Şimal
Bir hafta boyunca birkaç kez benimle konuşmak için girişimde bulununca konuşmak istemediğimi söyledim çünkü ben gerçekten kimsenin yara bandı olma derdinde değilim. Tamam şımarıklık yapmadığını gördüm, onun o hale gelmiş olması imkansız diye tanımlayabileceğim bir şeydi ama olmuş.. Ben gittiğimde de ölümü bekler gibi bir hali vardı ama beni gördüğünde gözlerine inanamayışı kaybolurum diye mi bilmem gözünü dahi kırpmak istememesi benim de bir acaba dememe sebep oldu.. Bu sebeple de tüm kapıları kapatmadım ama madem bana karşı hissettiği duyguların evrim geçirdiğine inanıyor bana karşı sevgi aşk ve benzeri duygular beslediğini düşünüyor, bir şeyler yapmalı.. Benim gerçek Kenan Kurt'u görmemi sağlamalı.
Ama şu konuyu netleştirelim ben ona aşık değilim.. Gel gelelim onu görmezden de gelemiyorum.. Belki bir birliktelik yaşadığımız için belki de bilinç altımda hala kurtarıcım olarak gördüğüm için bilmiyorum ama içimde bir yerlerde hep var gibi.
Yine de sanırım evime kadar gelmesini pek beklemiyordum. 2 dakikadan fazla bekledi kapıda; sanki zili çalmakla çalmamak arasında kalmış gibi. Canım ev yapımı beyti isteyince kıyma almak için çıkmıştım dışarıya..
O orada bekledi ben birkaç basamak aşağıda. Zile basmaya karar verince de konuştum..
İlginç bu hali. Alışmadığım şekilde hem de. Bir kere o annesinden doğarken bile çatılı olduğunu sandığım kaşları düz, yüzünde daima mahcup bir ifade var. O pervasız, ağzından çıkanı kulağı duymayan adam yok da her kelimeyi seçerek kullanan adam var karşımda. Bu hali bana yabancı ama ben hep aynıyım..
Birlikte yemek yapmamız falan istemsiz benim de yüzümde bir tebessüm oluşturdu, 12 yaşımda annemi kaybedince girdim mutfağa mecburiyetten. Sonra kah yaktım, kah taşırdım derken öğrendim bir şekilde. Çalıştığım yerler sayesinde de yeni tarifler öğrendim elim de fena sayılmaz hani. Yaptığı yenir denilen cinsten. Bir tepsi dolusu yaptığım beytinin nerdeyse tamamını yedi ben bir tabak almıştım sadece.
Onunla oturmak, sohbet etmek birlikte çay içmek.. Bilmiyorum bunun adı ne ama rahatsız etmedi beni ama daha bir ay öncesinde bana ağıza alınmayacak laflar söyleyen adamın da sana gerçekten aşığım demesi hiç inandırıcı değil velev ki gerçek benim aşk meşk düşünecek halim mi var.. Bu sebeple de önünü kapattım tamamen. Kimseye gereksiz yere ümit verilmemeli çünkü. Hem her ne kadar ona bana ettiği laflardan dolayı gönderme yapmak istesem de söylediklerim de yalan değil. Gerçekten birbirimizin hayatına uyumlu değiliz. Allah'tan itiraz etmedi yani ben kapıyı gösterince sadece peki dedi ve gitti.
Kurt'u uğurladıktan sonra epey düşündüm gerçekten bunlardan hangisi gerçek Kurt acaba.. Önce bir pislik muamelesi yapıyor sonra karısı olmamı istiyor. Hani birbirine yakın durumlar bile değil.. İki uç..
Düşündükçe içine gömüldüğümü anlayınca daha fazla kendime eziyet etmek istemedim, bulaşıkları falan hallettikten sonra biraz kitap okuyup uyudum. 2 gün bu şekilde geçti ama sonraki sabah gün benim için biraz farklı başladı.
Sabah her zamanki gibi mesai için uyanmıştım ama kapının çalınmasıyla pijamalarla açtım kapıyı, bana bu saatte bir Fatma teyze gelir o da ya pişi yapmıştır ya börek yapmıştır da işe başlamadan yiyeyim diye. Kapıyı açınca tahminimde yanılmadığımı gördüm, Fatma teyze o güleç yüzüyle bakıyor bana ama bu defa elinde poşetler var.
"Günaydın Fatma teyze"
"Günaydın Nefes kızım, ben uyandırmadım inşallah."
"Yok yok 15 dakika sonra sisteme girmem lazım ben uayynmıştım. Gelsene içeri"
"Yok kızım hiç girmeyim, bunları sana getirdim"
"Nedir bunlar."
"Benim buzlukta olanlar. Mantı, yaprak sarma, et, kıyma, içli köfte falan filan işte"
Bir elindekilere baktım bir ona.
"Buzluğun mu bozuldu Fatma Teyze niye bana getirdin"
"İlahi Nefes yok kızım ben taşınıyorum"
O an böyle göğsüme koca bir öküz oturdu sanki. Fatma teyze benim tek komşumdu ve arkadaşımdı aynı zamanda.
"Yaa, neden ki?"
"Valla kızım eve çok iyi para verdiler biz de böyle asansörlü çok güzel bir daire aldık üstüne de memleketten bir arsa aldık hatta"
"Öyle mi senin adına çok sevindim Fatma Teyze ama gitmene de çok üzüldüm"
"Yavrum benim valla ben de seni pek sevmiştim ama telefonda falan görüşürüz sık sık, izin günlerinde de gel benim evime tamam mı?"
"Tamam" dedim ama ağladım ağlayacağım yani.. Gerçekten üzüldüm. Karşıya da iyi biri mi gelecek kötü biri mi hiç bilmiyorum ki.. Fatma teyze memlekete gidecekmiş evde de birkaç tadilat olacakmış bu sebeple buzluktakiler bozulsun istememiş. Canım kadın ya.. Onunla sarılmalı ağlamalı bir vedadan sonra verdiklerini buzluğa koydum. Mesai saati gelince de mecburen açtım sistemi ama 2 dakika sonra mail geldi takım liderinden.
"Sistemlerde genel bir arıza var, sorun çözülene kadar molalarınızı kullanın. Sorun çözüldüğünde bilgi verilecek."
O kadar işime geldi ki bu durum, çay koydum bir şeyler atıştırayım diye. Fatma teyzemin gönderdiklerinin içinde börek de vardı onlardan kızarttım biraz da. Hem ağladım hem börek pişirdim. Yani acıyan yerin başka açıkan yerin başka diyorlar ya tam olarak öyle bir hal.. Sofrayı hazırladım ama daha oturamadan yeniden kapı çaldı. Açtım ki Kurt.. Hayretle bakakaldım. O ise gülüyor.
"Günaydın Nefes Hanım" dedi ima ile.
"Günaydın?"
"Varsa bir bardak çay rica edecektim"
Elinde de ciddi ciddi ince belli bir çay bardağı var..
"Kurt Bey siz ne yapıyorsunuz"
"Aşk olsun ama Nefes Hanım komşu komşunun külüne muhtaçtır benden bir bardak çayı mı esirgeyeceksiniz?" dedi ve arkasında arkasına kadar açık kapıyı gösterdi.
Şokla baktım bir kapıya bir adama..
Deli bu adam...
🥀
Kenan Kurt
Hayır ne sanıyordum bilmiyorum. Gidecektim hislerimi belli edecektim o da hop diye beni koluna mı takacaktı yani.. Bazen ütopyada yaşıyorum gerçekten.. Halbuki Şimal'i çözdüm en zor anında bile sivri dilliydi, o zamanlarda bile asla taviz vermedi. Şimdi mi verecek. Yine de tek bir saygısızca tavrı olmadan beni evine kabul etti, sofrasına buyur etti ve çok güzel, son derece edepli ve bir o kadar kibar bir şekilde de siktir etti..
"Ben sana aşık değilim, duygularının bende bir karşılığı yok" dedi. İtiraz etmedim çünkü haklı. Ben beni tanımasına izin vermedim ki hayvan gibi davrandım. Bir de laf sokuyor bana vaktinde güya onun cahil ve bize denk olmadığıyla vurdum ya kızı sürekli o da ayrı dünyaların insanıyız falan filan yapıyor bana. E napalım biz de aynı dünyanın insanı oluruz o zaman!
Ertesi sabah hiç vakit kaybetmeden bizim avukatı karşı komşusuna yolladım yakınında olmam lazım bir süre şirkete de Zemheri Bey bakıversin canım.
Kadın bayağı ayak diredi ev için satmak istemedi ama kadının her halinden belli ki fiyat yükseltmek falan değil derdi. 40 yıldır aynı evde oturunca gitmek istememiş. Neyse insan üstü bir çaba harcadı bizim avukat bu arada bizim avukatın kim olduğunu sormadınız sayıyorum.. Tabiki Mert Aslan Yiğiter! Allem etmiş kallem etmiş kadını ikna etmiş. Zaten elinden bir uçan bir de kaçan kurtulur bir de beyaz atlı prensesini beklemese..
Neyse işte anlaşmış aynı gün satış işlemleri tamamlandı şu Allah'ın işine bakın ki karşı komşum da Nefes diye biri.. Bir ara tanışalım ne bileyim hırlı mı hırsız mı değil mi ama..
İşin zor kısmı bizimkilere anlatmaktı aslında.
"Baba ben bir süre holdingten uzak kalacağım"
"Lan zaten bir aydır holdingle ilgilendiğin mi var Kenan'la Selman koşturup duruyor."
"Baba abartma Selman yurtdışından daha bir hafta önce geldi"
"Ee bir haftadır koşturuyor işte çocuk"
Bu arada Selman (Dilek'e selamlar:)) Esat'ın ikizi yani Kenan amcamın oğlu. O da benim gibi işletme okudu şirketin yurtdışı ayağını idare ediyor. Babam da pek sever yeğenini ve her zaman benden daha iyi olduğundan dem vurur!
"Tamam baba biraz daha koştursun işte"
"Sen ne halt yiyeceksin bu arada daha hastaneden yeni çıktın ayrıca yediğin bokların hesabını ödemedin"
"Baba valla istediğini yap sesimi çıkarmayacağım ama bir süreliğine Ankara'ya taşınıyorum."
"Ne Ankarası Kenan saçmalama annecim"
Ah annem ve bizden ayrılamamaları..
"Anne lütfen beni anlayın ve bana biraz müsade edin. Merak etmeyin dersimi aldım, alkol yok, saçma sapan hareketler yok. Kendime zarar verecek bir davranış da yok"
Babamla birbirlerine baktılar. 28 yaşındayım ve hala annemle babama bunun açıklamasını yapmak zorunda olmam nasıl bir aile dinamiğimiz olduğunu yeterince anlatmıştır sanırım!
Yarım saat süren dil dökme operayonundan sonra yarım ağızda olsa ikna oldular ben de onları da razı etmenin rahatlığıyla Ankara'ya döndüm. Satış işlemleri tamamlandı zaten ev klasik bir apartman dairesi biraz küçük ben de bir mimarla anlaşıp içini kendi istediğim şekilde yeniden çizdirdim ve aynı gün ustalar girdi.
E şimdi yeni taşınmışım, evde inşaat var. Acıktım efendime söyleyim, çaysadım falan derken bir komşum olduğunu hatırlayıp çaldım kapısını. Gördüğüm manzara pek hoşuma gitmedi açılan kapıyla çünkü gözleri kızarmış muhtemelen ağlamış, neyse bulurum ben sebebini elbet. Elimdeki bardağı uzatıp çay isteyince bardağa bakakaldı. Şok halinde farkındayım ve aşırı keyif alıyorum şuan.
"Karşı daireyi satın alan sen misin?"
"Evet, bütçeme uygun bir yer arıyordum, anlaştık içindeki teyzeyle."
"Komşuculuk mu oynayacağız bu ne yaa, benim tek komşumdu Fatma Teyze"
Şimdi anlaşıldı ağlama sebebi, o teyze için ağlamış..
"Bir kaybın yok ki ben de yeni komşunum, yani hala tek komşun karşı daire."
Bıkkın bir nefes verdi, bık bık da he de bana!
"İçeri gel de vereyim çayını"
"Hay Allah razı olsun ya komşuluk ölmemiş gerçekten"
Ters ters bakıyor bir de, ne var Allah Allah komşu komşunun esprisine de muhtaçtır bence. Direkt mutfağa geçtik kahvaltı sofrasını görünce sırıttım.
"Komşusu açken tok yatan bizden de.." demiştim ki elindeki çatalı böğrüme dayadı.
"Bir daha komşulukla alakalı bir deyim, atasözü, hadis ayet ve benzeri bir şey söylersen batırırm bu çatalı."
Kahkaha atacağım ama atamıyorum yerim dar! Ellerimi kaldırdım ağzıma da hayali bir fermuar çektim. Çay koydu bana da bir servis açtı. O bir tane böreği yiyene kadar ben 4 taneyi yedim bile. Tabakta son bir tane kaldı ben misafirim öncelik benim diye elimi uzattım ki hemen aldı tabaktan son böreği ardından da bir kahkaha attı ki cümle feryat figan tebessüm eder.
"Ben kaptıııım" dedi ama sonra bir anda yüzü asıldı. Ne olduğunu da anlamadım ki.. Oyununa ayak uydurdum
"Bir daha elimi daha hızlı tutarım"
Gülümsedi.
"Kusura bakmayın, kardeşimle ya da abimle çok yapardık son kalanı kapmaca olayını da bir anda öyle bir anda sandım kendimi. Siz yiyebilirsiniz."
Onun yüzü asılmasın abi, onun yüzü asılınca benim dünyam kararıyor.. Böreği alıp ağzına uzattım baktı önce ama itiraz etmeyip ısırdı ben de onun ısırdığı yerden ısırdım kocaman. Güldüm arkasından ama Şimal bu laf sokmasa olmaz.
"Ne oldu şimdi kardeş payı mı?"
Benim yüzüm asıldı bu sefer de o sırıttı ama ben de Kor'um kusura bakma da Şimal Hanım.
"Yok bu iki aşığın hayatı paylaşmasının provası.."