Her şeyin bir sebebi var Her şey bizi buraya getirdi. Öyle ise bu işi sonuna kadar götüreceğim" dedi Eric dağın tepesinde ki buzulun üzerinde kaos ve denge adı altında terapisini yapar iken. Dağın kar ile dolu zirvesi oldukça soğuktu. Bekçi köpek " Hava koşulları vücut sıcaklığını tetiklediğin de bedenin yaşama iç güdüsünü tetikleyecek ve böylece bir çıkmaza gireceksin. Çıkmaz ve kaygılar karanlık düşüncelere sebep olur ve böylelikle içindeki kaos dışa vurum gösterir " dedi yanında beklerken. Soğuk nedeniyle gerçek görünümüne dönüşmüştü bekçi. Siyah tüylerine düşen kar taneleri pırlanta misali parlıyordu. Gözleri cehennem kızılı gibi Eric ' izliyordu. Melez tanrı soğuğa karşı gelebilmek için direniyor idi. Vücudu dağın zirvesi gibi buz tutmuş , saçları ve kirpikleri donmuştu. Soğuğun yarattığı sıcaklık etkisi onu haşlıyordu. Derin derin nefes almaya çalışıyordu. Her nefes alıp verişinde ağzından buharlar çıkıyor ve bu buhar kirpiklerine değdiğinde su olup aşağıya damlıyordu. İlerleyen vakitlerde hareket edemez hale geldi vücuduna hükmedemiyor idi. Karanlık düşünceler yavaşça beynine girmeye başlamıştı . Annesinin ölümü sürekli gözlerinin önüne geliyor idi. Yıllar geçse de bu anı hafızasından silip atamayacaktı. Hiç bir büyü yada meditasyon bunu başaramayacaktı. Karnında bulunan sonsuzluk simgesi bir anda siyah bir renkte parlamaya başladı. Bekçi köpek " Evet şimdi başlıyoruz. Ona karşı diren ve sakın yenilme. " diye bağırıyordu pençelerini yere sert bir şekilde vurarak. Etrafını kara dumanlar sarmıştı ve bu dumanlar yavaşça burnundan içeriye doğru girip onu ele geçiriyor idi. Gözleri bir anda kapandı ve açamaz hale geldi. " savaş Eric , annen için savaş , intikamın için savaş . Onun seni değil , senin onu yönetmesi lazım bunu unutma " diyordu içinden. Bulutlar tüm vücudunu kaplamıştı ve aydınlık kalan tek yer kafası kalmıştı. Bekçi köpeği onu kurtarmak için hazırda bekliyordu. " Hadi evlat başarabilirsin. " diye tekrar ediyordu içinden. Tüm ümidini kesmiş yardım etmek için hamlesini yapıyordu ki Eric etrafını saran kaosu mavi bir ışık ile yok etmeye başladı. Maviler içinde parıl parıl parlıyordu dağın zirvesinde. İlk denemesinde başarmıştı. Kaous'u içinde nasıl tutacağını öğrenmişti. Bekçi köpeğin gözleri gurur dolu bakışlarıyla ıslanmış idi. " Seninle gurur duyuyorum. " dedi kısık bir sesle bekçi. Mavinin ahenk ışığı dağın soğuğuna karşı gelmiş ılık bir hava esintisi yaratmıştı. Eric yerde biraz uzandıktan sora ayağa kalktı ve " Yaptım dimi başardım ? " diye sordu yanı başında duran köpeğe. " Evet. " dercesine başını salladı bekçi. " Bugün fazlasıyla yoruldun bunun için dağdan inerken seni sırtımda taşıyacağım dedi" ve Eric'in önünde eğilerek sırtına binmesine izin verdi. Siyah ve ıslak tüyleri çok sert bir yapıda gözükse de oldukça yumuşaktı. Tüylere sıkıca tutundu tam o sırada " sırtıma bin dedik canımı yak demedik. Biraz yavaş be . " dedi dağdan aşağıya doğru hızlıca inen köpek. O kadar güçlü bacak yapısı vardı ki . Ön bacakları arka bacaklarından daha kısaydı ve ön ayaklarının bastığı yere senkronize bir biçimde arka ayakları basıyordu . Böylelikle yerde sadece iki pati izi bırakıyor idi. Hızlıca dağdan inip ovanın o taze çimenlerine vardılar. Köpeğin sırtından inip yere ayak basan Eric , " sonunda ısındım. " dedi ve derin bir iç çekti. Vücudunda ki kan akışı yeni yeni düzeliyor bu yüzden yanakları kızarıyordu. Bir an önce eve girip sıcak bir banyo yapmak istiyordu ama önden önce yemek yemesi gerekiyor idi. Kahvaltısını çok güzel yapmıştı ama bugün çok fazla efor sarf etmişti. Güzel bir et yahnisi pişirmeye karar verdi. Bahçeden topladığı sebzeleri özenerek minik doğradı ve yıkadı. Sonra eti de tencerenin içine atarak pişmesini bekledi. " Bugün iyi iş çıkardım mı sence patron. " diye sordu. Köpek ağzından akan salyalarını yalar iken " Tabi ki de , şey yemek ne zaman hazır olacak ? Karnımın gurultusu ovayı yıkmaya başlayacakda. " diye söyledi tezgahın altında durur şekilde. Sıcak olan tencerenin kapağını bir bez yardımı ile açan Eric yemeği tabaklara koyup servis etti. İki arkadaş keyifli bir akşam yemeği yedikten sonra " böyle yemeye devam edersem yakında bin kilo olurum ben. " dedi bekçi köpek. " sanki eskiden az yemek yiyordun da şimdi endişelenmeye başladın . " dedi Eric patlayan karnını okşar iken. Asıl önemli olayı halletmişlerdi ama alması gereken bir ders daha vardı melez tanrının. En az kaos kadar yaşamın dengesini de ayarlamak önemli bir işti. Bunu öğrenmesi için suyun sakinleştirici gücünden yararlanması gerekiyordu ve içinde ki tüm duyguları hissetmemesi lazımdı genç adamın. Bugünlük her ikisi de fazlasıyla yorgundu. İkinci bir ders için takatleri kalmamış idi. " şimdi uyuma vakti ama ondan önce banyo yapmalısın dostum. Gerçekten de iğrenç bir şekilde ter kokuyorsun . " dedi patron köpek. Bu sözlere kahkahalar ile cevap veren genç " Madem öyle sen uyumana bak ben üst kata çıkıyorum . " dedi . Üst kata çıkıp banyoya girdi. Karnında ki sembol fazlasıyla canını yakıyordu. Bugün ki eğitimin sonucunda böyle sızlaması gayet normaldi. Kıyafetlerini çıkarıp karnına baktığında sembolün yarısının gittiğini gördü. Bu olaya bir anlam yükleyememiş idi. Sıcak suyu açtı ve banyonun buharlaşmasını bekledi. Sauna etkisi vücuduna ve nefes kontrolüne çok iyi geliyordu. Oda havasını buhara bıraktıktan sonra melez tanrı sıcak su dolu olan küvete girdi. Kendi karışımı olan vücut şampuanı ile güzelce yıkandı. Lavanta ve gül karışımı olan bu şampuan , insanı çiçek bahçelerinde koşar adım ilerler iken ki gibi hissettiriyordu. Banyoda ısınan havlularına sarıldı ve ıslak ayakları tahta zemin üzerinde iz bırakarak odasına doğru ilerledi. Bu akşam araştırma yapacak havasında değildi ama planlarında aksatma yapmamalıydı. Bu yüzden canına tak etmiş bir şekilde büyü kitabını nemli dizlerinin üzerine koyup sayfalarını hevessiz bir şekilde karıştırmaya başladı. Hafızası oldukça düşüktü ya da anlama kıtlığı çekiyordu. Bir sayfayı anlayabilmesi için en az üç kez okuması gerekiyordu. Sayfalar arasında boğuşur iken gözleri ağırlaşmaya başladı ve havluya sarılı bir şekilde yerde uyuya kaldı. Sabah belinde bir ağrı ve dün dağın zirvesinde ki soğuğa benzer bir üşüme hissi ile uyandı. Yerde havlu ile uyuya kaldığı için üşütmüş ve beli tutulmuştu. İki büklüm bir şekilde yataktan destek alarak ayağa kalktı. Üstünü giyinmeye bile mecali kalmamış idi. Utanmasa bekçi köpekten giyinmek için yardım isteyecekti. Gömleğini giymeye çalışır iken vücudunda ki bütün kasların kasılıp canını yaktığını her hücresinde hissedebiliyor bundan dolayı da suratını ekşitiyordu. Dizleri titreye titreye merdivenlerden inmeye başladı. Henüz tam uyanamadığı için merdivenin dibinde uyuyan bekçi köpeği görmeyip üzerine bastı. Köpek büyük bir havlama ile yerinden kalktı " Hey , benim gibi iri kıyım bir köpeği gerçekten görmüyorsan dün yaptığımız eğitim sana iyi gelmemiş galiba . " dedi sinirli bir şekilde. Eric bugün eğitim yapmayı hiç istemiyordu ki suratının halinden de fazlasıyla belli oluyordu. " Sen burada bekle benim arka bahçede biraz işim var. Bugün ki ders ev de olacak . " dedi ve kuyruğunu sallaya sallaya dış kapıdan çıktı. Eric oturduğu yerde yeniden uyuya kalmıştı . Geri gelen bekçi köpek adamın gömleğinin yakasından ısırarak arka bahçeye doğru sürüklemeye başladı. " Tamam uyandım , bırak beni seni manyak ." Diye bağırıyordu telaşlı bir şekilde genç adam. Arka bahçeye vardıklarında derince kazılmış ufak çaplı bir çukur vardı. Çukurun etrafı taşlar ile örülüp kapatılmış içine ise ağız kısmına gelecek şekilde su doldurulmuştu. Köpek hiç bir şey söylemeden yakasından ısırdığı genci su doldu çukurun içine attı ve çukurun kapağını kapattı. Hayatta kalmak için suyun içinde çırpınan genç , kapak ile su arasında kalan hava boşluğuna doğru başını kaldırmış hızlı bir şekilde nefes alıp veriyordu. " Ona direnme , teslim ol . " diye seslendi köpek ve devam etti " Su seni rahatlatır. Çırpınma . Ne kadar direnirsen o kadar dibe batarsın. Bırak seni sarsın. " dedi sakin bir ses tonu ile. Kendini tamamı ile tanımak istiyor ise hocasının dediklerini yapmak zorun idi Eric ama karanlık ve su dolu bir çukur da bunu nasıl başaracak idi. Ellerini ve bacaklarını yana açarak bedenini suyun üzerine bıraktı. Hızlıca olan nefeslerini yavaş bir şekilde almaya başladı. Suyun enerjisini hissetmeye çalışıyordu. Karnında yarım kalan sembol yeniden parlamaya başladı." Su öyle bir maddedir ki Eric , insana hem şifa , huzur , dinginlik ve hayat verir. Su aşka , hayata ve zaman benzer. Benliğini onunla kutsa . " diyen köpek bu özlü sözleri ile melez tanrıya destek oluyordu. Derin bir nefes aldı ve suyun içine daldı. Ağzından çıkan baloncukların sesini duyacak kadar sakindi çukur. Bir anda saçlarının rengi beyazlaşmaya ve uzamaya başladı. Aynı şekilde kirpikleri ve kaşlarının da rengi değişmişti. Vücudundan yayılan enerji kütlesi , üzerine kapatılan kapağı bir kuş misali havaya fırlattı. Eric , su ile bütünleşmiş bir şekilde çukurdan çıktı. O artık tam anlamıyla Denge ve Kaos Tanrısı olmuştu. Etraftaki bütün hayvanlar , şuan Denge tanrı halinde olan Erice yaklaşarak sevecen bir şekilde hareketler yapmaya başladılar. Dünya bir dakikalığına değişmişti. Uzun bir süredir belirsizlik ve savaş içinde olan hayat düzelmişti. Eric birden gözlerini kapattı " Galie'nin yardıma ihtiyacı var. " dedi ve etrafını saran sudan biraz alıp gökyüzüne yolladı. Kendisinin savaşta çok bir etki yaratacağını düşünmediği için , işlerine en çok yarayacak olan tanrıya yani savaş tanrısı Neilo ya haber yollamıştı. Artık tanrıların onu bulmasından korkmuyor bilhassa onlar ile yüzleşip intikam almak istiyordu. Savaşın gidişatı gözlemlemesi için Galie ye gitmesi gerekiyor idi. Bekçi köpeğe dönerek " artık kim olduğumu ve ne yapmam gerektiğini biliyorum. Bana güven . Seni de yanıma almayı çok isterdim ama Galie şuan senin için güvenli değil. Hem senin evde kalıp burayı bizim için korumalısın . " dedi ve kaos tanrı halini de uyandırdı. Kendini iyice öne doğru eğdi ve gerdi. Sırtında sağ ve sol tarafında olmak üzere kanatlar çıktı. Kanatların birisi bembeyaz ve yumuşak tüyler ile dolu iken diğer taraf siyah renk ve dikenler ile doluydu. Eşsiz kanatlarını iyice açtı ve Galie ye doğru uçmaya başladı. Yeni kaos ve denge tanrısın dan gelen mesaj savaş tanrısını şok etmişti. Bu mesaj sonucunda insan savaşın dahil olmuş ve öldürülmüştü. Bütün savaşı baştan aşağıya izleyen Eric içinde ki kötülüğün dışarıya çıkmaması için elinden gelenin fazlasını yapıyordu. Savaş tanrısının kopmuş başına bakıp , ellerini sıkıyor ve dişleri ile dudaklarını parçalıyordu. Vücudundan muhteşem bir aura yayılıyordu. Kaos tarafı ağır basan melez daha fazla dayanamadı ve ülkeyi böyle bir hale getiren baş büyücü için görünmez bir büyü yaptı ve ona zarar vermesi için yolladı. Büyü tam hedefine yaklaşıyordu ki baş büyücü bir anda arkasını döndü ve elleri ile ona doğu gelen büyüyü tuttu. Bu his , bu sıcaklık oldukça tanıdık birisine aitti. " Hayır , hayatta olması mümkün değil . Üzerinden yıllar geçti. " dedi ve havada bir kartal misali süzülerek büyünün geldiği yöne doğru uçmaya başladı lakin ortalıkta cesetlerden ve yıkımdan başka bir şey gözükmüyor idi. Eric , bir cinayete sebep olduğunu düşünerek karamsar bir şekilde ovada ki evine geri dönüyordu. Eski bedenine dönmüştü ve bir daha tanrı modun da olmayı asla istemiyordu. Savaş tanrısının bedeninden kopan başını bir an bile düşünmeden edemiyor , hafızasından bu anı silemiyordu. Katil olma hissi onu derinden yaralamış , kalbinde büyükçe bir delik açmıştı. Eric'in üzgün bir şekilde evden içeriye girdiğini gören bekçi köpek , tam ne olduğunu sormak için ona yaklaşmıştı ki melez tanrı eliyle dur işareti yapıp " Bir daha tanrı olmak ile ilgili hiç bir söz duymak istemiyorum. Eğitim yok ! Tanrı olmak yok ! " dedi ve hemen odasına çıktı. Kitabı bir hışımla eline aldı tam ortasından tutup ikiye bölecekti ki " Keşke yanımda olsaydın anne , sana şuan o kadar çok ihtiyacım var ki , sen olsaydın bu aptal kitaba hiç ihtiyacım olmayacaktı. " dedi hıçkırarak ağlarken. Bunca yaşanan olaylar , eğitimler ve çakralarının açılıp benliği ile bir olması ona çok ağır gelmiş , kaldırması bir hayli zor olmuştu. O kadar çok ağlamıştı ki gözünden akan yaşlar tahta zemini nemlendirmeye yetmişti. Bir den birisinin saçlarını okşadığını hissetti. Ağırlaşan başını hafifçe kaldırdığında annesinin yanında olduğunu ve onu sevdiğini gördü. Elinde ki kitabı odanın diğer ucuna doğru fırlattı ve yılların biriktirdiği bolca özlem ile annesine küçük bir çocuk misali sımsıkı sarıldı. Annesinin ruhu kendisini geriye doğru çekmeye çalışsa da Eric onu bırakmıyordu. Oğlunun saçlarını okşamaya devam eden ruh " Bunların sana neler hissettirdiğini çok iyi biliyorum . Bende senin yaşlarında iken bunları yaşadım. Benim varisim sensin. Bunu başaracağını biliyorum ve seni çok seviyorum oğlum. " dedi ve başına bir öpücük bıraktı. Parıltılı beyaz kelebekler halinde yavaşça yok olmaya başladı. Melez tanrı uçan kelebekleri yakalamaya çalışıp " lütfen anne beni bırakma " diyerek bağırdı tavan arasında ki odasının orta yerinde çaresizlik içinde. Yalnızlık hissine kapılıp kendini soğuk zeminin üzerine bıraktı cenin pozisyonuna geçerek ellerini sımsıkı tuttu. Annesini yıllar sonra görmüş idi. Keşke biraz daha yanında kalsa ve onu sevseydi. Yerde uzanır iken annesinin ona söylediği cümlelerin her kelimesini en ince detayına kadar inceleyip , tanrı olup olamayacağını hakkında kafasında teoriler kurup çözümler oluşturuyordu. En nihayetinde bir sonuca varmıştı. Onu her zaman seven annesinin söylediklerini yapacak , Kaos ve denge tanrısı olarak görevini yerine getirecekti. Keşke annesine babası hakkında bir kaç soru sorabilse idi. İnsan yada tanrı mı diye çok merak ediyordu. Kendine gelmesi için biraz dinlenmesi gerekiyordu. Bu süreçte savaş bitmiş olurdu ve Galie'ye gidip yeniden hayatı yeşertebilir idi. Saman yatağında uzanır iken yaptığı büyü sayesinde birinin düşüncelerine girmeye çalıştığını anladı ve uyanıp hemen bekçi köpeğin yanına indi , ondan yardım istedi. Başından geçenleri ve yaptığı büyüyü anlattı. Köpek asıl haline geçti ve beyaz renk olan patisini Eric'in alnına koydu. " şimdi hiç bir şey düşünme ve zihnini bana bırak " dedi meditasyon haline geçerken. Geçmişten bugüne Eric ne yaşadıysa ve ne hissettiyse hepsini görebiliyordu. Birden bire zihnin içinde başka bir varlık gördü ve gizlice o varlığın anıları da erişim sağlamaya başladı. Hazırlıksız yakalanan baş büyücü kısa bir süreliğine hafızasını açma hatasında bulundu. Bu kısa süre bekçi köpeğin gerçekleri öğrenmesine yetmişti. Bunları can dostuna açıklaması oldukça zor olacağından en iyisi gördüklerini Eric'in hafızasına yerleştirmek olacak idi. Patisini melez tanrının başından çekti ve kendine gelmesini bekledi. Eric hafızasına yeni eklenen bu anılar ile tanışmış ve içlerinde kaybolmuştu. Oldukça ağır şeyler yaşıyor iken bir o kadar daha ağır olan gerçekler ile yüzleşmişti. Annesinin babasına olan aşkını , babasının nereden geldiğini ve nasıl yaşadığını , annesine olan aşkını , babasının şuan bu duruma nasıl geldiğini ve kötülük ile nasıl tanıştığını öğrenmiş oldu. Zihninden kendini dışarı atan Eric , iki elini de yere koydu. " Benden asla haberin olmayacak baba. Geçmişte anneme büyük bir aşk ile bağlı olsan da şuan ki kişiliğin kelimelerle anlatılamayacak kadar korkunç. " dedi ve ağlamaya başladı. Can dostu onu sakinleştirmek için uzunca konuşmalar yaptı çünkü daha çok toy olduğundan kaosun hemen dışarı çıkmasından korkuyordu. Saatler sonra sakinleşen genç ile konuşup ortak bir karar aldılar ve taşıma büyüsü ile evi Galie'nin merkezine taşıyıp şehir'e hayat vermeye başlayacaklardı. Bundan önce görünüşlerini komple değiştirip başka birilerinin kılığına gireceklerdi. Tanrılar ve baş büyücünün özellikle Eric'i bulmaması için en ağır kokuları sürünüp tenlerinin kokularını bastıracaklardı. Hiç vakit kaybetmeden planlarını gerçekleştirmek için uygulamaya başladılar. " Yukarı çıkıp büyü kitabını karıştırma ve dostunu da hafife alma . Benim de bildiğim bir kaç büyü var." Dedi köpeķ ve nacizane güzellikte evlerini ve bahçeyi topraktan komple çıkararak bir küre içine koydu. " Hadi atla sırtıma , yeni evimize gidelim. " dedi bekçi. Can dostu ve kürede ki evleri ile Galie'nin başkentine ışınlanarak harabe olan bir evin yerine kendi evlerini koydular. Galie lanetten ötürü ölü bir şehir olmuşken bu iki dost her gün yavaş yavaş çalışıp ülkeye yeniden hayat verdiler. Eski halinden daha güzel bir ülkeye çevirdiler. Yıkılmış kalelerin yerine çiçek bahçeleri evlerin yerine ise meyve ağaçları yetiştirdiler. Civardan gecen tüccarlar bu ülkeyi ilk defa gördüklerini ve hayran kaldıklarını söyleyip durdular. Günler ve aylar geçmişti ki iki kişi olarak geldikleri bu harabe ülkede artık yüzlerce insan yaşıyor ve bu insanlar geçmişte burada ne yaşandığını bilmiyorlardı. Bilim , sanat ve bir sürü bilim dalında ülke kendini fazlasıyla geliştirmişti. Huzur içinde yaşayan bu insanlar ülkelerine büyük bir aşk ile bağlıydılar. Renkli boyalar ile boyanmış evinin bahçesinin de ki hamakta sallanan melez tanrı Eric , yeni hayatının tadını çıkarıyordu. Halinden bir hayli memnundu ama bilmediği bir şey vardı. Ülkeye ilk geldiklerinde evlerini üzerine koydukları harabe bine Kris'lerin eski evi idi....