* * * * * SAPANCA Ali ve Halil, sabahın ilk ışığını yararak bahçeye girmişlerdi. Kapı hâlâ hafifçe sallanıyor, rüzgârla birlikte metalin ince iniltisi havaya karışıyordu. Alper ve Hatice, çimenlerin üzerinde diz çöktürülmüş, korku ve çaresizlik içinde nefes nefese kalmışlardı. Alper direnmişti. Hem de sonuna kadar. Ama iki hatta üç kişiye karşı tek başına ne kadar dayanabilirdi ki? Yüzünün bir yanı şimdiden şişmiş, dudağı patlamıştı. Yine de başını dik tutmaya çalışıyor, gözlerini korkuyla değil, öfkeyle kaldırıyordu. Halil sabırsızlanıp onu omzundan sertçe bastırınca Alper tekrar yere doğru sendeledi. Bahçenin biraz gerisinde, karanlığın içinde Hüseyin duruyordu. Elindeki telefon sabitti. Kamerayı hiç titretmeden her şeyi kaydediyordu. Soğukkanlıydı. Bu iş onun için yeni değildi. Vi

