Bölüm 3 - Bir Fal Gerçekliği

1798 Words
'Aşağı alın' 'Peki abi' diyerek uzaklaşan adamla Vuslat'ta Yiğit'e bakmıştı. 'Hadi bakalım, şu salon ne işe yarıyor görelim' 'Emrin olur Kasırga. Sen iste tepesine yıkarım barı' 'Lan bar bizim, dursun durduğu yerde.' ikisi birlikte gülerek merdivenleri inmeye başladıklarında yüzlerine de o soğuk tavrı takınmışlardı. Demir kapı gürültü ile açılırken Vuslat sakince içeri girmişti. 'Beyler, hoş geldiniz?' iki adamda şaşkınlıkla baktığında Yiğit takımların dizili olduğu duvara ilerlemişti. 'Nasılsınız?' 'İ-iyiyiz Vuslat bey' 'İyisiniz ha, güzel. Otursanıza' diyerek iki sandalyeyi gösterdiğinde adamlar titrek bedenlerle oturmuşlardı. Vuslat, Yavuz'a işaret verdiğinde iki adamında bileklerini aniden kelepçe sarmıştı. 'Şimdi, ben soracağım, siz de doğruyu söyleyeceksiniz anlaştık mı?' hızla başlarını sallayan adamlara gülümseyerek bakmıştı Vuslat. Yiğit elinde pense ve tornavida ile yanına yaklaşınca bu kez de ona bakmıştı. 'Abi hangisi tercihin?' 'İlk önce pense olsun' diyerek kırmızı saplı penseyi avucuna aldı. Birkaç kere havaya atarak çevirdikten sonra sabit ve sakin bir ses tonu ile konuştu. 'Ben kimim?' 'Abi-' elini havalandırdığında adamın susması ile sakin mizacının üzerine koyulaşan gözleri yüzünü gölgelemeye başlamıştı bile. 'Dur dur daha önemli bir soru soracağım. Sen kimsin de bana abi diyorsun lan!' diyerek kükreyip adamın parmağını pensenin arasına alırken bir inleme dökülmüştü adamın dudaklarında. Yüzünde hafif bir tebessüm oluşurken karşısındaki adamın gözlerinin daha doğrusu acıdan sıkıca yumduğu gözkapaklarına bakıyordu. 'Acıdı mı? Bak o kadar nazik bir adamım ki soruyorum' diyerek geri çekildiğinde adamın buruşmuş yüzüne baktı. 'Şimdi, ben kimim?' 'Vuslat Kasırga' mırıldanan adamla başını sallamıştı. 'Pekala, o zaman bir de şunu sorayım. Sen benim pozisyonumu ne hakla yargılıyorsun?' 'Ben-ben' 'Sen ne!' 'Özür dilerim' Vuslat adamın mırıldanması ile bir kahkaha atmıştı. 'Valla emin değildim ama şimdi emin oldum. O zaman ne yapıyoruz bu çektiğimiz acıdan zevk almaya bakıyoruz , dimi arkadaşlar' diyerek pense ile ikisinin birer tırnağını çekip adamların haykırışlarını dinlemişti. Penseyi yere fırlatıp elini Yiğit'e uzattığında bu kez tornavidayı sertçe kavradı. Adamların çektiği tırnak boşluklarının üzerine basarken inlemeler ve haykırışlar da yükseliyordu. 'Yavuz kağıt kalmış mı bizde?' 'Var abi olmaz mı hiç' diyerek sırıtan Yavuzdan aldığı kağıdı katlayıp adamlara baktığında tek kaşı da havalanmıştı. İkisinin de açık bileklerine hızlıca kağıt savurduğunda sandalyelerin gıcırtısı ile geri çekilip kağıdı ve tornavidayı da yerine bıraktı. 'Şimdi söyleyin bakalım, ben kimim?' 'Kasırga' 'Aferin, Yavuz bunları evlerine bırak, iki de koruma gönder yanlarında içeri doktor girmeyecek veya bunlar hastaneye gitmeyecek.' 'Emredersin abi' 'Ha size gelince de, benim lakabım sırf soyadımdan değil uğradığım yerlerde kalıcı hasarlar bıraktığımdan Kasırga. Ayağınızı denk alın, ardımdan dil uzatmayın. Yıkar geçerim ve gördüğünüz çakmalara benzemem' diyip geldiği merdivenleri çıkarken adamların inlemeleri de koridora uzanmıştı. Vuslat adı gibi emindi ki Yavuz sağlam bir dayak çekmeden o adamları bırakmazdı. Ritmi hızlı remixlerin dağıldığı bar her dakika daha da kalabalıklaşırken yanındaki adama baktı. 'Ne yapacaksın?' 'Adrese bir gidiyim diyorum abi' diyerek elindeki kağıtları sallayan adam ile tek kaşını havalandırdı Vuslat. 'Yiğit, şu saat olmuş kız bekar, adına sanına laf getirme, kızı tedirgin etme. Lan 29una geldin hala düşünmeden davranıyorsun' 'Yok abi ya, bu adresin karşısında kafe var, liseli bebeler gibi sokakta beklemem' 'İyi bakalım ama tekrar diyorum bak, kızı tedirgin etme' 'İzin var yani' diyerek sırıtması ile Vuslat kapıyı işaret etmişti. 'Abilerin aslanı, kolay gelsin' diyerek demir merdivenleri çıkan adamla Vuslat'ta her zamanki locasına ilerlemişti. Az önce çıktığı kapıdan Yavuz ve iki adamın koli çıkardığını görünce gülümseyerek barmene işaret verdi. 'Faruk! Viski sek!' adam hızlıca içkiyi getirirken Aras ve Ece'de yukarı balkondan görülmüştü. Aras kızın belinden kendine çektiğinde Vuslat'ı bir gülme aldı. Ece'nin göz başka bir adamı asla görmüyordu ama Aras her fırsatta bu kız benim demek için elinden geleni yapıyordu. Koskoca bar ilk aylarında Aras'ın kıskançlık krizleri ile büyük kavgalara ev sahipliği yapmıştı. 'İyi geceler Vuslat' diyen Ece koltuğa yerleştiğinde Aras'ta diğer yanına oturdu. 'Sağ olun Ece hanım, ben dinlenin dedim diye mi geldiniz?' 'Abi ben oturalım dedim ama hatun dinlemiyor ki, ev zaten bizim her gün görüyoruz diyor da bir daha demiyor' 'Kızda haklı sen it kıçı yemiş gibi geziyorsun, o ne yapsın şirket ev arası mekik dokuyor' 'Abi her hafta sonu alışverişte annemin ırzına geçiyor ya' Ece'nin kaşları çatılırken Vuslat olacakları izlemek için kadehini aldığı gibi arkasına yaslanmıştı. 'O zaman sende bir rahat ver, ben yaparım alışverişimi' 'Oldu Ece prenses, başka bir arzun var mı' 'Valla arada bir öğlen yemeklerinde de rahat bıraksan iyi olur' Vuslat'ın kaşları şaşkınca havalanırken Aras çoktan çatmıştı kaşlarını. 'Deli mi edeceksin kızım sen beni, seni tek bırakayım da it sürüsü peşine takılsın demi' 'Ne alakası var ya, Vuslat sen de bir şey söylesene, ne olacak böyle.' Vuslat ellerini havaya kaldırıp ben karışmam bakışı atınca Ece oflayarak geri dönmüştü Aras'a. 'Ece hiç açma konuyu, yemin ederim tuvalete bile bensiz gidemezsin o olur' 'Tamam tamam.' Ece'nin aniden gözlerini belertmesi ile iki adamda gülmeye başlamıştı. 'Aferin güzelime. Faruk iki viski limon!' demesi ile barmen tekrar yanlarına gelmiş Vuslat'ın kadehini tazeleyip çifte de içki servisini yapmıştı. 'Bu gün daha kalabalık gibi abi' diyen Aras'la Vuslat başını sallamakla yetinmişti. 'Milleti Cuma günü dinden imandan çıkaran barınız var' kıkırdayan Ece ile iki adamda gülümserken ilerleyen saatlerde de müşteri eksik olmamıştı barda. Vuslat'ın hayatının geçtiği bir yerdi burası. Bu kadar mal varlığı ailesinden kalmamıştı ki bir ailesi bile yoktu onun. Lise dönemlerinde burada çalışmaya başlamış zamanla mekan sahibinin deyişine göre en iyi adamı olmuştu. Vuslat'a barın a'dan z'ye bütün ayrıntılarını öğretmişti haliyle. Güvenlik sistemi, ekonomik dengesi, çalışan ilişkileri, müşteri memnuniyeti ve en önemlisi mekanı gerçekten korumak. Ve çok geçmeden Vuslat için ilk başta acı verici sonrada şoka uğratıcı gerçek çıkmıştı ortaya. Barın sahibi ölmüş ve barı Vuslat'a bırakmıştı. Ayrıca güvendiği korumalarına da Vuslat'ı eğitmesini iyice tembihleyip gitmişti. Hiçbir şeyi olmayan, çoğu zaman loca koltuklarında uyanan adam henüz 18 yaşında koca bir barın işletmesini almıştı eline. Daha sonra sık sık aklına Caner beyi getirip gücüne güç katmıştı. Şimdi ne olursa olsun, bütün mal varlığı batsa da bu barı asla elden çıkarmayacağını biliyordu. Çünkü burası Kasırga'nın doğduğu yerdi, Sessiz kasırganın şarjörünü doldurup ile kez can aldığı mekandı. Mekanın sakinleşmesi başlarken onlarda ayaklanmış ve evin yolunu tutmuşlardı. Vuslat eve girer girmez Canan hanımdan Türk kahvesi isteyerek odasına çıkıp kısa bir duş aldı. Elinin üzerindeki aşınmış deri ince bir kabuk bağlamışken tıraş olup eşofmanlarını çekmişti üzerine. Salona indiğinde ise Canan hanım anında kahvesini servis etmişti. 'Buyurun Vuslat bey' 'Sağ ol Canan abla' 'Rica ederim' 'Abla sen fal bakıyordun demi' diyerek yamuk bir gülüş sergilediğinde Canan hanım Vuslat'ın bunu hatırlamasına şaşırsa da gülümseyerek başını salladı. 'Bakıyorum' 'E bana da bir iki yalan atarsın, tabi uykun yoksa, malum mesai saati dışındayız' 'Bakarım tabi ki, mutfağı toparlayayım siz kahvenizi içene kadar' 'Peki abla' adam gülümseyerek kahvesini yudumlamaya başladığında dvd içindeki disk dikkatini çekmiş ve televizyonu açmıştı. Ekran aydınlanırken durdurulmuş nişan videosuna bakarken yarım bir gülümseme gönderdi. Derya ve Eymen'in nişanı başlığı ile playe basıp arkasına yaslandı. 'Bunlar da evlenecek ya, abi bunlar uzatmalı sevgililerdi ne ara evlenmeye karar verdiler.' Yiğit'in sırıtarak konuşması ile Vuslat gülümseyerek çifte bakıyordu. 'Abiiii, bir biz kaldık bekar ya, artık bizimde yediğimiz ofsayt attığımız gol olsun' 'Yiğit!' beşinden de gelen uyarı ile Yiğit omuz silkerek odayı terk ettiğinde Ece ellerini birbirine vurarak dikkat çekmişti. 'İnanamıyorum, ya çok tatlı görünüyorsunuz' 'Teşekkürler Mrs. Karaman' diyen Eymen'le kıkırdadıklarında iki kız birbirlerine sarılmışlardı. 'Bir de Vuslat beyin nişanını görsek' diyerek göz deviren Derya ile Vuslat'ta kaşlarını çatarak ayaklanmış ve odayı terk etmişti. Biten fincanını ters çevirip videonun devamını izlemeye koyuldu adam. İyi bir nişan olmuştu ve hakkını vermelerini gerektiğini düşünerek hiç biri oturmamıştı. Gece yarısına kadar Vuslat bile kollarını indirmemişti havadan. Ekrana gelen bir başka görüntü ile Eymen ve Vuslat'ın zeybek oynadıkları an gelmişti. Vuslat ekrandaki görüntü ile gülümsemesini büyütürken ilgi odağı olmak bir daha hoşuna gitmişti. Yakışıklılığı ile dikkat çeken bir adamdı, gözü kara, sert mizaçlı olsa da, kızlara hiçbir zaman yan gözle bakmasa da onu hayranlıkla izlemeleri hoşuna gidiyordu adamın. Videonun sonundaki iyi dilekler bölümüne gelindiğinde ilk başta Yiğit yine baştaki odada ekranda belirmişti. 'Al birini vur öbürüne dediler yaptık, kurtlarımızı bir güzel döktük, kafamız tam olmasa da yarıma yakın, bizden iyisi yok. Bana bakın la birbirinizi üzmek yok' diyerek ekrandan silinirken Ece ve Aras belirmişti ekranda bu kez. 'Ayyy, canım arkadaşım ya, valla nişanın böyle ise düğünde daha da bir güzel olacaksın. Yerin ben sizi ya' 'Nereye yiyorsun güzelim sen beni ye' diyerek araya giren Aras'la ikisinin de gülümseyen dudakları birleşmiş ve el sallayarak lensin önünü kapatmışlardı. Vuslat ekranda belirdiğinde adam derin bir nefes aldı ve yanındaki kadına baktı. Deniz mavisi gözleri, gece gibi siyah saçları ve açık renkli teni ile kadın ben buradayım diyordu. 'Deryaaa, canım hep mutlu olun siz be, çok yakıştınız ya. Bakın uzatmayın, patron yeğen ister' diyerek kıkırdayan kadınla Vuslat'ta gülümsemişti. 'İsterim tabi, kardeşlerim, mutluluğunuz daim olsun.' Demesi ile Vuslat videoyu durdurup o deniz mavisi harelere baktı. Vicdansızlığı da aşkı da yaşayıp geri çekmişti kendini. Olmayacak şeyler yaşanmış ve bitmişti, bu sırada da Vuslat'ın içinde saf sevgiyi git gide köreltmişti. Mutfaktan yaklaşan tıkırtı ile televizyonu kapatarak falın üzerine parmağını dokundurdu. 'Soğudu mu Vuslat bey?' 'Soğudu abla da dediğim gibi iş saatleri dışındayız, Vuslat de sen' 'Pekala... Bakalım ne varmış' diyerek kadın karşısına oturunca Vuslat'ta gülümsemişti. 40lı yaşlarındaki kadın uzun zamandır Vuslat'ın her işine koşturuyordu ve Vuslat artık onu ablası gibi görmeye başlamıştı. Kadın aldığı fincanla adama bakmıştı. 'Dilek tuttun mu?' 'Yok abla, çok şükür ihtiyacım yok şimdilik dileğe' 'Aaa olur mu öyle şey, keşke tutsaydın' diyerek tabağı kaldırınca yüzünü asmıştı. 'Bak dilek tutsan olacakmış' diyerek fincana göz atmaya başladığında Vuslat'ta yarım bir gülüşle odaklanmıştı kadına. İnanmazdı fala ama Canan hanımla abla kardeş ilişkisi kurmayı seviyor, kadının yanında kendini rahat hissediyordu. 'Vuslatcım, işler yolunda, için azcık sıkılıyor ama bir olay olacak hayatında. Hatta öyle ki bu olay çoktan başlamış. Birisi var sen görmüyorsun ama hayırlara vesile olacak. Böyle zayıf uzun yüzlü bir kız girecek hayatına. Bayağı büyük bir olay ile girecek ama. Hatta bak baş harfi çıkmış B. Var mı öyle yeni tanıştığın biri' demesi ile Vuslat kıkırdamıştı. 'Abla benden bahsediyoruz, aşkı meşki geçsek' 'Neden geçeyim ki bak burada çıkıyor işte. Neyseee bakalım... Immm... Sen bu aralar bayağı durgunsun ama sürekli canın sıkılıyor, hani kendini kapatmışsın kapıyı zorluyorlar, pencereyi açmaya çalışıyorlar olmuyor, hatta bacadan girseler sen tutuşturacaksın o derece. Dediğim gibi işlerinde sorun yok ama bir hasta var. Bu iş ile ilgili mi bilemem ama ağır bir durum değil. İki tane haberin var, birisi kötü birisi iyi. İyi olan haber önceden gelecek. Kötüye ise daha çok zaman var. Hani hiç yoktan bir ay vardır' diyerek kadın tabağı fincana döktükten sonra derin bir nefes almıştı. 'Şimdi ben sana hanene yüklü miktar para giriyor diyeceğim ama şaşılacak bir durum değil bu. İki tane anahtar var, anahtarın birisi küçük ama diğeri böyle daha büyük. Sanırım bir iş anlaşması olacak büyük bir iş ve sen alnının akıyla çıkacaksın' 'İnşallah abla' demesi ile kadın tabağı yatırmış hızla ilerleyen iki çizgiye bakmıştı. 'Vuslat içinden geçirdiğin, olsun artık dediğin iki şey var ve sana böyle koşa koşa geliyor ikisi de. Benden bu kadar ablacım' 'Sağ ol abla, çenene sağlık' diyerek ayaklandığında Vuslat odasına, Canan hanım ise mutfağa gitmişti. Adam kendini yatağa bırakıp üzerindeki tişörtü sıyırarak kenara fırlattığında yine o anlık uykusuna dalmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD