7."Karakol"

2771 Words
Poyraz... Karanlık dediğim her şeyi bir anlığına aydınlatan tek adam. Gözümü onla açtım ben bu dünyaya. İlk onunla sokaklarda şarkı söyleyip dans ettim. İlk o öğretti bana sevmeyi. İlk onun parmakları dolaştı saçlarımda ve ilk defa onun dudaklarını hissettim saçlarımda. Tüm bunlar her defasında bir gülümseme oluşturuyordu yüzümde. Sonra aklıma geliyordu Poyraz'ın kim olduğu o gülüşüm yüzümde soluyordu. Tüm bu güzel kelimeler silinip gidiyordu aklımdan. Geriye sadece imkansız kalıyordu. Poyraz'ın Masal'ı, yani beni nereden tanıdığını bulmam lazımdı. Yaklaşık iki gündür evden çıkmıyordum. Ulaşabileceğim herkese ulaşmıştım fakat hiç biri bana Poyraz ile ilgili bir şey bilmediklerini söylüyorlardı. Poyraz biriyle iletişime geçti ki Masal'ı öğrendi. Ama kiminle? Buraya gelirken planlarım sağlamdı hâlâ öyle ama ufaktan sarsıldı. Poyraz eskiden bu kadar dikkatli ve soğuk kanlı değildi, ondan bocaladım belkide karşısında. Ama artık dışarıya çıkmam lazımdı. Bu eve ne kadar kapanırsam o kadar dikkat çekerdim. Bu akşam Bahar'lar Gönül'de toplanacaklardı. Beni de çağırmışlardı. Gidecektim ama önce markete gidip alışveriş yapmalıydım ki akşam için eli boş gitmeyeyim. Mahallede adettir birbirimizin evlerine giderken eli boş gitmiyorduk her zaman öyledir. Benim de içimden gelmişti bir şeyler yapmak. Belki de uzun zaman sonra dostlarımla eskiden olduğu gibi yan yana olacağım içindir bu heyecanım. Onlar bilmese de onlarla özlem giderebilecektim bu akşam. Üzerime deri ceketimi aldım ve ayakkabılarımı ayağıma geçirip evden çıktım. Markete doğru ilerlerken Doğan abi ve Poyraz çıktı karşıma. Yan yana yürüyen ikili ile yutkundum. Poyraz beni görünce gözlerini üzerime dikti. Ben renk vermemeye çalışarak kaşlarımı çattım. O sırada ikimizin arasında en normal davranışı sergileyen Doğan abi laf attı bana biraz daha yaklaştıklarında. "Nasılsın Masal?" "İyiyim siz nasılsınız?" "Sen de lütfen. İyiyim çok şükür. Yerleşebildin mi?" "Evet yerleştim." Poyraz gözlerini yüzüme dikince bedenim gerilmişti. "Bu gün kızlarla sende varmışsın?" "Evet, Bahar davet etti sağolsun." "O zaman Allah seni bizim kızların gazabından korusun. Eve girerken duayla gir." Kızların nasıl deli olduklarını bildiğim için buna gülecekken çabuk toparladım. "Neden öyle dedin hepsi çok şirin." "Çete onlar çete kanma masum ayaklarına." Doğan abinin dediği ile istemsizce güldüm. "O kadar değildir ya." Tabi ki öyle. Bahar doğuştan suça meyilli biriydi her zaman. Nerede bir yasak varsa Bahar oradaydı. Biz küçükken bizi kudurtanda her zaman Bahar olurdu. Bir mahallenin tüm camlarını indirmiştik onun gazıyla. Doğan abi epey içli bir nefes çekince gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. O sırada Poyraz ile göz göze geldim. Gözünü dikmiş dikkatle bana bakarken tek kaşım havalandı. "Ayılamadınız galiba Poyraz bey iki gün oldu halbuki." "Ayıldım siz merak etmeyin Masal hanım. Hiç olmadığım kadar ayığım hemde." Son cümlesini ağzının içinde mırıldanan Poyraz'a gözlerimi kıstım ve dudaklarını okudum. Doğan abi aramızda ki gerilimi farketmiş olacak ki boğazını temizledi ve Poyraz'ın omzuna vurdu. "Gidelim mi artık kardeşim?" Poyraz kafa sallarken ben Doğan abiye gülümsedim. "Size iyi eğlenceler o zaman." "E inşallah." Doğan abi bana gülünce ikisi uzaklaştılar. Yüzümde ki gülümseme birden donup yerini soğuk bir ifade alınca Poyraz'ın arkasından baktım bir kaç saniye. Abim ile sen ne saklıyorsun Poyraz? * Marketten gelince hızla ıslak kek ve poğaça yapıp saklama kaplarına koydum. Kısa bir duş alıp üzerimi değiştirdikten sonra KADEM ile kısa bir görüşme yaptım. İşim bitince bilgisayarı kapattım ve o sırada kapım çaldı. Yerimden kalktım ve kapıya gidip açtım. Karşımda Bahar, Bahar'ın kardeşi Akşın ve Doğan abinin kardeşi Akasya'yı görünce gülümsedim. Sözde Gönül'ün evini bilmediğim için beni almaya gelmişlerdi. Gönül ve ailesi iki katlı büyük bir evde oturuyordu. Gönül'ün ailesinin durumu bizimkilerden iyiydi hep. Bu yüzden küçükken Gönül'ün imkanlarına sahip değildik. Çocukluk aklı ya Gönül'ün prenses elbisesinden bende yok diye saatlerce ağlamıştım. Gönül o halimi görünce üzülüp elbisesini bana vermişti. Bende ki de gurur ya o zaman da sağlamdı. İstediğim halde almamıştım elbiseyi. Sonra oda bir gün ben, bir gün sen ve bir günde Bahar giysin hepimizin olsun elbise diyip orta bir yol bulmuştu. Elbise üstümüzde yırtılana kadar her gün birimiz giymiştik. Duygu seline kapılıp giderken dolan gözlerimi kırpıştırdım. Yani uzun lafın kısası Gönül şuan o iki katlı evin en üst katında yalnız yaşıyordu ailesi de alt katta kalıyordu. "E hadi Masal seni almaya geldik." Bahar elinde kaplarla dikilirken Akşın da somurttu. Sanırım zorla geliyordu. "Tamam geliyorum bir dakika." Kapıyı açık bırakıp yan tarafta ki askıdan deri ceketimi aldım ve mutfağa doğru ilerleyip poşete koyduğum kapları aldım elime. Mutfaktan çıkınca Bahar beyaz poşete baktı. "Ne gerek vardı hayatım biz yapmıştık." "Olsun elime yapışmadı ya." Bahar bana gülümsedi ve ben dışarıya çıkıp kapıyı kitledim. "Senin minik nerede?" Doruk'u ona sorunca saçını eliyle savurdu. "Babası olacak adama bıraktım az da o baksın yapmasını biliyor." Bahar'ın dediğine güldüm ve kapının anahtarını cebime koydum. Kararan havada dördümüz yan yana yürürken Akşın'ın bıkkın sesi duyuldu. "Doruk bile kurtuldu bu ortamdan ben kurtulamadım. Ne güzel sevgilimle buluşmak varken kısır börek yiyeceğim ablamlarla hayata bak." söylenen Akşın'ın kafasına Bahar eliyle vurdu ve Akşın oflayıp susmakla yetindi. "Sevgilim diye diye öleceğin kız ne kuduruk çıktın. Ozan efendiyi her saat başı görüyorsun zaten ne var bizimle olsan bu gece." Ozan'ın lafı geçince istemsizce iç çektim. Büyüdü de sevgilisi oldu miniğimin. *** Gönül'ün evine geldiğimizde Meltem ve mahalleden Ömür'de vardı. Ömür'le eskiden yakın değildik. Belli ki bu on sene Bahar'ları epey yakınlaştırmıştı. Herkes çayını alıp bir yere kurulurken yapılan şeyler yeniyor bir taraftan da mahallede ki dedikodular konuşuluyordu. Yani onlar konuşuyordu ben dinliyordum. Bahar'lar kendi aralarında konuşurken Ömür ve ben sıkılmış bir ifade ile kısır yiyorduk. Ömür en sonda oflayıp yerinden kalktı. "Ciddi diyorum oturacak mıyız böyle?" Hepimiz ona bakarken anlamayarak Ömür güldü. "Diyorum ki bir Jack Daniels yapmayalım mı?" Benim kaşlarım havalanırken Bahar ve Gönül birbirine baktı. Akasya ve Akşın hevesle kafa sallarken Meltem omuz silkmekle yetindi. "İçiniz geçmiş sizin ayol anca yaşlı teyzeler gibi dedikodu yapıp kısır yersiniz. " Normalde onaylamam ama birden onaylayasım geldi. "Ben varım." ben kısır tabağını bırakıp yerimden kalkarken Ömür memnuniyetle bana bakıp güldü. "İşte sahalarda görmek istediğimiz hareketler." "Ne içkisi ya anneyim ben anne." Bahar yan gözle bize bakarken Gönül elinde ki çaya baktı ve yüzünü buruşturup kafasını olumsuzca salladı. "Boşverin Jack Daniels'ı falan gelin çay içelim kötü yola düşmeyelim gece gece şimdi." Gönül'ün dediğine Ömür göz devirirken Bahar gözlerini kıstı. "Ne olmuş anneysem bende insanım." Bahar kendini gaza getirirken bize döndü. "Siz ısmarlayacaksanız ben içerim." beleşe yamanmaya çalışan Bahar'a istemsizce gülerken Akşın ve Akasya çığlık attılar. "Allah'ım sonunda aradığım ortam!" Akşın el çırparken Bahar önünde ki çerez tabağından ona leblebi fırlattı. "Sana ne oluyor siz içmiyorsunuz veletler!" "Ne demek velet ya? Reşitiz biz bir kere!" Akasya kendilerini savunurken Gönül hala çayını yudumluyordu. "Oğlum aşağıda babam namaz kılıyor lan ne içkisi, günaha mı sokacaksınız gece gece bizi." "Aman be Gönül'üm kaç kere geleceğiz dünyaya, bizde vurmayalım mı magmaya..." Ömür'ün kafiyeli dediği ile Bahar elinde ki çekirdekleri sehpaya attı ve ayağa kalktı. "Vuralım kız. Eee kim alacak?" hala kim alacak derdinde olan Bahar'a kendimi işaret ettim. "Sakin, bu gece içkiler benden." "Yani sonuçta babam aşağıda yani pekte günah sayılmaz. Ay vallahi içim şişti çay çay." Gönül'de yerinden kalkınca Akasya ve Akşın yavru köpek bakışları attılar bize. "Tamam ya sizde için ama sadece birer bardak." Bahar ikisine işaret parmağını sallarken hevesle kafa salladılar. Meltem bana sorar gibi bakınca ona olumlu anlamda göz kırptım. Bu gece eve gitmek yerine bende kalırdı. Onun da kafasını dağıtmaya ihtiyacı vardı. Meltem de hevesle gülümseyince bende gülümsedim. "Neyse ki planlı gelmiştim." Ömür mutfağa doğru koşup elinde Jack Daniels'lar ile gelince Bahar kek tabaklarını ortadan alıp çerezleri bıraktı sadece. "Sen ikinci postayı ısmarlarsın bacımsu." ikinci postayı içmeyi hesaplayan Ömür'e göz kırptım olumlu anlamda ve elinde ki şişelerden birini aldım. *** • 2 saat sonra • • Yazardan • Saat gece yarısını gösterirken kızlar iyiden iyiye sarhoş olmuşlardı. Alışık olan Cemre'yi bile üçüncü şişe çarpmış onu da sıcak basmaya başlamıştı. "Bir şey diyeceğim" Ömür elinde ki boş şişeye bakarken gözlerini kıstı net görebilmek için. "Bu bitmiş." "Farkettim. Daha yok mu lan?" Bahar elinde ki bardağı masaya koyarken etrafına baktı. "Garson, bir şişe daha alalım oğlum alevli olsun!" Cemre Bahar'ın kendini kaybetmiş bu haline gülerken Gönül'de ona eşlik etti. "Salak salak konuşma kızım ya. Bir şey diyeceğim. Gidip dördüncü postayı alsak mı?" Gönül son yudumunu da kafaya dikerken Akşın yalpalayarak halının üzerinden kalktı. "Oluuurr gidelim." "Gidelim." Akasya'da onu onaylayınca Meltem kafasını yaslandığı duvardan kaldırıp Cemre'ye baktı. "Sen var ya,"dedi ve parmağını salladı Cemre'ye." Sen benim hayatımı kurtaracaksın güveniyorum ben sana." Meltem ne dediğinin farkında değilken Cemre dahi anlamamıştı ne dediğini o kafayla. "Gel öpeceğim!" Meltem yerinden kalktı ve yalpalayarak Cemre'ye doğru ilerledi. O sırada yerde uzanan Akasya'ya çarpıp yere düştü. "Ayy düştüm." Meltem kahkahalarla gülerken diğerleri de anlamadıkları halde gülmeye başladılar. "E hadi gidip alalım." Bahar yerinden kalkarken zorlukla Ömür çoktan ceketini giyiyordu. "Bence bara gidelim bara!" "Ben varım!" Cemre de kalktı koltuktan ve herkes onaylayan sesler çıkarırken hepsi ayaklandılar ve çıktılar. Gönül'ün ailesinin kapısının olduğu merdivenlere geldiklerinde hepsi 'şşhşş' gibi sesler çıkarıp sus işareti yaptılar. Kendi hallerine gülerlerken Gönül'lerin bahçelerinden çıkmışlardı. "Arabaya arabaya!" Gönül anahtarı gözüne yaklaştırdı ve gördüğü düğmeye basıp kilidi açtı. Gönül şoför koltuğuna geçince Cemre'de yan koltuğa geçti. Meltem ve Akasya arkada ortada otururken yan taraflarında Ömür ve Bahar vardı. Akşın'a yer kalmayınca Akşın Meltem ve Akasya'nın kucağına oturdu. Kısa bir an çığlık sesleri yükseldi ama daha sonra herkes yerini bulmuş gibi çığlıkları kestiler. Gönül arabayı çalıştırınca mahallenin çıkışına doğru gittiler. Akşın arkadan uzanıp radyoyu açınca Gönül arabanın üzerinde ki havalandırmayı açtı. Meltem zorlukla Akşın'ı kucağından itti ve zorlukla ayağa kalkıp havalandırmadan kafasını çıkardı. "Rüzgar çok güzel çarpıyor lan." "Lan hava nasıl?" Akşın Meltem'e seslenirken Meltem elini ağzına götürüp işaret parmağını ağzına soktu ve parmağını çıkarıp havaya kaldırdı. "İnsan çıkınca alışıyor gel kız." Kızlar onların bu haline kahkaha attılar ve o sırada çalan Şarkıya Bahar ve Ömür eşlik etti daha sonra Cemre hariç herkes bağırarak söylemeye başladılar. Cemre bilmediği için susmayı tercih etti. Cemre onların söyledikleri şarkıyı komik bulmuş kahkaha atarken diğerleride başladılar kahkaha atmaya. Şarkı bitip diğerine geçince Cemre bildiği için o başladı ilk söylemeye daha sonra hepsi katıldı ona. Gönül arabayı durdurunca hepsi indiler zorlukla ve karşıda ki renkli ışıklı mekana baktılar. "Bar burası mı?" Akşın ilk kez göreceği için heyecanla içeriye girmeyi beklerken Gönül kararsızlıkla kafa salladı. "Burası.. Galiba." Ömür Cemre'nin koluna girip onu kapıya doğru sürükledi. Herkes içeriye girerken ışıklı koridordan geçip duman altı olan mekana girdiler. Ankaralı Namık çalan mekana Cemre garipseyerek baktı. "Bu nasıl bar ya?" Bahar Cemre'yi duymamış gibi kollarını kaldırıp ortaya geçti. "Kızlar hadi oturmaya mı geldik." Ömür'de ona katılınca Gönül ve Meltem'de başladı oynamaya. Akşın ve Akasya insanların oturduğu masalara gidip meyvelerden yerken insanlar garipsememiş gibi devam ediyorlardı konuşmalarına. Cemre hala kafasını toplamaya çalışırken Bahar'ın sesini duydu. Bağıra bağıra şarkıya eşlik ediyordu. "Zamanında yediğin hurmalar şimdi yavrum tırmalar Bir aslan gibi kükrüyordun şimdi ne oldu sana Dar geldi sana Ankara Şaziye'de kaçmış Osman'a." Cemre yanından geçen garsonu tuttu ve kelimelerini toparlamaya çalıştı. "Pardon abi, yok kardeşim küçükmüşsün de." saçmalayan Cemre işaret parmağını kaldırdı ve bir dakika işareti yaptı. "Burası Night club mı?" "Ne diyorsun abla, burası pavyon." Cemre gözlerini kısıp etrafa bakarken kafa salladı. "Evet, pavyonmuş." garson Cemre'yi arkada bırakıp giderken Cemre kumar oynanan masaların yanından geçti kızların yanına gidebilmek için. O sırada gözüne çarpan şeyle durakladı. "Hile! Hile yapıyor bu kel!" Cemre parmağı ile kel adamı gösterirken tüm masa adama dönmüştü. "Ne diyorsun lan git başımdan yok öyle bir şey!" adam inkar ederken Cemre adamın ceketinin cebinden ucu görünen kağıdı tutup çekti. "Ne yalan söylüyorsun lan kelaynak hile yapıyorsun işte." Adam bir anda masadan kalkıp Cemre'nin yakalarından tuttu. Cemre kaşlarını çattı. "İndir o elini!" Cemre huysuz bir halle adama dişlerini sıkarken masada ki diğer adamlarda yerinden fırlamışlardı. "E sen kaşındın ama." Cemre dizini kaldırıp adamın bacak arasına vururken adam iki büklüm bir şekilde orasını tutarak bağırdı. O sırada masada ki adamlar iki büklüm olan adamı dövmeye başlamışlardı. Bahar oynaya oynaya Cemre'nin yanına geldi ve dövüşen adamlara kısa bir bakış atıp Cemre'ye baktı. "Şaziye niye Osman'a kaçmış?" Cemre anlamayrak Bahar'a bakarken Ömür'de geldi yanlarına. "Şaziye kim?" "Şaziye işte kaçmış Osman'a." "Şaziye Osman'a mı kaçmış?" Ömür de misket havası oynarken Diğerleri de geldi yanlarına. "Neden kaçmış vermemiş mi babası Osman'a?" Akşın elinde ki üzümü salkımdan yerken dövüşen adamlar diğer masalara vurunca kendilerini diğer masalarda kavgaya giriyordu. "Vah vah yazık, sevenleri ayırmak günahtır." Akasya elinde ki peçeteyi halayda ki mendiller gibi sallarken Gönül elinde ki birayı kafaya dikiyordu. "Kalpsiz baba!"Diyen Gönül'e Meltem kafa sallarken Gönül'ün omzuna yaslamıştı kafasını. Tüm mekan birbirine girmiş herkes kavga yapıyordu. Sandalyeler ve şişeler hava da uçuşurken ilk dayak yiyen adam tekrar Cemre'yi yakalarından tuttu ve onu ters dönmüş masanın üstüne fırlattı. "Seni sürtük!" Bahar yerde ki şişeyi aldı ve çığlık attı. "Kimse benim kızlarıma sürtük diyemez dayı!" Bahar şişeyi adamın kafasına patlatınca adam kafasından akan kanla yere düştü. Akşın adamın yanına eğildi ve yere vurdu eliyle. "Bordo topuklulardan gelinbaşı Bahar Gürpınar keltoşu yere serdi sayın seyirciler. Bir iki üç! Maç bitti gelinbaşı Bahar kazandı!" Cemre kanayan alnı ve moraran beliyle yerden kalktı ve adama tekme attı. "Sensin sürtük erkek orospusu!" "Yürü be yavrum kim tutar seni!" Ömür Cemre'ye ıslık çalınca Cemre eyvallah der gibi elini göğsüne götürdü. Tüm mekan birbirine girmiş sağlam bir tane sandalye masa kalmamıştı. Mekanda çalışan kadınlar her şeyi başlatan kızlara saldırmaya başlayınca çığlıklar yükseldi. Kadınlar birbirinin saçını çekip tırmalarken Cemre eğitimin verdiği ustalıkla büyük oynuyor kadınları değil adamları dövüyordu. O sırada mekanın dışından siren sesleri duyuldu. "Baskın var! Polis baskını var!" Cemre yakasından tutup yumruk attığı adamı yere bıraktı. "Sıçtık!" *** Karakolu pavyonda ki insanlar istila etmiş dört bir yanı sarmışlardı. Polis memurları kafayı bulmuş insanlarla deli olurken kızların ayılması ile yaşadıklarını idrak etmesi iki saat sürmüştü. Saat sabahın dördüne gelirken Bahar korka korka Doğan'ı aramış ve 'küçük' bir kavga sonrası karakola düştüğünü söylemişti. Doğan, Poyraz, Cihangir, Ozan, Sıraç, Arda ve Mirza ile dükkan da oturup pes atarken haberi almışlar, hepsi birlikte Doruk'u Sıraç ve Arda'ya bırakarak karakola doğru yola çıkmışlardı. Geldiklerinde kızları Nezarethanede bulmuşlardı. Yüzleri yara bere içinde, saçları yolunmaktan elektriklenmiş, kıyafetleri dağılmış bir halde suçlu gibi başarı aşağıda sıraya dizilmişlerdi. Cemre hariç. Cemre gayet normalmiş gibi kollarını birbirine bağlamış öylece izliyordu olanları. "Ne demek kızım pavyona gitmek?!" Doğan delirmiş bir halde Bahar ve diğerlerini azarlarken Bahar kafasını kaldırıp bakamıyordu. Akasya ve Meltem hala ayılamamış uyukluyorlardı. "Vallahi hatırlamıyorum kocacım, hep bu Ömür gerizekalısı yaptı. Yemin ederim kısırıma ilaç atmış yoldan çıkarttı beni." Bahar Ömür'ü gösterirken işaret parmağı ile Ömür kaşlarını çattı. "Hiçte bile ben sadece size seçenek sundum sizde maşallah yoldan çıkasınız varmış." Ömür kendini korurken Gönül Masum bakışlarla Mirza'ya bakıyordu. Mirza çatık kaşlarıyla ona işaret parmağını salladı ve gözlerini dikip bakmaya devam etti. İlişkilerinden şuan kimsenin haberi yokken hesap sormayı sonraya bıraktı mesele kaynamasın diye. "Lan siz beni hasta mı edeceksiniz? Pavyona gitmişsiniz, kavga çıkartmışsınız ama yoldan çıkasınız varmış öyle mi! Lan siz taşak mı geçiyorsunuz benimle!" Doğan çıldırmış bir halde bir Bahar'a bir Akasya'ya bakarken bir anda gözleri Akşın'ı buldu. "Kızım hadi bunlar çete! Ya siz? Lan yaşınız başınız kaç?" "Ya enişte vallahi bir suçum yok benim Akasya dedi gel kanka içelim ortama ayak uyduralım dedi." baygın yatan Akasya'nın üzerine suçu atan Akşın'a gülmemek için dudaklarını bastırdı Cemre. Cemre'nin gözleri Akşın'a bakan Ozan'a kaydı. Gözleri alev almıştı kardeşinin. "Ah Akşın ah! Dua et abimler burada!" Ozan'ın dediği şey ile Akşın gözlerini kaçırdı. O sırada Cihangir ve Poyraz yanında polis memuru ile geldiler yanlarına. Poyraz hepsinde ciddi bakan gözlerini gezdirirken Cemre'de biraz daha fazla oyalandı ve daha sonra sızan kardeşine baktı. "Biri ayıltsın şu ayyaşları." Akşın bakışlardan kurtulmak amacı ile hızla Meltemlerin yanına gitti ve dürtükledi onları. O sırada Cihangir konuştu. "Sizi ceza diye burada tutardık ama dua edin evde sizden habersiz olan ailelerinize. Bir iki saat sürecekmiş işlemler. " Cemre içinde eksikliğini hisseden aile kavramı ile rahatsızca kıpırdandı yerinde. "Dün bir bu gün iki Masal'ı da kendinize benzetmişsiniz." Mirza kendi kendine söylenirken Bu sefer içeriye Mehmet girdi. Cemre dayandığı duvardan ayrıldı ve parmaklıklara doğru yaklaştı. "Abi?" Mehmet ciddi bakışlarını Cemre'ye attı ve yanında memura döndü. "Çıkabilir değil mi artık?" "Evet Mehmet bey çıkabilir kardeşiniz. Normalde kesinlikle salmazdık prosedürü biliyorsunuz ama sizin kardeşiniz olduğu için bir ayrıcalık tanıdık." abim memura kafa salladı ve bana döndü. "Gelelim fasulyenin faydalarına." herkesin yanında onu azarlayacak gibi duran Mehmet'e yavru köpek bakışları attı Cemre. Herkesin gözü onlardaydı yan gözlerle baktığında görebiliyordu bunu. "Abi.." "Abi ya abi. Ben sana göstereceğim abiyi, bir Pavyona düşmediğin kalmıştı." "Abi kötü yola düşmedim ya." "Daha ne kadar düşeceksin gerçekten o raddeni merak ediyorum." Mehmet ile Cemre kendi aralarında atışırken polis memuru kapıyı açtı Cemre'nin çıkması için. "Eee, kızlar?" Mehmet kızlara kısa bir bakış attı ve memura döndü. "Diğerleri de bizden, onlarda çıkacak. Ben daha sonra komiserinizle konuşurum." Polis memuru onlara kısa bir bakış attı ve daha sonra kafasını salladı. Kızlar sevinçle el çırparken Doğan ve Mirza teşekkür edip Mehmet'in elini sıktı. O sırada Cemre beline dolanan kollarla irkildi. "Abla, sen iyi ki varsın ya canım ablam." Meltem Cemre'nin beline sarılıp kafasını omzuna yasladı ve ağzının içinde mırıldandı. Cemre beni açık edecek korkusu ile gözlerini Mehmet'e dikerken Poyraz başta olmak üzere herkes gözlerini dikmiş garipçe bakıyorlardı. "Biz seni çok bekledik ki ama."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD