8- İlk Misafir

1314 Words
Yol sessiz bir şekilde devam ediyordu, yanımdaki kız ne bir çıt çıkarıyordu ne de bir hareket ediyordu. Nefes sesini duymasam öldü diyebileceğim durumdaydı, fakat bugün yaşanılanları düşünecek olursak şaşırılacak bir durum da yoktu. Orman yolunda olduğum için camı açmaya karar verip camı biraz aşağı indirdim ve mis kokuyu derin derin içime çekip yola devam ettim. Kısa bir süre bu şekilde ilerledikten sonra yanımdaki kız ilk hayat belirtisi göstermiş ve kollarını sıvazlayıp bedenine sarmıştı, camın açık olmasından üşüme ihtimali hiç aklıma gelmediği için kapatma ihtiyacı duymamıştım ama anlaşılan üşümüştü. Hızla camı kapatıp arabanın ısısını arttırdım ve kızın ısınmasını ümid ettim. Üzerine baktığımda üşümesinin çok normal olduğunu fark etmiştim. Alia bir elbise ve ince bir hırka giyip geldiği için kızın üzerinde de onlar vardı ve üşümüştü. Arabayı sağa çekip arka koltuktaki kabanımı alıp üzerine koydum. İster giyerdi ister giymezdi bu ona kalmış bir şeydi fakat bence giyerdi diyecektim ki o da benim düşündüğüm gibi yapmış ve yavaşça üzerine örtmüştü. Onu bir yorgan misali örten kabanımla iyice içine sindiğinden ufacık kalmıştı. Ona bakmayı kesip arabayı geri çalıştırdım ve yoluma devam ettim, çok az bir yolumuz kalmıştı ki araba da yankılanan telefonumun sesiyle beklediğim hamlenin olduğunu anladım. Telefonu açıp sesini de arabanın içine verdikten sonra dinlemeye başladım. Arayan tabiki de Turhandı. "Abi beklenen oldu." Dediğinde yüzümde alaycı bir gülümseme oluşmuştu. Kadim Apollon bir kere de şaşırt. "Tam beklediğim gibi, bakalım sonraki hamlesi ne olacak Kadim Apollonun. Sen takipte kal, ben birkaç gün evden çıkmam." Dediğimde Turhan beni onaylamıştı. Sesindeki endişe apaçık bağırıyordu. "Ne Turhan söyle." Dediğimde derin bir nefes aldı. "Abi Işık iyi mi?" Dediğinde sinir katsayılarım yine artmıştı. "Sana ne lan?" Diye bağırdığımda sesim beklediğimden yüksek çıkmıştı yanımdaki kız yani Işık yerinden sıçramıştı ve fazlasıyla korkmuştu. Ona dönüp "Üzgünüm.” Dedikten sonra "Konuş istersen Turhanla." Diye de ekledim. Turhan bunu duymasıyla "Işık, meleğim korkma tamam mı." Demişti. Meleğim kelimesi adeta beynimde yankılanıyordu. Ne ara ya ne ara diye düşünmeden edemiyordum. Yanımdaki kıza hiç dikkatli bakmamıştım çünkü asla yüzünü bana dönmüyordu ve saçları tüm yüzünü saklıyordu, gerçi o karmaşa da bakacak imkanım da olmamıştı. Ben bunları düşünürken duyduğum ses ile neredeyse direksiyon hakimiyetimi yitiriyordum. "İyiyim Turhan merak etme. Kendini tehlikeye atma benim için." Demişti, bir melodiyi andıran o muhteşem sesi ile. Bir insanın ses tonu bu denli güzel olabilir mi diye düşünmeden edemedim. "Tamam güzelim Ateş abime güven o seni korur, bana şu an kızgın olsa da seni korur." Demişti Turhan. Haklıydı elime verseler döve döve beter ederdim ama yanımdaki kıza bir şey yapamazdım. Doğruları öğrenmeden onu ne yollardım ne de acısını çıkarırdım. Emanetti o bana kimin emanet ettiği değil emanet olması mühimdi benim için. O an kafama dank eden az önceki düşüncelerimin yanlışlığı ile hızla o düşüncelerden kurtulup "Yeter bu kadar, bir şey olursa ara ve asla eve gelme." Deyip telefonu kapattım. Telefonu kapatmam ile eve gelmemiz de bir olmuştu. Parmak izimi okutup eve girdiğimizde içimde garip bir duygu vardı. İlk kez gördüğüm bir kıza güvenmiş ve yıllarca saklamak için uğraştığım yere getirmiştim onu. Hangi akla hizmet bu kararı vermiştim bilmiyordum ama o an bir tek bu mantıklı gelmişti ve hala bir tek bu mantıklı geliyordu. Bundan dolayı aklımdaki soru işaretlerini bir yana itip yavaşça indim araçtan ve Işığın da inmesini bekledim. O da benden sonra yavaşça indi araçtan ve yanıma gelip montumu bana uzatıp "Teşekkür ederim." Dedi. Öylece karşıma dikilmiş ve direk gözlerime bakıyordu. Yavaşça elimdeki montu alıp bende onun gözlerine baktığımda şok olmuştum. Bir çift kahverengi göz nasıl olur da bu denli güzel bakardı. Onu incelediğimi fark etmiş olmalı ki başını eğip montu daha da yukarı kaldırdı. "Rica ederim." Deyip kızın elinden montu aldım ve otoparktaki asansöre doğru ilerledim. Duyduğum adım sesleri ile Işığın da beni takip ettiğini biliyordum. Asansöre geldiğimizde tuşa basıp yavaşça kenara çekildim ve Işığın geçmesi için yol verdim. İlk o sonra da ben asansöre bindiğimizde ona bakmamak için kendimle binbir savaş vermiştim. Karşımdaki küçük kız ona bakmamdan rahatsız oluyordu bundan dolayı da gözlerimi ondan başka her yere değdirmiştim. İki saniyelik zaman bana iki saat gibi gelse de sonunda asansör ikinci katta durmuş, Kapının açılma sesi duyulmuştu. Duyduğum sesle hızla önden ben arkamdan da Işık asansörden çıktık. Odamın yanındaki odaya doğru ilerleyip yavaşça kapıyı açtığımda Bu odaya iyi ki bir yatak koymuştum fakat henüz yatağın üzerindeki naylonu bile sökmediğim için içerisi fazlasıyla mobilya kokuyordu. Yavaşça içeri girip perdeleri açtığımda bu odanın çok da kalınacak bir halde olmadığını anlamam çok sürmemişti. Resmen her yer tozla kaplanmış daha hiç kullanılmamış mobilyalar gözükmez hale gelmişti. Perdeleri geri çekip odadan çıktığımda Işık da odadan çıkmıştı. Kısa bir süre odamın kapısıyla bakışdıktan sonra başka çarem olmadığını fark edip Kendi odamın kapısını açtım ve Işığın geçmesi için yol verdim. Gelen kadınlara sadece evin kullandığım yerlerini temizlemelerini söylememin pek de iyi bir fikir olmadığını şu an çok net anlamıştım. Yarın birisini çağırıp o odayı temizletirdim. Işıkla beraber odama girdiğimiz de yatağın çarşaflarını çıkarmak için yatağa doğru ilerledim. Daha önce yatak çarşafı değiştirmemiştim ama ne kadar zor olabilirdi ki. İlk olarak yastıkların kılıflarını çıkarıp yenisini çektim. Ardından yorganı kenara alıp yataktaki örtüyü kaldırdım ve yerine yenisini serdim. Kenarlarını içine koyamayacağımı bildiğim için öylece bıraktım ve yorganın üZerindeki örtüyü söküp yenisini çekmek için temiz örtüyü açtım fakat şu an karşımdaki örtüyü nasıl yorgana geçireceğim konusunda pek de bir fikrim yoktu. Gözlerim örtü ile yorgan arasında gidip gelirken duyduğum sesle yavaşça başımı kaldırdım. Işık ne kadar sessiz olmak için elini ağzına kapatmış da olsa birkaç kıkırtı parmakları arasından firar etmiş ve benim kulaklarıma ulaşmıştı. Şu an karşımdaki kız resmen halime gülüyordu ama bu durum anlamsız bir şekilde beni sinirlendirmemiş aksine tebessüm etmeme bile sebep olmuştu. Işık ona baktığımı fark edince hızla kendini toparlamış ve yavaşça yanıma yaklaşmıştı. Hiç yüzüme bakmasa da "İstersen ben yapayım." Dedi ve benim çekilmemle ustalıkla düzeltti yatağı, hatta benim kenarda bıraktığım uzun örtünün kenarlarını da güzelce yatağın altına yerleştirip yavaşça doğrulduğunda şaşırmıştım. O yaparken çok basit gözüküyordu fakat ben neden yapamamıştım ki. Bir süre daha yatağı incelesem de bakarak anlayamayacağımı fark edip yavaşça gözlerimi yataktan çekip Işığa çevirdim. Öylece durmuş başını ellerine eğmiş ve parmaklarıyla oynuyordu. Karşımdaki kız ufak dursa da aslında boyu normal bir kızın boyuna göre uzundu fakat ne olursa olsun benim yanımda ufacık kalıyordu. Onu incelediğimi fark etmiş olmalı ki yavaşça gözlerini bana çevirdiğinde sanki ona gülümsemem gerekiyormuş gibi hissettim ve ona küçük bir tebessüm sundum fakat çok sürmeden bu hareketimin çok saçma olduğunu fark edip yüzümdeki gülümsemeyi yok edip "Yatak için sağol, aç mısın?" Dediğimde etrafına baktı fakat aradığını bulamamış olacak ki bana dönüp "Saat kaç." Dedi. Onun cümlesi ile kolumdaki saate baktığımda 22.00 olmuştu. Ona saati söyledikten sonra "Çok geç olmuş ve teşekkür ederim. Aç değilim." Dediğinde başımla onu onaylayıp etrafa baktım. Odada o kalacağı için benim başka yerde kalmam lazımdı. Bundan dolayı giysi odasına geçip üzerimi değiştirdim. Genelde iç çamaşırlarım ile yattığım için üzerimdeki yıllar önce aldığım ama hiç giymediğim pijama takımını yadırgamıştım. Bir süre aynadaki yansımama bakıp alışmaya çalıştıktan sonra dolaptan herhangi bir tişörtümü ve bulabildiğim en küçük şortumu alıp giysi odasından çıktım. Işığın yanına gittiğimde hala bıraktığım gibi duruyordu elimdekileri yatağa bırakıp "Bunları giy bulabildiğim en küçük şeyler bunlar, benim odamda bu gecelik sen kal. Yatak falan temiz zaten sen düzelttin. Yarın hem yan odayı temizletirim hem de sana giyecek bir şeyler alırım." Dediğimde ışıktan ses çıkmamıştı. Birkaç adım ona yaklaşıp yavaşça yüzünü görecek şekilde kafamı eğdim "Anlaştık mı?" Dediğimde başını kaldırdı ve yüzüme bakarak başını salladı. Ondan olumlu yanıt almamla yavaşça kapıya doğru ilerledim ve kapıyı açıp tam çıkacaktım ki. "Yan odayı ben temizlerim istersen." Dediğinde arkamı dönüp karşımdaki kıza baktım. Ciddi gibi gözüküyordu ama misafirdi ne de olsa o bu evde. Ona evimi temizletmem hiç de uygun olmazdı. Bundan dolayı başımı olumsuz anlamda sallayıp "Yarın bir iki kişi ayarlarım, onlar temizliği halleder. Sen her ne olursa olsun misafirsin odayı temizlemen olmaz." Dediğimde ondan cevap beklemeden odadan ayrıldım ve aşağı inip arada bir kullandığım battaniyeyi de üzerime örtüp göz kapaklarıma binen ağırlığa teslim oldum ve Bugünün ne getireceğini bilemediğim gibi yarının da ne getireceğinden bir haber, öylece uykuya daldım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD