8.Bölüm

1039 Words
Of, keskin bir baş ağrısıyla uyandım. Üstümde bir ağırlık vardı. Ne olmuştu dün gece? Hiçbir şey hatırlamıyordum. Gözlerimi açtığımda Kara tam yanımda ve çıplaktı. Allah kahretmesin, düşündüğüm şey olmasın! "sevişmiş olamayız ya" dedim ama sonra yorganın altına baktığımda... Ben de çıplaktım. İnanamıyorum, resmen dün gece Kara ile beraber olmuştuk. Kendimi hızlı bir şekilde onun kollarından çıkarttım ve banyoya gittim. Kısa bir duşun ardından odaya geri döndüğümde hâlâ uyuduğunu gördüm. Onu uyandırmadan aşağı indim. Dün geceyi kesik kesik hatırlamaya başladım. Biz dün gece ne yapmıştık? Neden bu haldeydik? Ben niye kendimi tutamamıştım? Off... Kahvaltı hazırlamaya başladım. Sonra yukarıdan birkaç ses geldi. Merdivenlerden gelen ayak sesinin Kara’ya ait olduğunu anladım. Mutfakta benim varlığımı hissedince mutfağa doğru geldi ve, "Günaydın bebeğim. Senin yanımda göremeyince beni de bırakıp gittin sandım," dedi. Bir anda sinirlenip, "Bebeğim ha? Aramızdaki şeyleri çok abartmıyor musun sence de? Bir anlık boşluk işte, yaşandı ve bitti. Bunu uzatmasak mı artık?" dedim. " sen ne dediğini farkında mısın Güneş " dedi. "Artık giyinip evine gidebilirsin." Bunun üzerine Kara yüzüme baktı, hafif alaycı bir ifadeyle, " bana bu lafı ikiletme Güneş, sen ne dediğinin farkında mısın? Ben oradan bakılınca bir escorta mı benziyorum? İstersen komodinin üstüne para da bıraksaydın. Aramızdaki şeyleri bu kadar basite mi indiriyorsun? Dün gece adeta bana yalvarıyordun." Ben de ona dönerek, "Dün gece dün gecede kaldı ve bitti. Abartmamak gerekiyor. Kara Bey, artık yolunuza bakabilirsiniz. Benim için sıradan bir insandan farkınız yok. Bu aramızdaki yaşadıklarımız çok önemsediğim şeyler değil," dedim. Bir anda beni tuttu ve duvara doğru adeta fırlattı. Ne olduğumu şaşırdım, sırtım acımıştı. "Ne yapıyorsun sen? Derdin ne?!" diye bağırdım. "Ne derdim mi? Der-dim sen-sin kızım! Sensin! Şu anda beni nasıl bir duruma soktuğunun farkında mısın?" Bu hal ve hareketlerinin sebebi benim sana vermiş olduğum 'yüzmü' ha? Bir anda tokat attım. "Haddini bil! Bana sen yüz vermedin! Sen kim oluyorsun da beni duvara fırlatma lüksünü kendinde buluyorsun? Hemen bu evi terk etmeni istiyorum!" Bana daha fazla yaklaştı ve burun burunaydık. "Bak Güneş, sınama. Emin ol, en son sabrı sınanacak olan kişilerden biriyim. Kendine çeki düzen ver. Bu aramızda yaşadıklarımız ilişkimizin temellerini başlatıyor." Ben bir anda kahkaha attım. "Ne ilişkisi, ne temeli? Alelade bir insan bile olsan seninle beraber olurdum. Kendini bu kadar büyük hissetme Kara Bey. Şimdi toplan ve defol git evimden!" Bir anda yüzüme adeta kükreyerek, "Şimdi bu evden siktir olup gideceğim ama sen bana yalvararak geri döneceksin Güneş! Yalvararak! Dün geceyi ve bütün gecelerimizi senin eşsiz çığlıklarınla kapatacağız. Unutma! Sen benimsin!" dedi. Ve bir anda bütün öfkemle Kara’ya kafa attım. Neden yaptım bilmiyorum ama onu kafa attım . Burnundan hafif de olsa kan gelmeye başladı. Kafasını tuttu. "Ahhh, Güneş, ne yapmaya çalışıyorsun? burnum!" dedi burnunu tutarak. Ben de, "Sence oradan bakılınca ben satılık bir mala mı benziyorum? Kendini çok büyütmüşsün gözünde. Şimdi defol git!" dedim. "Bu iş burada bitmedi Güneş! Bu iş burada bitmedi!" diyerek ayrıldı evden. Onu evden gönderdikten sonra Beyza’yı aradım. İkinci çalışta telefonu açtı. "Günaydın canım," dedi. "Günaydın canım, bugün müsaitsen yanına uğramayı düşünüyorum." "Tabii ki de canım, sormana bile gerek yok. Seni bekliyorum, gel. Güzel bir kahvaltı yapalım." "Hayır canım, ben şimdi kahvaltımı yapıp çıkacağım evden. Sana anlatacaklarım var, tatlı ve kahve hazırla." dedim ve kahvaltımı yaptıktan sonra toparlanıp evden çıktım. Hâlâ dün gecenin anılarıyla kesik kesik yüzleşiyorum. Ne yapacağım bilmiyorum. Kara kesinlikle peşimi bırakmayacak gibi. Ve evet... ben bir anda kendimi onun kollarına bırakmıştım. Adam haklıydı. Çok haklıydı... Offf... Nasıl olacak, nasıl bitecek bilmiyorum. Kara hayatımın altını üstüne getirdi. Çok uzun zamandan sonra biriyle birlikte olmamıştım ve o kişinin Kara olabileceği aklıma bile gelmezdi. Off... Ne olacak bilmiyorum. Beyza'nın kafesinin önüne çoktan gelmiştim. Arabadan inip kapıya doğru ilerlediğimde Beyza'nın müşterilerle ilgilendiğini gördüm. Hemen onun yanına gidip sarıldım. "Canım! Hoş geldin, nasılsın?" "İyi olmaya çalışıyorum. Sana anlatacaklarım var." "Ne oldu? Beni korkutma. İyi misin?" "İyiyim, ama korkacağın şeyler var. Emin olabilirsin." "Anlat, ne oldu?" "Biz... dün gece Kara'yla beraber olduk." Ve her şeyi Beyza’ya anlattım. Adeta ağzımı bile kapatmadan şaşkınlık içinde bana baktı. "İşte böyle… Dün gece onunla beraber oldum. Sabahında adama kafa attım. Evet, adama kafa attım." Bir anda gülmeye başladı. "Gerçekten... herhalde en vurucu şey adama kafa atman. Güneş, inanamıyorum sana. Güleyim mi, ağlayayım mı bilemiyorum ama ilk önceliğin acilen bir korunma ilacı almak olmalı. Emin ol, Kara’dan bir çocuğun olmasını istemezsin!" "Ahh, akılsız kafam. O benim aklımdan çıktı. senden çıktıktan sonra bir eczaneye uğramam gerekecek." "Bence de canım, git. Ama bu arada Kara’ya çok dikkat et. Bence seni takıntı hâline getirmiş olabilir." "Umarım öyle olmamıştır. Sadece gelip geçici bir hevesimdir ve bitmiştir." "Ama bana hiç öyle gelmiyor. Kara’yla olan ilişkini birazcık uzaklaştır. Adamla çok yüz yüze gelmemeye çalış. Belli ki sana saplantılı. Bu gerçekten korkutucu." "Aynen öyle. Beyza, ne yapacağımı bilmiyorum. Umarım en kısa zamanda yakamdan düşer." Biz böyle konuşurken zamanın nasıl akıp geçtiğini bilemedim. O arada beni Cenk aradı. "Selam güzellik. Bugün adeta mail yağmuruna tuttum seni, ama birine bile dönüş yapmadın. Umarım iyisindir. Ne oluyor sana?" "Off canım, kusura bakma. Aklımdan çıkmış. Bugün biraz hasta gibiydim, o yüzden bilgisayara da bakamadım. Önemli bir şey miydi?" "Evet, önemliydi. Kara Bey'ler en kısa zamanda toplantı yapmak istiyorlar. Senin katılmanı özellikle istiyorlar. “Benim yerime katılsan?" "Hayır!” Özellikle ben mi? Cenk, lütfen beni zor durumda bırakma. Kara Bey’den de onun şirketinden de illallah geldi." "Ne oldu sana?" "Boş ver... Sadece iş ortağımız sonuçta. Çok da umursamamak gerekiyor." "Tamam canım, ama sana inanıyorum. En kısa zamanda toparlanıp geri dönmeni bekliyorum. Artık yeter. Yarın seni şirkette görmek istiyorum." "Tamam Cenk, toparlanıp geleceğim. Yarın toplantı ayarla. Bu Kara Bey’in derdi neymiş bakalım. Ayrıca İtalya’daki bir müşterimiz vardı, hatırlarsın, Tomas Bey... Onunla da yarın bir görüşme ayarla." "Tomas zaten seni bekliyor. Adam neredeyse seni görmek için kapıda yatacak!" "Tamam canım, yarın görüşürüz," dedim ve telefonu kapattım. Tomas Bey bana birazcık aşık olabilir. Belki Kara’yı onunla kıskandırırsam benden uzaklaşır. Umarım öyle olur. Umarım bu planım elimde patlamaz. Hâlâ Beyza'yla beraber oturuyorduk. "canım ben kalkıyorum. Eczaneye uğrayacağım, oradan eve geçerim. Yarın toplantılarım var." "Tamam canım. Unutma dediklerimi. Bir problem, bir sıkıntı olursa muhakkak beni ara." "Tamamdır canım, ararım seni," dedim ve kalktım. Eczaneye uğrayıp bir doğum kontrol hapı aldım. Umarım geç kalmamışımdır. Eve gittim. Yatak olduğu gibi dağınıktı. Çarşafları çıkarttım, yatağı değiştirdim, iyice temizledim. Duşa girdim. Güzel bir duşun ardından çıktım. Yarın sabah bakalım nasıl olacak... Umarım Kara benden en kısa sürede vazgeçer.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD