Kandan Kılıç

1015 Words
Toplanılan altın kan, kılıç ve çığlığın tüyünü alan usta cüce emri altında çalışan bütün cüceleri maden ocağından dışarıya çıkardı ve kendisini maden ocağına kilitledi. Bu işi tek başına yapması gerekiyordu. Gerekli olan ateşi ve ısıyı ayarladı. Ayka'nın kılıcının üzerine Eric'in altın kanını yavaşça döktü. Her bir damlada daha fazla dövmeye başladı. Her çekiç darbesinde kılıç daha da kalınlaşıp güçleniyordu. Usta büyücü atalarına ait olan kutsal kelimeleri söylüyordu. Uzaktan bakan birisi bunu bir ayin olarak görürdü. Sıcağın etkisi ile usta kadın cüce sırılsıklam olmuştu. Cilalama işlemi bitince koparılan tüyü kılıcın sap kısmının içine koydu ve yeniden eritti. Silah artık hazırdı. Bu işlem gece boyunca sürmüştü ve oldukça yorulmuştu. Günün ilk ışıkları ile maden ocağının kapılarını açtı ve dışarıya çıktı. Cüceler ve üç arkadaş meraklarından kapının önünden hiç ayrılmamış ve orada uyuya kalmıştı. Usta cüce elinde duran dünyanın en güçlü kılıcını yere bastırması ile topraktan muazzam bir dalga yayıldı. Toprak bükücü olan cüceler bu his ile yerlerinden bir anda fırladı. Bekçi köpek gözlerini yavaşça açtı ve önünde duran manzara karşısında arkadaşlarını kaldırdı. Herkes uykusundan uyanmış ve afallamış bir şekilde etrafına bakıyordu. " Artık Savaşa hazırsınız" dedi usta cüce kılıcı sahibine yani Ayka'ya uzatarak. Yakışıklı genç elleri ile destek alarak yerden kalktı. Uzunca boyu ve kılıcın yeni halini gören umut ve sevinç dolu gözleri ile ustaya yaklaşarak kılıcı aldı. Eski halinden daha ağır ve daha görkemli olmuştu kılıç. Altın kanım verdiği güçten olsa gerek gövde kısmında altın renginde çizgiler belirmişti. Ayka, kılıcı eline aldığında kendi ustasından öğrendiği bir kaç hareketi yapmaya başladı. Sanki o kılıcı değil de kılıç ona komut veriyor gibiydi. Artık savaşırken iki kişiydi. Bu silahın gücü karşısında Vexana'nın hiç bir şansı yoktu artık. Çığlık, bu görüntü karşısında çok etkilenmiş ve Ayka'nın bacaklarından yukarıya doğru bakarak onu kucağına almasını istemişti. Çığlığı kucağına alan Ayka büyük bir saygı ile usta cücenin karşısında eğildi. Yola çıkmadan önce cüce kadınların hazırladığı kahvaltı masasında karınlarını bir güzel doyurdular. Gitmemek için hiç bir sebepleri yoktu artık. Tek başlarına uçmak zor olacağı için kalan peri tozunu aynı şekilde araba ile uçmak için kullandılar." Verdiğiniz sözü sakın unutmayın." Dedi usta büyücü ve araba ile uçan bu savaşçılara uzaklaştıklarında el sallayarak veda ettiler. Yolculuk boyunca kimsenin ağzını bıçak açmamıştı. Sanki herkes yapacağı görevi biliyor ve bekliyordu. Nihayet Galie'nin kanlı havasını görmeye başladılar. Bekçi köpek evlerinin bahçesine doğru yaklaşıp hafif bir iniş gerçekleştirecekti ki keskin kulakları bir yardım çığlığını duydu. Sesin geldiği yöne doğru uçmaya başladı. Ayka arabanın camından kafasını çıkardı " bir sorun mu var? " diyerek bağırdı. Hava akımı fazla olduğu için bekçi köpek onu duymamıştı. Gövdesinden kopmuş bir ağacın altında saklanmış küçük bir kızı gördü. Bu kız Pelly'di. Üstü başı yırtılmış ve ayakları koşmaktan su toplamıştı. Arabayı kızın yanına doğru yaklaştıran bekçi köpeğin boyutunu görünce daha fazla çığlık atmaya başladı. Eski boyutuna dönen bekçi köpek ve arabadan inen Ayka ile Eric kıza doğru yaklaştı. "Korkma küçük kız. Biz düşman değiliz. Sana zarar vermeyiz." Diyerek onu sakinleştirmeye çalıştılar. Bu dostça insanları gören Pelly ağlamaya başladı ve başından geçenleri anlatmaya başladı. Bu hikayeyi duyan Ayka çok sinirlenmişti. " Nasıl bir belayı serbest bıraktığına dair bir haberin var mı? " diyerek karşısında duran bu narin kıza epeyce bağırdı. Eric kıza sarıldı ve " Sakin ol dostum. Görmüyor musun o küçük bir kız ve yaptığı şey için fazlasıyla pişman." Dedi ve Pelly'nin yaraları ayaklarını muayene etmeye başladı. Dikenler ayak derisinin içine iyice geçmiş ve sıcaktan olsa gerek hep su toplamıştı. Hemen bir iyileştirme büyüsü ile kızın ayaklarını iyileştirdi ve sihirli kesesini çıkararak kıza yiyecek ve içecek ikran etti. Bu ikramlar karşısında Pelly daha fazla ağlamaya başladı. "Çok teşekkür ederim. Lütfen ablamı kurtarın. Ondan başka kimsem yok. " dedi ve Eric'e iyice sarıldı. Ayka az da olsa sakinleşmişti. Ablasının şuan nerede olacağı hakkında düşünüyor ve onu yaralamadan Vexana'yı içinden nasıl çıkaracakları hakkında bekçi köpek ile konuşuyordu. İşin bu kısmını hiç düşünmemişlerdi... İyice güçlenen Vexana, lafta sağ kolu olan baş büyücünün yanına gidip yeni halinin tadını çıkarıyordu. Liessanın bedeni oldukça hoşuna gitmişti. Sadece biraz fazla cılız gözüküyordu. " bana anlatman gereken bazı şeyler olduğunu düşünüyorum." Dedi Vexana ayna karşısında ki yeni bedenine bakarak. " Bu uzun zaman diliminde hafızam geri geldi. İlk başta kabullenmem çok zor oldu fakat sonradan sana hak vermeye başladım ve bu kişinin senden sakladığı büyük bir şeyin olduğunu fark ettim." Dedi gülerek. Vexana hafızasının geri gelmesi ile bu kukla bedenini aslında baş büyücünün aşkına ait olduğunu ve bu kişinin onu kandırarak iki kere hayatına girdiğini, onu aslından baş büyücünün öldürmediğini ve en önemlisi Eric'in onun babası olduğunu ve istese onu kaos modun da iken yok edebileceğini öğrenmişti. Bunları ona şuan söylemeyecekti çünkü küçük çapta ondan intikam almak istiyordu. Yıllar önce bunları ona anlatsaydı eğer ona hak verirdi. Bu durumda onu aptal yerine koymuştu ve bu durum onun canını az da olsa sıkmıştı. Baş büyücü böyle bir durum ile karşılaşacağını zaten biliyordu. Yıllardır ona ulaşamamış ve hafızasının bu kısmını silememişti ama artık silmesinin de bir anlamı yoktu. Biliyor ve ona hak duyuyor ise bu büyüyü yapmayacaktı. " Bu güzelliğinin nereden geldiğini ve sana neden bu kadar değer verdiğimi artık biliyorsun." Dedi ve siyah pelerinini bir anda üzerinden çıkardı. Cümlesine devam etti. " Ben aslında buyum. Bir boşlukta kaldım. Ne insanım ne de bir iblisim. Ölmeyi bu dünyada her şeyden çok istiyorum." Dedi çirkin bedeniyle. Onun çirkin olduğunu tahmin ediyordu fakat böylesine bir bedene sahip olabileceğini asla düşünmüyordu Vexana. Yavaşça ona doğru adımlar attı ve yere düşen siyah pelerini alıp baş büyücünün üzerine yeniden giydirdi. " Sen benim gözümde hep en yakışıklı olan kişisin. Sen olmasan ben olmazdım." Dedi ve kırışmış yanağına bir öpücük kondurdu. Bütün bunlar baştan aşağıya numaraydı. İntikam için yapılan samimi tavırlardı... Pelly' i evlerine davet eden bu arkadaşlar evin harap olmuş kısımlarını onarıyorlardı. Evin ısınması zorlaştığı için ilk iş tavanı tamir etmekti. Pelly koltukta uzanmış ve çığlık da ona destek olmak için pofuduk tüyleri ile ona oyunlar oynuyordu. Eric, " Ayka ne beceriksizsin dostum alt tarafı bir çivi uzatacaksın." Diye bağırdı alaycı bir tavırla. Pelly bu ismi duyunca oldukça şaşırmıştı. Bazı geceler ablası kabus gördüğünde, fazla gürültüden dolayı Pelly uyanır ve ablasının odasına girerdi. Liessa uykusunda hep Ayka ismini sayıklardı. Acaba ablasının bu adamla bir ilişkisi mi vardı diye aklında tilkiler dolanıyordu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD