YARATILIŞ
Evrende her zaman bir varlığın ölümü başka bir varlığın yaşamasına yol açmıştır, bir örümceğin ölümü bir sineğin yaşamasına, bir yılanın ölümü bir farenin yaşamasını sağlamıştır. Evrende her şey bir diğerinin yıkımından faydalanır. Fakat size anlatacağım hikâyede ne bir şey öldü ne de bir şey yaşadı.
Hikayemiz ilk ulu tanrının çekicini havaya kaldırmasıyla başlıyor, “Büyük Ortros”, çekicini öyle hızla havaya kaldırdığı söylenir ki süratiyle ışığı ikiye yarmış, sağında ve solunda birer tane gölgeden varlık yaratmış. Büyük Ortros çekicini neden kaldırdı bilinmez ama anlattıklarına göre çekici aynı hızla indirmesinin sebebi bu yarattığı iki varlıkmış. Yarattığı iki varlık öylesine kindarmış ki Büyük Ortros çekicini indirdiğinde gölgeler birbirlerine küfürler etmeye başlamışlar. Nitekim Büyük Ortros ’un vazifesinde bu iki varlığın kaderini çizeceği bir yer yaratmak varmış.
Büyük Ortros çekicini indirdiğinde etrafındaki süratten gökyüzü, çekicinin parçalarından da toprağın ve dağların oluştuğu söylenir. Fakat bu iki gölge aynı anda ne gök yüzüne ne de toprağa hükmedebilir. Daha genç ve çok aç olan bu iki gölge aynı anda dünyaya inmiş ve anında iyiliğin ve kötülüğün, sevincin ve üzüncün, yaşamanın ve ölmenin dolayısıyla her şeyin dengesini şiddetli bir kavgayla bulmaya çalışmışlar. Neyi başardıklarına dair bir kanıt olmasa da şu anki yaşamın kaynağı oldukları sanılmaktadır. Kral Alfroz’un kaşifleri buldukları tabletlerde ilk doğanlara ait aynen şu yazıları okumuşlardır; “Ben ilk doğan ve ilk ölenim, ben hem gölgeyim hem değilim.” Diğerinde ise “Ben ilk doğuranım ve ilk öldürenim ben hem ışığım hem değilim.”. Kralın kaşifleri yazıtları bulmasından beri neredeyse iki bin yıl geçmesine rağmen hala bu yazıların bir canlıya mı ait olduğu ya da inançlara bir gönderme olduğu bilinmemektedir. Ama dönemin baş büyücüsü yaptığı kristal gezilerinde iki gölgenin savaşını gördüğünü ve birbirlerine sürekli seslendiklerini iddia etmiştir. Doğruluğunu ispatlayamasa da anlatırken söylediği iki isim çok uzaklarda eski bir mağaranın karanlıklarında yazılı halde bulunmuştur, “Merda” ve “Morka”. Bu da dönemin büyücüsünü iki asır sonra haklı çıkarmış. Fakat bu hikâye ne krallarla ne büyücülerle ne de kaşiflerle ilgili. Size bildiğim her şeyi anlatacağım çünkü onlardan önce de buradaydım.