SESSİZ CENNET

1140 Words
Cumartesi öğlene doğru arayan Selin yüzünden romanımın en heyecanlı yerinde romana ara vermek zorunda kaldım. Selin ile barışmıştık. Ona neden duygusuz bir robot gibi davrandığımı açıkladım telefonda. Sayısı taciz edecek kadar aramalarımdan sonra telefonunu açmıştı nihayet Selin ve beni dinlemişti. Neden yaptığımı anlıyordu ama benim de onu anlamamı istiyordu. Ona tamam desem de anlamayacaktım onu. Çünkü ben aşık olmamıştım ve hala aşkın saçma bir şey olduğunu düşünüyordum. Ve onun canını yakacağını. Ama arkadaşımın isteğine saygı duymak zorundaydım. Ama bu onun canını yanmasına izin vereceğim anlamına da gelmiyordu. İleride böyle bir durum olursa benimle küsme pahasına uyaracaktım onu. Ama şimdilik silah baltalarını indirmiş savaşçı gibiydim. Bir işaret bekliyordum her an savaş baltamı çıkarmak için. Tam da ana karakterin kıza aşkını ilan edeceği sırada canım arkadaşım Selin'in aramasına cevap verdim. Kitaba acıklı gözlerle bakarken telefonu elime aldım. "Alo Selin?" derken gözlerim hala kitaptaki satırlarda. Selin "Kızım, neden açmıyorsun?" dediğinde "Her zaman kitabın en heyecanlı yerinde aramayı nasıl beceriyorsun?" dedim. Küçük bir kahkaha attı. "O da benim sırrım." dedi gülerek. Bu arada elime kitabı almış. O bölümü okumaya çalışıyordum. Selin "Bizim kafede buluşalım mı?" dediğinde romanda yakışıklı gencin "Seni seviyorum." dediği bölümdeydim. "Kitap okumayı bırak. Bana bir cevap ver." dedi. Şaşkınlıktan elimdeki kitabı yere düşürdüm. "Sen bunu nasıl biliyorsun? Yoksa evime gizli kamera mı koydun Selin? Senden hiç beklemezdim bak." dediğimde "Saçmalama kızım. Ne kamerası ya?" dedi ve güldü. "O halde nasıl bildin kitap okuduğumu?" dedim. "Çok basit. Sen hayatta en heyecanlı yerde bir kitabı bırakmazsın. Benimle konuşurken kitap okuyordun değil mi?" dediğinde şaşkınlık seviyemi geçtim. Selin beni benden iyi tanıyordu. Arkadaş dediğin böyle olur işte. "Selin beni çok iyi tanıyorsun." dediğimde "Tabii tanıcağım kızım. Sen benim en iyi arkadaşımsın." dedi. Ekledi "Konuşmaya daldık konuyu unuttum sanma. Kafeye geliyorsun. Şimdi hazırlanmaya başla." Ofladım. "Ben kitaplarımla yalnız kalmak istiyorum. Olmaz mı?" dedim. Kulağıma ince bir çığlık geldi. Telefonu uzak tuttum kulağımdan. "Olmaz." diye bağırdı Selin. Selin'i duyunca emin oldum işittiğime. İşittiğime şükrettim! "Geliyorsun. Yoksa bir daha konuşmam." dedi ısrarla. Selin'in en kötü özelliği de verdiği sözleri tutmasıdır. Tamam bu iyi bir özellik olabilir ama şimdi pek iyi bir özellik değil. Çünkü şu an yatağıma uzanıp kitabımı okumak istiyorum. "Hiç planlar yapma." dedi. Ekledi "Kafeye geliyorsun." Gözlerimi devirdim. "Hadi ama inek gibi yaşamaktan bıkmadın mı?" dedi. "İnek mi?" diye bağırdım. "Evet, inek. Tam olarak yaptığın o. İnek gibi yaşamak. Ders çalış, kitap oku. Sonra tekrar ders çalış ve tekrar kitap oku." dedi. Öfkeden patlayacak bir yanardağ gibi hissediyordum kendimi. Her an patlayabilirdim, şu an. Selin konuşmaya devam etti. "Bana kızdığını biliyorum ama böyle yaşayamazsın. Başına gelenler yüzünden çekilmez birine döndün. İnek oldun resmen." dediğinde “Sen benim yaşadıklarımı yaşasaydın sen benden beter olurdun. Emin ol!." dedim. Gözlerimden akan yaşlarla konuşmaya devam ettim. "Madem bu kadar ineğim konuşma benimle. Başka birini bul. İnek olmayan." Selin "Bak öyle demek istemedim." dediğinde "Ben anladım anlayacağımı." dedim. Selin "Sadece geçmişi geçmişte bırak, Hayal. Bu sadece…” Telefonu kapatırken gözyaşlarım akıyordu. Yatağa yattım. Ağladım da ağladım. Telefonumun sesiyle ağlama saatine ara vermek zorunda kaldım. Arayan babamdı. Onunla konuşmak istemiyordum. Ona kızgındım. Israrla aramasından sıkılınca telefonu açtım. Babam "Nasılsın Hayal?" dediğinde "Nasıl olmam gerekiyorsa öyleyim." dedim. Babam anladığını söyledi. Ona bağırdım. "Anladın mı? Baba sen beni hiçbir zaman anlamadın. Anlasaydın böyle olmazdık, böyle olmazdım." dedim. Babam her zamanki gibi nedenlerini sıralamaya başladı. "Baba!" dedim sertçe. Babam sustu. Kısa bir sessizlik oldu aramızda. "Baba. Neden yaptın bunu?" dedim, öfke ve hüzünle. Babam bir şey demedi. Sonra "Ben..." diyebildi. İçini çekerek "Ben böyle olsun istemedim, Hayal. İnan bana. Hiçbir zaman böyle olsun istemedim kızım." dedi. Boğuk bir kahkaha attıktan sonra "Ne önemi var ki neyi istediğinin?" dedim. "Haklısın. Her şey için çok geç." dediğinde "Evet, çok geç." dedim. "Biliyor musun? Yaşıtlarım normal bir hayat yaşarken ben..." Susmak zorunda kaldım çünkü ağlamaya başlamıştım. Babamın ağlama demesiyle de telefonu babamın suratına kapattım. Ağlayınca insan rahatlıyor ya. Bende o öyle olmuyor. Ağladıkça daha da rahatsız oluyordum. Oda üstüme üstüme geliyordu. Odamdan çıkmam lazımdı, odadan çıktım. Annem evde değildi. Anahtarı alıp evden çıktım. Bahçedeki bisikletimi aldım. Bisikletime binerken aklımda nereye gideceğime dair bir düşünce yoktu. Sadece gitmek vardı, aklımda. Gitmek. Bazen bir yerlerden gitmek istersiniz. Sizi hayatta tutan şey: Gitme fikridir. Onu uygulamak, fikir kadar sizi heyecanlandırmaz. İşte ben de tam böyleydim. Kaçmak için heyecanlıydım. Kaçtığım için değil. Bisikletime bindiğimde kararsızdım. Yolda ilerledikçe nereye gideceğime karar verdim. Benim çocukluğumdan beri gittiğim bir yer vardı. Ne zaman üzülsem ya da sevinsem oraya giderdim. Orası benim gizli cennetimdi. Gizli mabetim. Sevinçlerimi doyasıya yaşadığım yer. Hüzünlerimi tek başıma yaşadığım yer. Kimse beni orda rahatsız etmiyordu. Sessizlik ruhumu ve duygularımı esir alıyordu. Bu ızdıraplı bir esaret değildi. Bu tam tersine kendini anlama için olan sessiz bir yolculuktu. Bu sessiz yolculukta kendimi anlarken yaptığım hatalara bakıyordum. O hataları bir daha yapmamak için neler yapmam gerektiğini düşünüyordum. Kısacası beni iyi ediyordu, gizli cennetim. Bisikleti şehir merkezinden oraya doğru sürdüm. Ağaçlı, asfalt yoldan kum ve çakıl taşlarının olduğu bir yola girdim. Ağaçlar yine vardı. Ama daha yabaniydi. Şehrin ağaçlarından daha farklı, bir başkaldırı içindeydiler. Eğer ağaçları tanımlasam onlar için asi derdim. Şiddetli rüzgara karşı yaprakları hala duran yabani ağaçtı, onlar. Kökleri derinde var gücüyle rüzgara karşı savaşıyordular. Ben gibi değildiler. Ben hiçbir zaman iyi bir savaşçı olmamışımdır. En küçük yenilgide elimdeki silahı bırakır, düşmana teslim olurdum. Eğer savaşsaydım ailem için savaşırdım. Annem için, babam için. Ve kendim için. Her şey için artık çok geç. Annem ve babam için. Ve kendim için. Biz dönülmezdeydik. Bundan sonra tüm çabalar boşunaydı. Boşuna kürek çekmekti. Akıntı bizi önüne katmıştı. Biz boğulmuştuk. Üstelik bizi sele atan da babamdı. Her şey onun suçuydu. Ona o kadar kızıyordum ki... Bize bunu yaptığına inanamıyordum. O biricik kızını, tek evladını bu kadar çok nasıl üzerdi? Boşuna dememişler. İnsanı en sevdiği kişi üzermiş. Benimki de o hesap. Babam, süper kahramanım dediğim, dünyalara sığdıramadığım adam; beni çok üzdü. Babam, benim kalbimi onarılamaz bir şekilde kırdı. Bende iyileşmeyecek yaralar bıraktı. Bu yaralar kalbimdeydi. Zaman yaralarımı iyileştirmiyordu. Tam tersine daha da kanatıyordu. Zaman ilaç değildi bana. Zaman, beni öldüren zehirdi. Her geçen gün daha da kötü oluyordum. Ben iyileşmez bir hastaydım. Kimseye güvenemiyordum. Kimseye sırrımı söyleyemiyordum. Bir tek Selin. Bir tek ona anlatıyordum. Ama o da benim manyak ya da deli olduğumu söylemese de bunu davranışlarıyla bana hissettiriyordu. Gerçi bugün bana manyak ya da deli olduğumu da söyledi. Eee... Kıza da hak vermek gerek. Kim manyak birini ister ki? Bu deli düşünceler içindeyken gizli cennetime gelmiştim. Bisikleti sürmeyi bıraktım. Bisikleti yere koyduktan sonra çimlerin üzerine oturdum. Bağdaş yapıp manzaraya baktım. Masmavi deniz ne kadar da güzel gözüküyordu. Denizin üstünde uçuşan martılar sessizliği bozan tek şeydi. Rüzgar bile ses yapmıyordu. Bu sessiz cennette herkes, sessizliğe yemin etmiş gibiydi. Mavi denize bakarken "Deli miyim Rüzgar Tepesi?" diye bağırdım. Sesim yankı yaparken güldüm. Deli ya da değil. Bu hayatta akıllı olmak zordu. İnsanın akıl sağlığını kaybetmemesi çok güçtü, bu acımasız dünyada. Belki de herkes deliydi de akıllı rolü oynuyordular. Bu deli dünyada her şey olabilirdi. Sonuçta burası delilerin dünyasıydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD