler sakin bir şekilde ilerliyordu fakat benim içimdeki his hiç de sakin değildi. Saate son kez bir daha baktığımda 04.00I gösteriyordu, artık sabrımın taştığını iliklerime kadar hissediyordum. Sonunda dayanamayıp Turhanı aradığımda telefon meşgule atılmıştı ve bu hiç de normal değildi. Hızla ayaklanıp mekandan ayrıldım ve hızla aracımı depoya doğru sürdüm. Lüks mekanlar bir bir geride kalırken duyduğum telefon sesi ile aracımı hızla sağa çekip telefonu açtım. "Ne bok yiyorsun oğlum sen, neden açmıyorsun lan telefonunu." Dediğimde Turhan kısık bir sesle "Abi yükleme yeni bitti. Merak etme diye aradım. Dikkat çekmeden şimdi çıkaracağım malları. Denetim buradaydı ondan açamadım. Hala da buradalar kapatmam lazım." Deyip telefonu yüzüme kapattı. Her ne kadar denetim sözü beni gerse de sorun olmadığını duymak içimi rahatlatmıştı. Bir süre bekleyip sakinleştikten sonra aracımın yönünü değiştirip evime doğru sürdüm. Orman yoluna gelince her zamanki gibi yemiz havayı içime çektim ve öyle yoluma devam ettim. Sonunda evime geldiğimde gerginlikten olsa gerek son derece yorgun hissediyordum. Öyle ki duş almaya bile halim yoktu. Üzerimdekileri olduğum yere öylece çıkarıp iç çamaşırımla yatağa uzandım ve her ne kadar Turhandan haber beklemem gerektiğini bilsem de dayanamayıp kendimi uykunun kollarına bıraktım. ......................... Sabah gözlerimi her zamankinden farklı olarak çalan telefonumun sesiyle açtım. Telefonu elime alıp ekrana baktığımda Turhan adını görmüştüm. Telefonu açıp hoparlöre aldım ve kendimi tekrardan yastığıma bıraktım. "Abi kaç kez aradım. Bir şey oldu sandım iyi misin?" Dediğinde sadece "Hı hı" dedim. Turhan bir süre bekledikten sonra "Abi emin misin?" Dedi. Uykudan uyanınca asla hemen kendine gelenlerlerden olamıyordum ve şu an ki halimde tamamen bundan kaynaklıydı. "Uyuyordum. Ne oldu?" Deyip elimden geldiğince cümlelerimi kısa tuttum. "Abi teslimat gayet güzel sınırdan geçti onu demek için aradım. Hadi sana iyi uykular." Deyip telefonu kapattığında anlamsız bir şekilde telefona baka kalmıştım. Bu saatten sonra ne iyi uykusuydu ya. Uyanmıştım işte bir kere. Düzenim kaçtığı için istemsiz sinirlerim bozulurken yavaşça ayaklanıp duşa girdim. Belki biraz sakinleşirdim ama bu durum pek de mümkün gibi durmuyordu. Sıcak bir duşun ardından takımı giyip evden ayrıldım. Şirkete doğru ilerlerken her zamanki gibi Londra'nın süslü sokakları insanları büyülemekle meşguldü. Bir saatlik bir yolculuğun sonunda şirkete gelmiştim. Hızla odama geçip kahvemi beklemeye başladım. En kısa zamanda kahvem de gelince kendime her gün ki kahve zamanımı ayırıp kahvemi içtim. Sonunda biraz kendime gelebilmiştim. Kendimi toparlayınca çağrı ziline basıp Aliayı çağırdım ve günün planını anlatmasını istedim. Bugün bir toplantım olduğunu öğrenmek fazlasıyla hoşuma gitmişti. Ardından mekana geçer biraz eğlenirdim. Günün Kabataslak bir planını yaptıktan sonra önümde duran dosyalara dönüp bugünkü toplantının ayrıntılarını gözden geçirdim. Hiçbir pürüz olmadığını fark edince dosyaları kendimce bir sıraya koyup Aliayı çağırdım ve sunum sırasını ona da anlattım. Saatin gelmesi ile birlikte odadan ayrılıp toplantı odasına geçtik. Üç saatlik bir toplantının sonunda fiyatta bir türlü anlaşamamıştık. Anlaşılan karşımızdaki şirket ucuza mal taşıtmak niyetindeydi fakat asla taviz veren bir yapım yoktu. Bir yere varamayacağımızı da anladığım için toplantı bitmiştir deyip odadan ayrıldım. Böyle insanlarla uğraşmak gerçekten de istemiyordum. Odama döndüğümde sinirlerim fazlasıyla gerilmişti bunu hızlanan nefesimden çok rahat anlayabiliyordum. Birkaç dakika sonra Alia hızla kapıdan girdi "Ateş Bey adamları yolcu ettik. Sonuna kadar haklıydınız fakat biraz fazla bir tepki oldu bence." Dediğinde sesindeki telaş çok netti. "Bu telaş neden." Deyip gözlerimi Aliaya çevirdiğimde tavırları da gergin gibiydi. "Bu iş ortaklarını Kadim Bey, yönlendirmişti. Bir sorun çıkarsa diye şey yaptım." Dediğinde kaşlarımı olabildiğince çattım. "O zaman zararımı söyle Kadim APOLLON ödesin." Dediğimde istemsiz sesim yüksek çıkmıştı. Alia ne diyeceğini bilmeyince izin isteyip odadan ayrıldı. Daha fazla burada durmanın bir işe yaramayacağını anladığımda hızla ayaklanıp şirketten çıktım. Sıra 57deydi. Hızla aracıma atlayıp 57ye doğru sürmeye başladım. Diğer mekanlara göre şehrin epey dışında kalan bu mekana ulaşmam yaklaşık üç- dört saati bulur gibiydi. Yolun durumuna göre bakacaktık artık. Dört saatin sonunda zar zor mekanın önüne gelebilmiştim. Tıkalı olan yol daha da sinirimi bozmuş, patlayacak bomba gibi etrafta gezinmeye başlamıştım. Saate baktığımda henüz 20.00dı. Mekan yeni yeni gelmeye başlayanlardan dolayı fazlasıyla sakindi. Locama geçip her zaman ki içkimden bir kaç yudum içtim. Kesmeyeceğini anladığımda şişe isteyip içmeye devam ettim. Saatler bu şekilde ilerlerken mekanda çoktan dolmuştu. Ortam canlanırken benim kafamda Çakır bir hal almış ve sinirim çoktan geçmişti. Hatta şu an tek düşündüğüm karşımda bana içki dolduran hanımdı. Yavaşça karşımdaki kızıl saçlı kıza yaklaşıp "Odama." Dedim. Bana gülümsediğinde istediğinin bu olduğunu daha da net anlamıştım. Saatlerdir karşımda çırpındığını fark etsem de emin olmak istemiştim ve olmuştum da. O önden odama giderken içkimden birkaç yudum daha alıp bende yavaşça ayaklandım ve odama doğru ilerledim. Bu gece tam da planladığım gibi biraz eğlenecektim
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD