5.Bölüm(+18)

1016 Words
“Ahhhh Kara” öpücükler boynumdan aşağılara doğru iniyordu aklımı ve kontrolümü kaybetmek üzereydim ne yapacağımı bilmiyordum, elleri bedenim keşfe çoktan çıkmıştı. “Söyle bebeğim sana adımı daha çok haykır “ dedi o arada artık göğüslerimin arasında hem öpüyor hem de bir yandan ısırıp yalıyor… aklımı kaybetmiştim artık olayları akışına bıraktım ve ona ”hmmm Kara sik beni artık aklımı siktin hadiii dayanamıyorum artıkk” Kara kafasını göğüslerimde kaldırdı bir anda “Tekrar et bebeğim sana ne yapmamı istiyorsun.” “Sik ben” “hmm öylemi yapsam acaba ya da” elini bir anda tangamın ipine attı ve bir anda ikiye ayırdı artık aramızda olan bütün engeller kalktı… parmaklarını ıslak amımda gezdirirken ben artık aklımı kaybedecektim ona “hmmmm benimle oyna artık yap artık şunu “dedim bir anda ellerini çekti “neyi bebeğim” hala parmakları ile beni içimdeyken birazdan elline boşalacaktım ve bunu istemiyordum bir anda ellin tutup çektim ve dudaklarına yağıştım birkaç dakika birbirimizi sömürdükten sonra onu kendimde uzaklaştırdım ve “Eğil ve em beni” dedim bütün baskın arzumla omuzlarında baskı yaparak eğilmeye zorladım “Siz yeter ki isteyin efendim sizi her şeyi yapmaya hazırım” dedi Bir anda elbisemin eteklerinde tutup yukarıya kaldırdı ve kafasını vajinam adenk getirp emeye başladıı… adeta aklımı kaçırmak üzereydim beni banyonun fayansına yasladı ve daha çok vajinama gömüldü daha fazla buna dayanamayacağımı anladım ve “Karaaa….. boşlacağımm” “sakın bebeğim daha içine bile girmedim sakın “ dedi ve kafasını kaldırdı ve ben yarım kalma hissi ile ona “beni böyle bırakamasın Kara !!” “sakin ol bebeğim şimdi benim ki ile tanışacaksın ve sana istediğini verecek” dedi ve pantolonu indirip devasa penisini çıkardı bir anda ağzım açık onu izliyordum ki.. “ağzını kapat bebeğim benim oğlanla tanış seni fena arzuluyor ve artık sikmek için seni kuduruyorum” “sik beni Kara aklımı all “ dedim ben neler diyorum böyle “Hemen bebeğimm” dedi ve hiç beklemeden içime tamamını soktu… “ahhhhh” “KARAAAAAA….” “Karanın gülüüü ,söyle zevk alıyor musun” “çokk çokk daha derineee” “ahhhh…” Rüyamdan kan ter içinde uyandım. Ne oldu bir anda öyle? Ben, ergenler gibi ıslak rüyalar mı görüyorum? Şaka gibi… Hemen yataktan çıkıp güzelce soğuk bir duş aldım. Ancak o keser benim gereksiz ateşimi. Kara’yı nasıl arzularım ben? Adam tamam, çok yakışıklı ve hakkını yemeyeceğim, çok seksi. Ama ben Mert ile beraber olurken bu kadar arzuladığımı hatırlamıyorum. Adamı rüyamda görmem bile benim kadınlık hormonlarımı ayağa kaldırdı. Kendine gel Güneşş! Tabi siz de merak ediyorsunuz: En son lavaboda öpüşmemizden bir hafta geçti ve ben bir haftadır evden çalışıyorum çünkü hâlâ kendimi toparlayamadım. Lavaboda olanlardan sonra onu zorla – biraz da tabii onun istemesiyle – ittim ve masaya geçtim. O arada Cenk bana “Ne oldu?” der gibi baktığında, “Her şey yolunda,” der gibi başımı salladım ve masaya oturdum. Kendimi çok tuhaf hissediyordum. Resmen beni sevdiğini itiraf etti! Daha biz tanışalı iki hafta bile olmadı. Nasıl böyle bir takıntı hâline getirir beni, anlamıyorum. Beş dakika sonra Kara masaya geldi ve toplantı devam etti. Bütün toplantı boyunca beni izledi ve ben adeta sopa yutmuş gibiydim. İmzalar atıldıktan sonra uğurlamak için kapıya kadar eşlik ettik. Tam Kara Bey’i de uğurlayacakken bana döndü ve, “Dönüşünüzü bekliyorum, Güneş Hanım,” dedi ve arabasına binip gitti. Cenk bana dönerek, “Ne dönüşü bu Güneş? Ne konuştunuz siz? Ne zaman konuştunuz? zaten Peşinden lavaboya gittin, o da kalktı kızım, anlatsana hadi,” dedi. “Cenk dur, bir motorun soğusun. Yok bir şey. İş ile ilgili işte… Yeni proje falan yapalım dedi,” dedim ve göz devirerek ekledi: “Hiç inanmadım ama yakında kokusu çıkar.” “Cenk, sana kalmış bir durum. Ben eve geçiyorum ve bu bir hafta evden çalışacağım, haberin olsun,” dedim. “Tamamdır Güneş. Sen biraz dinlen ve kafanı topla. İşler bende,” dedi. Restorandan ayrılarak arabama bindim ve evime geldim. O günden bugüne adeta gözlerimi her kapattığımda Kara ile o lavaboda seviştiğimi görüyorum ve kan ter içinde uyanıyorum. Artık bu durum iyice canımı sıkmaya başladı. Ben de en yakın arkadaşım olan Beyza’yı aradım. Birkaç çalmada telefon açıldı. “Canım nasılsın?” “İyiyim canım, sen nasılsın? Kaç gündür senden bir haber alamıyordum. Artık kapına dayanacaktım. Neredeydin?” “Sorma başıma gelenleri. Bugün müsaitsen bana gelir misin?” “Tabii, iş çıkışı size gelirim. Ben şimdi çok yoğunum, kapatıyorum. Akşam görüşürüz.” “Tamam canım, akşam görüşürüz,” dedim ve telefonu kapattım. Beyza ile tanışmam, Fransa’ya geldiğim zaman oldu. O, ilk evimde karşı komşumdu. O günlerde Mert’in travmasını kolay kolay atlatamıyordum ve her gece kâbuslar görüyordum. Bir gece yine bir kâbus görmüştüm ve kan ter içinde uyanmıştım. O sırada kapı zilinin çaldığını duydum ve kapıya çıktım. Bir anda karşımda Beyza’yı gördüm. Tesettürlü ve çok güzel bir kadındı. O gün mesaiden dönerken benim çığlıklarımı duymuş, bir şey olduğunu düşünerek zile basmış. O gece beni rahatlatmak için çeşitli dualar okudu ve sabaha kadar yanımdan ayrılmadı. O zaman onun ne kadar fedakâr biri olduğunu gördüm. Fransa’da küçük bir pastane işletiyor ve kendini oranın yerel halkına sevdirmiş biri. Onu sevmeyen olamaz zaten; çok tatlı ve güzel bir kadın. Çoğu İtalyan erkeği peşinden resmen köle gibi oldu ama o hiçbirini istemedi. Nedenini sorduğumda, “zamanı değil,” der hep. Bu yüzden onu asla ilişki konularında zorlamam. Artık akşam olmuştu, Beyza gelmişti. Sarılma ve yemek faslından sonra koltukta kahvelerimizi içerken Beyza’ya Kara ile olan bütün hikayeyi anlattım. Şokla dinledi tabii—rüya kısmı hariç! Yoksa “sen aşkı olmuşsun” falan derdi. O arada Beyza, “Bu adam belli ki sana kafayı takmış. Ne yapacaksın?” dedi. “İnan bilmiyorum ama konuşmam gerek onunla. Sadece bir takıntıyım onun için,” dedim. “Bana da biraz öyle geldi. İyi düşün canım, adam tehlikeli bir tipe benziyor,” dedi. “Aynen öyle, bakalım artık... Onu bize zaman gösterecek,” dedim. O akşam Beyza ile konuştuktan sonra, “Kal” dememe rağmen işi olduğu için kalmadı. Ben içeride televizyona odaklanmaya çalışırken bir bildirim sesi geldi. Telefonu elime aldığımda, yabancı bir numaradan mesaj vardı: “Güneş, yarın akşam saat 20.00'de seni Il Était Un Square restoranında bekliyorum. —Kara” "NEE?!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD