Story By Zamansız Yazar
author-avatar

Zamansız Yazar

ABOUTquote
Zamansız yazar
bc
Plankolojist (+16)
Updated at Jan 30, 2026, 02:00
Genç ve idealist bir mikrobiyolojist olan Yeşim Hanım, rutin mikroskobik incelemeleri sırasında bilimsel sınırları zorlayan bir keşif yapar: Nanorg adını verdiği, 8-14 nanometre boyutlarında, büyüyen ve çoğalan nano-organizmalar. Bu keşif, canlılığın tanımını altüst edebilecek niteliktedir. Ancak bilim camiasından şiddetli direnç ve alayla karşılaşır; bulguları "imkansız" ve "kirlenme" olarak nitelendirilir. Hocası Anıl Bey'in ve astrobiyolog İlkay Bey'in desteğiyle kanıtlarını güçlendirmeye çalışan Yeşim, mesleki itibarını ve kariyerini riske atarak, bilimin yerleşik kurallarına meydan okumanın bedelini ödemeye hazırlanır. Keşfinin uluslararası bir konferansta duyurulacağı gün yaklaşırken, Yeşim'in yolu, benzer teoriler yüzünden bilim dünyasından dışlanmış eski bir deha olan Jeobiyolog Haluk Bey ile kesişir. Rakibi Profesör Tunç'un açık tehditleri de işin içine girince, mücadelesi sadece akademik bir tartışma olmaktan çıkar, kişisel ve tehlikeli bir hale dönüşmeye başlar. Yeşim, sadece dünyaya yeni bir yaşam formunu değil, aynı zamanda bilimin katı dogmalarına karşı verdiği insani savaşı da anlatmak zorundadır.
like
bc
ZİNCİRLİ ARZU (+18)
Updated at Jan 30, 2026, 07:00
Bir alevin sönüşü ve bir yangının başlangıcı... Kadınlığının derinliklerini bir ustura gibi yaran her darbesiyle, Emre'nin haykırışı sessizliğin karanlık odalarında yankılanıyordu. Yağmur, İstanbul'un lüks bir apartman dairesinin panoramik camlarına, onların iç çekişlerinin ritmiyle çarpıyordu. İki beden, yılların alışkanlığı ve karşılıklı kullanımın verdiği bir öfkeyle, sanki birbirini cezalandırırcasına birleşiyordu. Emre, Elif'in saçlarını avuçlarında bir ip misali sıkıyor; Elif ise, tırnaklarını onun sırtına geçiriyor, her izde biraz daha hıncını çıkarıyordu. Bu, sevişmek değildi. Bu, bir nefret ayiniydi. Boşaldığı an, tüm kasları gevşedi ve Elif'in üzerinden, terini bile silmeden uzaklaştı. Gözü, duvardaki ekrana takıldı: Gökçe Holding'in hisseleri düşüyordu. Haber bültenindeki başlık, buz gibi bir sızıyı midesine indirdi: "Mirasın Gölgesinde Şüpheli Ölüm: Emre Gökçe'nin Son Gecesi." Telefonu çaldığında, içinde bir şeylerin daha da kötüye gideceğini biliyordu. Babasının keskin sesi hattın diğer ucundan geldi: "Derhal yalıya gel. Ve yalnız değil." Emre'nin gözleri, hâlâ yatakta nefesini tutmaya çalışan Elif'e kaydı. Yalnız değil. Nefret ettiği bu kadını, yine sahneye taşıyacaktı. Aynı saatlerde, İzmir'de bir restorasyon atölyesinde, tozlu bir Venedik tabakasının altındaki maviye hayran kalan Levla, babasının titreyen sesiyle irkildi. "Levla, kızım... Bizi kurtarmalısın." Telefondaki ses, bir yalvarıştan ziyade, bir emirdi. Gökçe ailesinin Bebek'teki ihtişamlı yalısına giden yolda, zihni, çocukluğundan beri sakladığı tek fotoğrafa takılıp kaldı: Gülümseyen annesi ve arka planda, şimdi gideceği yalının bahçe kapısı. Yalının kütüphanesinde, hava, eski kitapların ve yeni tehditlerin kokusuydu. Cihan Gökçe'nin karşısında, kaderleri bir kez daha başkalarının ellerinde şekillenen iki yabancı duruyordu: Öfkesini yutmuş Emre ve şaşkınlığını gizlemeye çalışan Levla. Teklif, bir satış değil, bir tiyatro oyununun senaryosuydu: "Medya, oğlumun ölümünü bir skandala çevirmek üzere. Basına, Emre'nin gizli nişanlısı olduğunuzu, büyük ağabeyi Emre'nin ise bu zor günde ailenizin yanında olduğunu söyleyeceğiz. Bir süre... birlikte görüneceksiniz." Emre için bu, ailenin itibarını kurtarmak için son bir manevraydı. Levla için ise, babasının borç batağından ve abisinin tehditlerinden kurtulmanın bedeli. İki yabancı, bir yalandan çıkma evlilik sözleşmesine imza attılar. İlk tokalaşmalarında, Emre'nin parmakları, birkaç saat önce Elif'in bedeninde bıraktığı öfkenin sertliğini taşıyordu. Levla'nın eliyse, tuvallere dokunan hassas parmaklarıyla, buz gibi ve titrek. İlk basın toplantısında, kameraların önünde, Emre'nin kolları Levla'nın belinde bir kelepçe gibiydi. Onun "acılı nişanlısı" rolünü oynarken, gözlerinde sadece yorgunluk vardı. Levla ise, flaşların arasında, duvardaki bir portrede annesinin gençliğine tıpatıp benzeyen bir kadının resmini gördü. O an, bu yalının koridorlarında, sadece bir rol oynamadığını; geçmişin karanlık odalarına doğru, hiç istemediği bir yolculuğa çıktığını hissetti. Ve böylece başladı her şey: Bir yatak odasında sönen nefret alevinin külleri üzerine, iki yabancının zoraki ittifakıyla tutuşan, daha büyük ve tehlikeli bir yangın...
like
bc
Üç Harfliler (CİN) +18
Updated at Jan 30, 2026, 02:00
Askeri liseler kapatılmadan önce Deniz Astsubay Hazırlama Okulu'nda öğrenci olan Ahmet ve arkadaşlarının yatakhanelerinde cinler hakkındaki gece sohbetlerinin ve sonrasında olanların kısa hikayesidir.
like
bc
NEXUS - Zamanın Kalbi (+16)
Updated at Jan 30, 2026, 02:00
Bilinçleriniz hiç sizden bağımsız yaşadı mı? Gözlerinizi kapattığınızda, hiç tanımadığınız birinin nefesini, yüreğinin atışını, derin korkusunu hissettiniz mi? 2025'te CERN'de patlayan bir anomali, işte tam da bunu yaptı. Dünyanın dört bir yanındaki yabancılar, kuantum düzeyinde birbirine dolandı. Nörobilimci Mert, Tokyo’lu ressam Kai’nin acısını avucunda taşıdı. Asker Marcus, CERN fizikçisi Elena’nın korkusunu zihninde duydu. Bu bir lütuf değil, bir çağrıydı. Çünkü zenginlik, güç ve kontrol peşindeki üç zeki insan, bu çatlakta insanlığın kaderini yeniden yazma fırsatını gördü. Onları durdurmak için, bu ‘dolanık’ kahramanların, birbirlerine olan çekimden bir silah, aşktan bir kalkan yapması gerekecek. Zamanda üç ayrı yola savrularak, 1800’lerin dumanlı Londra’sında, 2800’lerin neon istasyonlarında ve paralel evrenin distopyasında, sadece geçmişi ve geleceği değil, birbirlerini de kurtarmak için savaşacaklar. NEXUS, bilimin sınırlarında gezinen, kalbin en vahşi atışlarında yaşayan, nefes kesici bir gerilim ve tutkulu bir aşk romanı. Bu kitabı okuduğunuzda, telefonunuz çaldığında, kimin aradığını bir an için bilemeyeceksiniz.
like
bc
Göklerin ve Zamanın Aşkı: Gökçe ile Alp'in Destanı
Updated at Jan 30, 2026, 02:00
Gökçe, Göktanrı Ülgen'in kızı ve ilk şaman olan ölümsüz bir yarı-tanrıçadır. Binlerce yıl önce kötülük tanrısı Erlik'in kıskançlığı sonucu zamanın döngüsüne hapsedilmiştir. Alp, günümüz Türkiyesi'nde yaşayan genç ve başarılı bir sualtı arkeoloğudur. Gökçe, yıllar boyunca rüyalarına girerek onu kendisine çağırır. Takıntılı bir arayışın ardından orta yaşlarına gelen Alp, kadim bir mağarada zamanın kapısını bulur ve zaman yolculuğu yaparak Gökçe'ye ulaşır. Sonunda Alp ve Gökçe, hem zamanın koruyucuları hem de ölümsüz aşıklar olarak, istedikleri zaman katmanında yaşamayı seçerler. Aşkları, Türk destanlarına karışarak zamanın ötesinde efsaneleşir.
like