bc

Üç Harfliler (CİN) +18

book_age18+
7
FOLLOW
1K
READ
dark
bxg
mystery
scary
campus
highschool
war
civilian
like
intro-logo
Blurb

Askeri liseler kapatılmadan önce Deniz Astsubay Hazırlama Okulu'nda öğrenci olan Ahmet ve arkadaşlarının yatakhanelerinde cinler hakkındaki gece sohbetlerinin ve sonrasında olanların kısa hikayesidir.

chap-preview
Free preview
Sohbet başlıyor...
“İsimleriyle seslenme dedim sana!” dedi İsmail. Ahmet hariç hepsi korkuyordu ama en çok korkan İsmail’di. “İsimleriyle seslenince kendilerinden bahsedildiğini anlayıp gelir ve dinlerlermiş.” “En komik olanı da bu ya zaten! Cinler dediğimizde bizi dinliyorlar da Üç harfliler deyince anlamıyorlar mı? Bu safsataları ilk kim uydurmuş? Beş yaşındaki bir çocuk mu?” Ahmet 10 yaşlarına kadar inançlı biriymiş fakat 10 yaşlarında sorular sormaya başlayınca önce ailesinden sonra da çevresindeki inançlı insanlardan tepki almaya başlamış. “Bu kadar soru sormak insanı dinden çıkarır” demiş bir keresinde annesi. Haksız da sayılmazmış. Ahmet sorular sormaya devam ettikçe zamanla mantığının, inandığı din ile; daha fazla soru sorduğunda ise hiçbir din ile uyuşmadığını fark etmiş. “Babam bana daha önce anlatmıştı.” Diyerek araya girdi Yasin. “Üç harfliler bizim dünyamızda ama başka bir boyutta yaşıyormuş. İsimleri söylenmediği sürece de bizim boyutumuzu görüp duyamıyorlarmış.” Tartışma artık diğer çocuklarla Ahmet arasındaki geçmeye başlamıştı. Diğer çocuklar duyduklarını ya da inandıklarını söylüyor Ahmet ise bu sözlere karşı çıkıyordu. “Yani diyorsun ki Cin kelimesi bir anahtar; ağzımız da anahtar yuvası. Anahtarı yuvaya sokup çevirdiğimizde kapı açılıyor ve bizim boyutumuza geçebiliyorlar. Söylediğiniz şeylerin ne kadar saçma olduğunun farkında mısınız? Bir şeyi annenizin ya da babanızın söylemiş olması onun doğru olduğu anlamına gelmez. Hele onu bir kanıt asla yapmaz. İnsanlar uzun yıllar boyunca korktukları şeylere farklı anlamlar, aklın alamayacağı mitler yüklemiş akıllarında çeşitli mitler ve yüce varlıklar oluşturmuşlardır.” Tekrar lafa girip “Ayrıca bence senin baban yanlış biliyor” dedi İsmail. “Üç Harfliler her zaman bizim aramızda yaşarlar. Bazıları incir ağaçlarının altında; bazıları da bizim evlerimizde bizimle beraber yaşarlar.” Ahmet duyduğu cümleler karşısında kahkaha atmamak için kendini zor tuttu. Her ne kadar Cinlerin tamamen uydurma olduğunu düşünse de amacı arkadaşlarını üzmek ya da kırmak değil, onların gerçekleri görmesini sağlamaktı. Bu yüzden sık sık laf arasına girmiyor; sözlerini bitirmelerini bekliyor, hatta zaman zaman sorduğu sorularla, diğer çocukların konu ile ilgili bilgilerini öğrenmeyle de ilgilendiğini göstermeye çalışıyordu. “İnsanlarla birlikte evlerde yaşayanlar Yahudi Üç Harfliler, Müslüman Üç Harfliler ve Hristiyan Üç Harflilerdir. İnsanlara karşı daha iyilerdir. Bizim dünyamızı sürekli olarak görürler ama müdahale etmezler. Tabi onların arasında da aynı bizim aramızda olduğu gibi kötü niyetliler olabilir.” İsmail anlatırken fark etmeden bir hayli hararetlenmişti. Güya fısıldıyordu ama sesi yatakhanenin diğer ucundan, hatta belki üst kattan bile, duyulabilirdi. Eğer yatma saati olmasaydı şu an bağırarak anlatıyor olurdu ama nöbetçilerin dikkatini çekmemek için fısıldayarak bağırıyordu. Kendi kat nöbetçileri sorun değildi. O zaten biliyordu uyanık olduklarını. Fakat üst sınıf nöbetçisi ya da nöbetçi astsubay uğrayıp uyanık görürse o zaman sabaha kadar şınav çekmek zorunda kalabilirlerdi. “Eee” dedi Ahmet. “Peki incir ağaçlarının altında yaşayanlar?” Ahmet’in itiraz etmemesinden güç alan İsmail devam etti. “Tanrı insanı yarattıktan sonra Şeytanı, Melekleri ve Üç Harflileri insanlara secde etmeleri için huzuruna çağırmış.” İlk gelenler Melekler olmuş ve hiç itiraz etmeden bu güzellik karşısında secde etmişler. Tanrının sözünden asla çıkmayan Melekler için Tanrının yarattığı her şey mükemmelmiş. Sonra Şeytan gelmiş. “Ben ateşten yapıldım. Onlarsa topraktan. Onların karşısında secde etmemi benden nasıl istersin?” demiş. Tanrı Şeytanı Cennetten kovmakla tehdit ettiğinde ise “Bana izin ver çok sevdiğin bu yaratıkların sana nasıl ihanet edeceğini sana göstereyim.” demiş. O gün Şeytan cennetten kovulmuş fakat insanları yoldan çıkarmaya çalışmak için de Tanrı’dan izin almayı başarmış. Üç Harflilerin de büyük çoğunluğu Şeytanlar gibi ateşten yaratıldıkları için, topraktan yaratılmış İnsanlara secde etmeyeceklerini söylemişler. Tanrıya gönülden inanan Üç Harfliler ise İnsanlara secde etmişler. İşte Tanrıya karşı çıkan asi Üç Harfliler incir ağaçlarının köklerinin altında yaşarlar. Bu duruma düşmelerinden insanları sorumlu tuttukları için de insanlardan nefret ederler. Hava kararınca toprağın üstüne çıkar ve incir ağaçlarının altına gelen insanlara musallat olurlar. Secde eden Üç Harfliler ise insanlarla birlikte Dünyada, fakat insanlardan farklı bir boyutta yaşarlar. Yasin oturduğu yerden hemen “Eveet!” diyerek lafa karışmış. “Hatta Allah hayvanlardan ve hatta dağlardan bile insanlara secde etmelerini istemiş. Öncesinde kendilerine ait dilleri olan hayvanlar insanlara secde etmeyince, konuşma becerilerini onlardan almış. Dağlar insanlara secde etmediklerinde ise önceleri yürüyüp gezebilen dağları, ise cansız ve sabit hale getirmiş.” Ahmet, bir insanın bu kadar saf olabilmesine hayret edip Yasin'e içten içe gıcık oluyordu. “Anlattığın uydurma olduğu kadar gereksiz de olan bilgiler için teşekkür ederiz Yasin”

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Haydut Alfa Ve Kurt Adam Kralı

read
6.7K
bc

BEYAZ KRİZANTEM (+18)

read
4.4K
bc

Vampir'in Hizmetkarı

read
1K
bc

LANETLİ KÖY (TÜRKÇE)

read
9.1K
bc

DÖNÜŞ(+18)

read
6.8K
bc

ALFA'NIN LANETİ

read
3.4K
bc

İlk Kalp Kırıklığım

read
1K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook