* * * * * İçimde büyük bir vicdan azabı yükseldi. Alper’e hâlâ aşık olmasam da… o benim resmi nikâhlı kocamdı. İyi bir adamdı. Bana zarar vermemişti. Şimdi onu ve babamı Duman’ın tehdidi yüzünden tehlikeye atıyordum. Kardeşimi, annemi… Hepsi benim yüzümden. Ama Duman’ın sözleri kulaklarımda çınlıyordu: “Yanlış bir şey söylersen… sevdiklerin gider.” Boğazım düğümlendi. Sesim titredi ama kararlı çıkmaya çalıştım: “Hayır… Ben burada kalmak istiyorum. Kendi isteğimle. Duman’la imam nikâhımız kıyıldı. Ben… artık onun karısıyım.” Alper’in yüzü bembeyaz oldu. “Duygu… inanmıyorum. Bu sen değilsin. Bak bana! Gözlerimin içine bak ve söyle… gerçekten burada mı kalmak istiyorsun?” Baktım. Alper’in gözlerinde kırık bir umut, inanmazlık ve derin bir acı vardı. O bakış vicdanımı parçaladı. Bir

