SALAK MI?

975 Words
Arda ve Peri karşımda oturuyordu. Dünyadaki en kötü ikili nedir diye bana sorsanız karşımda duran bu ikiliyi söylerdim. Dürüst olacağım. Peri'yi pek sevmiyorum. Tamam ya, hiç ama hiç sevmiyorum! Bir kere gıcığın biri. İkincisi yine gıcık. Anlayacağınız hep gıcık. Soyadı Peri Gıcık olmalıymış ya da Gıcıkkızı/ Gıcıkoğlu. Bu gıcık ya Arda’ya ne demeli? Arda ondan daha da gıcık. Alsana süper kötü ikili. Arda bana kötü kötü bakarken sakin olmaya çalıştım. "Çikolatalı pasta mı istiyorsunuz?" dedim. "Evet. Yoksa yok mu?" dediğinde "Var." dedim sakince. "Başka bir isteğiniz var mı?" Gülümsedi. "Şimdilik yok." dedi. Mutfağa gittim. Sinirle ileri geri yürümeye başladım. Naz elindeki çikolatayı rendelemeyi bırakıp "Siparişler?" dedi. Çikolataya bakıp "Şu kıza sinir oluyorum. Bir de yanında o var. Beni sinir etmekte ne kadar da başarılı. Sinir ya." dedim. Naz çikolatayı alacakken "Çikolatadan nefret ediyorum." diye bağırdım. Naz çikolataya tehlikeli bir maddeymiş gibi bakarken "Çikolatalı pasta istiyormuş. Sen neden çikolatalı pastayı seviyorsun? Git başka pasta iste be adam. Başka pasta çeşidi mi yok? " diye kendi kendime söyleniyordum. Naz "Kimden bahsediyorsun sen?" dediğinde volta atmayı bıraktım. "Kim olacak? Arda." dediğimde "Arda kim?" dedi. Naz'ın Arda'yı bilmediğini hatırladım. "Bizim sınıftan biri. Leonardo DiCaprio gibi. Aslında Thor. Ona çok benziyor. Gıcık çocuk Brad Pitt'in yerli şubesi gibi." dediğimde Naz elindeki çikolatalı pastayı bana uzattı. "Sipariş." Pastaya garip garip bakarken Naz "Çikolatalı pasta." dedi. Pastayı elime almayınca Nil pastayı eline aldı ve mutfaktan çıktı. Yüzünde anlamlı bir ifadeyle geri gelince ona soran gözlerle baktım. Naz "Kızım, o çocuk gerçek mi? Yoksa ben mi rüya görüyorum? Gerçek olamayacak kadar yakışıklıydı." dediğinde "Kim, gerçek mi?" dedim. Naz "Kim olacak? Arda Kural." dediğinde ona ufo görmüş köylü gibi baktım. "Arda Kural mı?" "Senin Arda da çok yakışıklıymış, kızım." dedi, hayran hayran. "Benim Arda mı? O ne zamandan beri benim Arda oluyor?" dediğimde "Onu övmeye başladığından beri. Leonardo'ymuş ya çocuk. O zamana sen de Rose mu olursun? Ayy! Çok romantik. Sanki Titanic." dedi. "Bravo Naz! Hemen senaryoyu yazdın. Ne Titanic'i ya? Arda, Jack olamaz." dedim sinirle. Naz kaşını kaldırıp "Neden olamaz? Hem Jack'den daha uzun." dedi. "Olamaz çünkü Jack kıza aşıktı. Arda gibi çapkın değildi." dedim, usulca. Naz "Sen bu çocuktan..." dediğinde onu susturdum. "Ben siparişleri almaya gidiyorum." Bana gözlerini kısıp bakarken ona gülümsedim. Kapıdan çıktığımda onları öyle sarmaş dolaş görünce kapıdan tekrar içeri girmek istedim. Tam içeri girecekken Arda bana seslendi. "Bakar mısınız?" dedi. Dişlerimi sıktım. Yanlarına gittim. "Evet?" dedim. "Ben içecek olarak kola istiyorum. Ya sen Peri?" dediğinde Peri ahtapot kollarıyla Arda'ya iyice sarıldı. Öksürdüm. Bana baktılar. Peri "Ne oldu canım? Gıcık mı?" dedi. İçimden senden başka gıcık tanımıyorum, dedim. Arda bana bakarken Peri "Sevgilim burayı sevdin mi?" dedi. Arda ona gülümseyip "İstanbul'daki kafeler gibi olmasada idare eder." dedi. Madem bu kadar beğenmiyorsun git o zaman çok sevdiğin İstanbul'a. Seni İstanbul zübbesi! Nişantaşı çocuğu! Arda "Bir şey mi dedin?" dediğinde "Kim, ben mi?" dedim. Peri'ye dönüp "Başka bir şey istiyor musun?" dediğinde bana demediğini anladım. Öfkeyle homurdandım. Peri "Yok." dedi. "Bir kola?" diye sorduğumda Arda başıyla onayladı. Mutfağa gittiğimde Naz "Ne oldu?" dediğinde omuz silktim. "Bir kola istiyor." Bardak çıkardım. Dolaptan kolayı aldım ve mutfaktan çıktım. Arda'nın yanında Peri'yi görmeyince şaşırdım. Bardağı masaya bırakırken Arda "Demek burada çalışıyorsun." dedi. Kolayı bardağa koyarken "Evet." dedim. "Başka bir şey istiyor musun?" diye sordum. Başını hayır anlamında salladı. "Bakar mısınız?" diyen başka bir müşterinin yanına gittim. Müşteri Kaan'dı. Kaan'ı görünce şaşırdım. Bugün bizim sınıfın buluşma günüydü de ben mi bilmiyordum. Kaan da şaşkın şaşkın bana bakarken "Hayal, burda mı çalışıyorsun?" dedi. Başımı salladım. "Bilmiyordum." dediğinde "Yardım için çalışıyorum. Ekledim "Geçici süreliğine. " Kalemi elime aldığımda "Bana ne önerirsin?" diye sordu bana. "Çok güzel tost ve sandviçlerimiz var. Tatlı olarak çikolatalı ve meyveli pastalarımız var. İstersen önerebilirim." dediğimde "Ben şefin seçimine güveniyorum. Sen ne dersen bana uyar." dedi. Gülümsedim. "Aç mısın?" dedim. "Kurt gibi." dediğinde "O zaman sana sandviç getiriyorum. Yanında ne istersin?" dedim. "Çay iyi olur." Gülümseyen yüzü Peri'nin sesiyle asıldı. Onları gösterip "Beni bu kadar çabuk unutmasına inanmıyorum." dedi. Arda ve Peri artık neyi bu kadar komik bulduysa kahkahaları herkesin dikkatini çekiyordu. Kaan "Eski sevgilimi başka biriyle görmek kötüymüş." dediğinde "Hadi ama Kaan! Sen böyle şeyleri takmazsın." dedim. Gözlerinden bir ifade geçti. Bir an onun hüzünlendiğini sandım. Kaan "Sen de beni iyice canavar yaptın. Benim de duygularım var, Hayal." dediğinde "Pardon ya." dedim alayla. O ise hala ciddiydi. "Sen ciddisin." dedim. Başını salladı. "Ben de bir insanım. Ve duygularım var." "Ben siparişleri getireyim." dedikten sonra mutfağa gittim. Siparişleri anneme söyledim. Mutfaktan çıkarken Selin aradı, beni. Telefonu açmak istemedim. Bana mesaj atınca açmak zorunda kaldım. Çünkü sayısız beni ara mesajı atmış. Onu aradım. "Neredesin?" dediğinde "Kafedeyim. Şu an meşgulum." dedim. Kapatırken Selin "Ben özür dilerim, gerçekten. Öyle demek istemedim." dedi. O an volta atıyordum. Önüme bakmadan ileri geri yürüyordum. Annem hep önüne bak kızım derdi. Başın eğik yürüme. Ne kadar da haklıymış kadın. Önüme bakmadan yürüdüğüm için birine çarptığımı göremedim. Gözlerimi çarptığım kişiye diktim. Arda kızgın gözlerle bana bakıyordu. "Dikkat etsene." dedi, sinirli bir tonda. "Önüne baksana. Nasıl yolda yürümek bu?" dediğinde "Bağırma." dedim. Bunu derken ben de bağırıyordum. "Asıl sen bağırma." dedi. Öfkelenmemeye çalışıyordum. Ama olmuyordu. Bana kızgın gözlerle bakan mavi gözler varken olmuyordu. "Dikkat et." dedi. Yürümeye başladı. "Artık aklın her nerdeyse." Onun peşinden gittim. "Aklım hiçbir yerde değil." dedim. Dudağı kıvrıldı. "Pek sanmıyorum." dediğinde "Sanma." dedim. Mutfağa gittim. Kapı açıldı. İçeri giren Arda'yı görünce "Burda olmamalısın. Burası mutfak." dedim. "O çocuğa güvenme." dediğinde "Hangi çocuk?" dedim. Bir adım attı. "Yapma. Bu salak oyunları oynamak için yeterince büyük değil miyiz, sence?" dediğinde “Sana ne? Neden ilgileniyorsun bu kadar?" dedim. Bu sırada Naz çilekleri kesmeyi bırakıp bizi izlemeye başlamıştı. Galiba çilekli pasta yapıyordu ama Arda ile tartışmamız yüzünden pastalar çileksiz kalmıştı. Arda "Seni uyarıyorum. Çünkü ona kanacak kadar salaksın." dediğinde "Salak mı?" dedim, sinirle. Bağırarak "Evet, salak." dedi. "Madem bu kadar salağım düşünme beni. Tamam mı?" dedim. Sinirle kaşlarını çattı. "Haklısın düşünmemeliyim. Asıl salak, benim. Seni düşünmekle ben salak oluyorum." dedi ve gitti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD