SİDRA Alperle birlikte evimizin son halini görmeye gittiğimizde gözyaşlarıma hakim olamadım. İçine o kadar anı sığdırdığımız, en büyük mutluluklarımıza şahit olan evimiz mahvolmuştu. Özellikle bir kısmı yanan duvarı yıkılan giriş katı tıpkı bir savaştan çıkmış gibi görünüyordu. Alper, görme ısrarıma dayanamayıp beni eve getirdiğine pişman olmuştu. Yüzünden anlıyordum bunu. Bana sarılarak üzülmememi söylediğinde bende ona sıkıca sarıldım. O da benim gibi çok üzülüyordu. Koy verme zamanı değildi. Gözlerimi silip gülümsemeye çalıştım. “Bizim odaya ve Ateşin odasına bakayım.” Dedim. “Kullanılabilecek eşyalarımızı alalım” Alper belime sarılarak izin vermedi. Evden hiçbir şey götürmek istemediğini söyledi. “Üst katta çok hasar yok ama yangının kokusu her yana sinmiş. Ayrıca patlama yüzünden ko

