6.Bölüm

683 Words
O mesajdan sonra olduğum yerde adeta donup kaldım. Ne yapacağımı bilemedim. Karada bu kadar büyük bir hareket beklemiyordum. Şaşkınlıktan kalbim bir an duracak gibi oldu. “Nasıl yani?” dedim kendi kendime. “Gerçekten beni yemeğe mi çağırdı şimdi bu adam?” Üstelik en garibi, benim telefon numarama nasıl ulaştığını bir türlü anlayamıyordum. Bu kısmı hiç aklıma sığmıyordu. Kafam karmakarışıktı. İçimde tuhaf bir panik, dışımda serinkanlı bir duruş… Ama içimden geçenleri bilen biri olsaydı, bu halime gülerdi. "Uff," dedim yüksek sesle. "İyice saçmalamaya başladım." Sonra kendi kendime, "Hadi Güneş, bir cevap yaz kızım. Hadi!" Ve yazdım: “Kara Bey, öncelikle telefon numaramı kimden buldunuz ya da nasıl öğrendiniz, gerçekten umrumda bile değil. Ama siz… siz haddinizi çok aştınız. Bizim sizinle konuşacak hiçbir şeyimiz kalmadı artık.” Gönderdim. Hemen görüldü oldu. Birkaç saniye sonra cevap geldi. “Güneş Hanım, ben haddimi bilirim. Size karşı herhangi bir yanlışım olmadı, olmayacak da. Sadece sizden bu akşam yemeğine katılıp olayları bir de benden dinlemenizi istiyorum. Hepsi bu.” Şaşkına döndüm. Beklediğimden çok daha kibar bir mesajdı bu. Belki de içten içe böyle bir şeyi duymayı bekliyordum, bilmiyorum. Ama içimde derin bir merak kıpırdanmaya başladı. "Gitsem mi?" diye düşündüm. Of! Kafam o kadar karışıktı ki. Bir yanım “sakın!” derken, diğer yanım "ya gerçekten benden ne anlatmak istiyorsa?” diye fısıldıyordu. Kara Bey tuhaf bir adamdı. Adeta bir mıknatıs gibiydi. Ne zaman kutuplar yer değiştirse, yine birbirimize çekiliyorduk. Bu oyunun sonu nereye varacaktı, bilmiyordum. Ama içimde kıvılcımlar parlıyordu. O sırada yanımda Beyza vardı. Tüm bu olan bitene birlikte şahit oldu. Türbeden çıkarken, gözlerimin içine baktı ve “Bak,” dedi, “akıllı bir kız olmaya başlıyorsun. Kendini o adamın yanında eritmiyorsun artık. Onun, senin deyiminle, radarından çıkıyorsun.” Ah, o … O adamın radarına girmek bile başlı başına bir olaydı. Peki ben Beyza’ya nasıl anlatacaktım olanları? Ona, bu adamı ıslak rüyalarımda gördüğümü, onunla türlü fanteziler kurduğumu, bu düşünceleri özellikle kafamdan atamadığımı nasıl söyleyebilirdim? Hayatta bana inanmazdı. Zaten Kara, hem pahalı, hem ulaşılmaz, hem de fazla karmaşık bir adamdı. Asıl konuya dönelim. Kara gerçekten beni yemeğe çağırmıştı. Ve ben ne yapacağımı, nasıl davranacağımı hiç ama hiç bilmiyordum. Şöyle düşünüyordum: “Bu bir akşam yemeği… Ben de onun karşısına şık, zarif, kendinden emin bir kadın olarak çıkmalıyım. Etkilemeli miyim onu? Hâlâ onu etkilemeyi düşünüyor muyum?” Bu düşüncelerle boğulurken, kendime şaşırıyordum. Apar topar Beyza’yı uğurladıktan sonra odama çıktım. Bütün gece boyunca ne giyeceğimi düşündüm. Dolabımı defalarca karıştırdım ama içime sinen hiçbir şey bulamadım. O telaşla sonunda yorgunluktan yatağa yığıldım ve uyuyakaldım. Sabah kalktığımda önce güzel bir kahvaltı ettim, sonra duşumu alıp evden çıktım ve doğru en sevdiğim AVM’ye gittim. Gözüm bir elbiseye takıldı: siyah, sırt dekolteli, yırtmaçlı… Hafifçe tenimi okşayan kumaşı ve vücuda oturuşuyla oldukça etkileyiciydi. Tam da bu akşam için uygun bir elbiseydi. İçimde bir yer, “Bu akşam iyi görünmelisin,” diyordu. Sonuçta çok yakışıklı bir adamla akşam yemeğine çıkacaktım. Dışarıdan kötü görünmese de içten içe fırtına gibiydi her şey. AVM’den çıktığımda bir mesaj geldi: “Seni akşam 20:00’de alacağım. Hazır ol.” Birden panikledim. “Ne demek alacağım?” dedim. “Nereden alacaksınız, nereye geleceksiniz?” diye hemen cevap yazdım. Anında yanıt geldi: “Sen orasını merak etme. Ben seni adresinden alırım.” "Bu adam kafayı mı yedi?" diye geçirdim içimden. Ama son bir şans verip yazdım: “Kara Bey, bu hareketlerinizi bu seferlik maruz görüyorum. Bu ilk ve son akşam yemeğimiz olacak.” Ama cevap bambaşkaydı: “Bu ilk yemeğimiz olabilir, ama son olacağını hiç sanmıyorum. Sizi bekliyor olacağım 😉” İnanamıyordum. Ciddiyetle şaka arasında gidip gelen, karizmasıyla dengemi bozan bu adamla nasıl baş edecektim? Sonunda eve döndüm, makyaj malzemelerimi ve elbisemi alıp hazırlanmak için odama geçtim. Sıkı bir topuz yaptım, gözlerimi hafifçe dumanlı boyadım. İnci bir kolye taktım. Zarif topuklularımı giydim. Aynaya baktığımda "Bu kadına herkes bakar," dedim. Ama önemli olan onun gözünde ne olacağımdı. Saat tam 20:00'de kapım çaldı. Dakik bir adamdı. Yavaşça kapıyı açtım. Ve karşımda... Yunan heykeli gibi bir adam duruyordu. Klas bir takım elbise giymiş, gözlerimin içine dimdik bakıyordu. Nefesim bir an durdu. Bana doğru hafifçe eğilip şöyle dedi: “Hazırsan gidelim. Bu akşam ikimiz için de uzun geçecek.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD