SEVGİLİM!!!

949 Words
ECOSİA : No matter how weird your search request, we'll plant the trees anyway. https://youtu.be/Weg1jTIRBNw Linkteki Ecosia videosundan bir söz. *** Sinirliydim hem de çok. Ne sanıyordu bu çocuk, kendini? Ne hakla bana karışıyordu? Üstelik beni salak olmakla suçluyordu. Çocuk bana resmen salak dedi. Ordan salak gibi mi gözüküyorum? Yanındaki Peri'yle karıştırdı beni, galiba. Öfkeden köpürmek üzereyken annem geldi. "Ne yapıyorsun burada? Müşterilerle ilgilensene." dedi. Annem gıcık oğlan ve gıcık kızı gösterip onların yanına gitmemi söyledi. "Anne onlarla sen ilgilensen." dediğimde "Olmaz. Benim mutfakta işim var. Hani bana yardım edecektin Hayal?" dedi. Ofladım. Annem kaşlarını çattığında "Tamam gidiyorum." dedim. Peri beni görünce "Bakar mısın, garson?" dedi. Ona bakmayınca tekrar "Bakar mısın? Garson hey!" dedi. Sanırsın Amerikan kafesindeyiz. Hey ne ya? Ben de ona "Ne var lanet olası? " mı desem acaba? Yanlarına hiç istemesem de gittim. Arda hiç bana bakmadı. Başını duvardan tarafa çevirmiş, duvardaki resimlere bakıyordu. Paris ve New York'u ilk defa görüyor galiba. Sanırsın Eyfel Kulesi'nin resmini çizecek. Peri "Garson sana diyorum." dediğinde Peri'ye zorla olsa da baktım. "Garson, ne oldu bizim siparişler?" dediğinde "Ne istiyorsun?" dedim. Peri tek kaşını kaldırıp bana baktı. "Bu ne samimiyet canım?" dedi. Kendisinin samimi cümlesi karşısında bir şey demedim. Evet, canım diyecektim. Son anda vazgeçtim. Eee... Sonuçta üzüm üzüme baka baka kararır. "Evet?" dedim. Peri "Hizmet de pek iyi değil. Ya neyse?" dediğinde beğenmezsen beğenme diyecektim nerdeyse. Ama sustum. Peri Arda'ya sarıldı. Bu kızda sarılma hastalığı mı var acaba? Birine durmadan sarılması mı gerekiyor? Avını sarmış piton gibi. Arda da onu yanağından öptü. "Ne istiyorsun sevgilim?" dedi. Onlara şaşkın gözlerle baktım. Peri ona gülümseyip "Sevgilim çok tatlısın ya. " dediğinde içimden "Tabi canım. O kadar tatlı ki tadından yenmez." dedim. Öksürdüm. Bana kısa bir süre baktılar. Sonra tekrar birbirlerine baktılar. "Ne istiyordunuz?" dedim, sabrımın son demlerinde. Peri "Ben..." deyip sustu. Gözlerindeki şaşkın ifadeyi görünce arkama baktım. Arkamda Kaan vardı. Arda ona öldürücü bakışlarla bakarken Peri şaşkındı. Kaan çatılmış kaşlarla onlara bakıyordu. Bu çocuğun gerçekten duyguları olduğunu düşünmeye başlayacağım. Kaan, Arda'ya baktı. İkisinde de öldürücü bakışlar vardı. Odadaki elektrik yıldırım çakacak kadar fazlaydı. Buna erkek kavgası ön hazırlık diyebiliriz. Kaan bana sarılınca kaskatı oldum. Kolları omzumdaydı. Bana gülümseyip "Sevgilim, özür dilerim. Geç geldim." dediğinde ağzım açık ona bakıyordum. Ne yapmaya çalışıyordu bu çocuk? "Seni çok özledim, sevgilim." dedi. "Sevgilim mi?" dedim, şaşırarak. Bana göz kırptı. Kulağıma fısıltıyla “Bozma." dedi. Ben zorla konuşabildiğimde "Sevgilim..." dedim. Bu sırada Arda da şüpheyle bize bakıyordu. Peri ayağa kalktı. Kaan'a "Siz sevgili misiniz?" dedi. Bunu derken surat ifadesi gerilmişti. Bundan pek memnun olmadığı belliydi. Kaan gülümsedi. Gözleri gözlerimdeyken "Ben Hayal'i seviyorum. O da beni seviyor. " dediğinde Peri tekrar "Siz sevgili misiniz?" dedi. Onlara baktım. Peri'ye "Evet." dediğimde kendimi ben katilim demiş gibi hissettim. Bundan sonrası ya hapisti ya da idam. Arda Kaan'a baktı. Surat ifadesi o kadar duygusuzdu ki yüzünden hiçbir şey okunmuyordu. Arda ayağa kalktı. Bana bakıp gülümsedi. "Tebrik ederim." dedi. Peri bize bakıp "Siz ikinizin sevgili olması duyduğum en garip şey." dediğinde ona gülümseyip "Emin ol. Sizinki kadar garip değil." dedim. Kaan kulağıma "Sakin ol şampiyon!" dedi. Ona gülümseyip "Mümkün değil." dedim. Hala kolu omzumdaydı. Arda "Ne zamandan beri sevgilisiniz?" dediğinde Kaan'a baktım. Madem bu oyunu o başlatmıştı. O zaman o, oyunu devam ettirmeliydi. Kaan "Daha yeniyiz. Ya siz?" dedi. Peri bana kötü kötü bakarken Arda "Biz de öyle." dedi. "Peri'ye aşık olmamak elde değil. O gördüğüm en güzel peri." dediğinde gözlerimi devirdim. Kaan elimi tutup "Hayal de gördüğüm en güzel hayal. Gerçek olamayacak kadar çok güzel." dediğinde ona baktım. Yalandan da olsa bu sözler ruhumu okşamıştı. Bir çapkının ağzından çıkan bu sözler beni bile nerdeyse kandıracaktı. Kendine gel, kızım Hayal. Unutma o bir çapkın. Kazonova'ya kanma. Peri'nin suratı asıldı. "Kaan görüyorum ki şair olmuşsun. Eskiden böyle değildin." dedi. Kaan bana bakıp "Aşk, insanı değiştiriyor." dediğinde bu söylediklerinin oyun olmadığını bilmeseydim ona inanabilirdim. "Aşkın büyüsüne kapıldım." dedi. Peri homurdanarak "Belli." dedi. Kaan onlara döndü. "Bu hafta sonu sizi evdeki partime davet ediyorum. Gelir misiniz?" dedi. Parti mi veriyordu? Peri "Senin partilerin her zaman güzel olmuştur. Buna seve seve gelirim. Gideriz değil mi aşkım?" dedi. Kıza bak! Eski sevgilisinin partisine yeni sevgilisiyle koşa koşa gidiyor. Pes doğrusu! Arda "Olabilir." diyerek açık kapı bıraktı. Kaan "Partide görüşürüz o zaman. Sizi bekliyor olacağım." dedi. Kaan kolunu çekti. "Ben gidiyorum. Konuştuğumuz saatte seni alırım, sevgilim." dedi. Başımı salladım. Kaan Arda'ya baktı. "Sizi bekliyorum. Gelmeye çalışın. Söz veriyorum. Güzel bir parti olacak." dedi. Arda "Eminim." dedi. Kaan kapıdan çıkana kadar ona baktım. Peri "Demek sevgilisiniz." dediğinde "Evet." dedim. Peri'nin buna bu kadar takmasına çok şaşırdım. Kendisi başkasıyla sevgili olabilirdi ama eski sevgilisinin sevgilisi olamaz mıydı? Bu ne garip bir bencillikti böyle? Onun sevgilisi vardı. Kaan'ın da olabilirdi. Ölene kadar kim eski sevgilisinin yasını tutmuştu ki? "Kaan'ı seviyor musun?" dedi, Peri. Hala ona karşı bir şey mi hissediyordu? Yoksa bu küçük bir bencillik miydi? "Evet. Sevmesem neden onunla sevgili olayım ki?" dediğimde Peri "Onun havasını kullanmak isteyebilirsin. Olamaz mı?" dedi. "Olamaz. Çünkü ben aşıksam ve biriyle sevgiliysem onu sevdiğim içindir." dedim. Peri "Seni unutacaktır." dedi. Gülümsedim. "Seni unuttuğu gibi mi? Hiç sanmıyorum." dedim. Gözlerindeki öfkeyi görünce konuşmama devam ettim. "Kaan beni seviyor." Arda "Ya sen? Sen Kaan'ı seviyor musun?" dedi. Deniz mavisi gözleri bendeydi. Ona bakmak derin bir denizde yüzmek gibiydi. Tehlikeliydi ama yine de güzeldi. Gözlerinde kaybolmak isteyeceğin türden göz rengi vardı. Mavi, deniz mavisi. İçindeki hangi öfkeli denizler vardı, kim bilir? Kime öfkelendi de bu kadar koyulaştı deniz mavisi gözleri? Çatılmış kaşları ve koyu deniz mavisi gözleriyle bana baktı. "Onu seviyor musun?" dedi, tekrar. Aşık olmak... Benim için imkansızdı. Bunu ona demek isterdim ama yapamadım. Yanında duran Peri'nin gıcık tavırları, küçümser bakışlarına sinir olduğumdan ve bu oyunun nereye kadar süreceğini merak ettiğimden ona evet dedim. Bunu derken nikah memuruna evet diyormuşum gibi hissettim. "Evet, Kaan'ı seviyorum." dedim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD