• Meltem •
Korku ile kapının arkasında otururken dizlerimi iyice kendime çektim ve sessizce akıttım gözyaşlarımı.
"Meltem! Nankör aç şu kapıyı!"
Kapıyı yumruklayan babama daha fazla dayanamadım ve çığlık attım.
"Yeter artık ya arayacağım abimi! Anlatacağım her şeyi! Senin beni tehdit ettiğini de söyleyeceğim dayanamıyorum artık!"
Kapıyı dahada yumruklamaya başlayınca iyice yaslandım arkama doğru açacak korkusu ile.
"Sürtük! Göstereceğim ben sana abiyi!"
"Senin gibi baba olmaz olsun! İnsan kızına göz koyar mı ya lanet herif!"
"Sus lan! Göstereceğim ben sana bu dediklerini!"
Kapıya son bir yumruk daha attı ve ardından zil çaldı.
Rahat bir nefes aldım ve kafamı kapıya yasladım.
Cemre ablanın gönderdiği arkadaşımıydı ki?
"Ne istiyorsun?"
Babamın sesi kulağıma gelince iyice yaklaştırdım kapıya kulağımı.
"Ben Levent, Meltem'in arkadaşıyım onu almaya geldim."
Ben duyduğum isimle hızla ayağa kalktım ve önceden hazırladığım çantayı aldım yatağımın üzerinden.
Tekrar kapıya gittim ve kulağımı yaklaştırdım.
"Yok burada Meltem falan defol git lan buradan! Bir başıma piçleri toplamadıgı kalmıştı bu sürtüğün"
Ben Levent denen adamın gideceğinden korkup kapıya sinerken babamın inlemesi ile kaşlarımı çatıp kapımın kilidini açtım ve dışarıya çıktım.
Babam yerde burnunu tutarken o adam üzerine eğilmiş yakasına yapışmıştı.
"Düzgün konuşacaksın lan önce it herif!"
Levent babamı yere bıraktı sertçe ve kafasını kaldırıp bana baktı.
"Gidiyoruz. Seni ona götüreceğim."
Cemre'nin yani Masal'ın adını vermemek için O diye bahsetti Cemre abladan. Ben hızla kafa salladım ve o sırada babam doğrulmaya çalıştı yerden.
"Nah alırsın onu buradan! Polise şikayet ederim seni piç kurusu!"
Ben ne olduğunu anlayamadan Levent babama kafa attı ve onu yakasından tutum kendine çekti.
"Düzgün konuş demedim mi lan ben. Belirtmek isterim moruk, o kızı" beni gösterdi işaret parmağı ile "almadan gitmeyeceğim buradan."
Ben şaşkınlıkla ona bakarken o babamı yere saldı ve ardından bana kafasıyla kapıyı gösterdi.
Ben hızla babamın yanından geçip gittim ve ardımdan oda geldi.
Kapının önünde ki siyah arabaya binince bende bindim hemen yanına.
Levent arabayı çalıştırıp hızla mahalleden uzaklaştı. Allahtan camlar filmliydi de kimse görmedi beni.
"Seni Masal'a götürüyorum."
"Cemre ablaya yani biliyorum."
"Masal diyoruz biz ona."
"Bende Cemre diyorum, Cemre çünkü o."
"Baban ona tecavüz edip yakmadan önce öyleydi evet."
Benim sesim soluğum kesilirken aldığım nefes bile haram geldi o an bana.
Bu adamı kızı olacak kadar ne günah işledim ki ben Allah'ım?
• Cemre (Masal) •
Durduğum yerde duramazken bir ileri bir geri gidiyordum. Umuyordum ki Leo Meltem'e bir zarar vermeden çıkarsın onu o evden.
Deponun açılan kapısı ile kapıya döndüm hızla. Kapıdan giren Meltem'i görünce rahat bir nefes aldım. Meltem koşarak bana gelmeye başlayınca ardından Leo girdi içeriye.
"Abla!" Meltem bana sarılırken bende kollarımı ona doladım.
"İyi misin?"
"Abla ben artık dayanamıyorum. Bıktım artık bu kabustan."
Meltem kollarımda ağlarken dolan gözlerimi kırpıştırdım.
"Az daha sabret Meltem. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, abinin en ufak bir şeyi anlaması bir çuval inciri berbat eder."
"Biliyorum.."
Meltem'den ayrıldım ve onun yüzünü ellerimin arasına aldım.
"Madem biliyorsun sabret." derin bir nefes aldım ve gözlerim duvara dayanmış elleri ceplerinde bizi izleyen Leo'ya kaydı. "Şimdi ara anneni uttuğun bir projen olduğunu yarına yetiştirebilmek için bir arkadaşında kaldığını söyle. Bir kaç gün uzaklaş evden."
Meltem bana kafa salladı ve cebibden telefonunu çıkarıp yanımızdan uzaklaştı.
"Sağol Leo, sana nasıl teşekkür etsem az."
"Kahvaltı ısmarlarsan kabul edebilirim."
"İstediğin kahvaltı olsun, kralını getiririm önüne."
Ben Leo'ya güldüm ve masum bakışlarımı ona gönderdim.
"Ne istiyorsun yine ya?" Leo bıkmış bir ifade ile bana bakınca dudak büktüm.
"Çok bir şey değil ya. Meltem sende bir kaç gün kalabilirse çok memnun olurum."
"Ciddi mi? Kızım ben sana niye elimi verip kolumu kaptırıyorum?"
"Bilmem. Ben arsızım galiba." ben Leo'ya sevimlice gülerken Leo bakışlarını Meltem'e çevirdi kısa bir an ve ofladı uzunca.
Leo ve Meltem'in yanından ayrıldıktan sonra tekrar mahalleye döndüm. Arabamdan indim ve sırada benim kapımın önünde ki abimi gördüm.
Kısa bir an durakladım ve o da gözlerini bana çevirdi.
Ben daha fazla garip gözükmemek için eve doğru yürüdüm.
"Merhaba?" neden gelmek istediğini laps diye soramasamda sesimde ki tını soru sorar gibi çıkmıştı.
"Merhaba. Bu senin galiba annem bulmuş oturduğun yerde."
Abim gözlerini benden ayırmadan elini cebine attı ve çıkardığı şeyi bana uzattı.
Gördüğüm şeyle yutkunma ihtiyacı hissetsemde bozuntuya vermeden abime baktım.
Benim Kadem'in gizli kapılarını, kasalarını ve bilgisayarlarını açmak için kullandığım giriş kartımdı bu. Daha doğrusu Sadece bir papatya sembolü olan ve üzerinde bir kod olan bir demir parçasıydı.
Kademde klasik kart yoktu. Belirli kişiler seçtiği bir sembolün üzerinde ona verilen kodla kapıları, kasaları ve klasörleri açıyordu. Bir tür Çipti işte. Güvenlik açısından Kadem böyle bir kural koymuştu.
O cebimdeydi nasıl farkedememiştim onun düştüğünü?
Onu yanımdan ayırmıyordum kesinlikle ama şuan evde bırakmadığima pişman olmuştum.
"Evet benim. Teşekkürler getirdiğin için sana da zahmet oldu."
"Ne demek.." abimin elinden çipimi aldım ve cebime koydum.
"Anahtarlık mı?"
Sanki ağzımı aramak ister gibi soran abime şüpheyle bakmadan edemedim.
Poyraz ile Abim ne biliyordu Allah aşkına da bu kadar gözleri üzerimdeydi.
"Yok, anahtarlık değil. Babama ait olan mağzanın premium sembolü."
Yalan da değildi. Masal'ın babası Nedim babanın kendine ait bir giysi mağazası vardı. Orada premium müşterilere ait bu tür sembol vardı.
"Anladım. Görüşürüz sonra." abim son kez yüzümde gözlerini gezdirdi bir şey arar gibi ve daha sonra benim de görüşürüz dememin ardından arkasını dönüp ilerledi.
Ben abimin ardından iç çektim ve anahtarımı cebimden çıkarıp kapıyı açtım.
Elimde kahvemle içeriye girdim ve en sevdiğim şey olan kitaplık rafında ki radyoyu açtım. Radyolarda ki samimiyeti seviyordum.
Ben çıkan Sezen Aksu şarkısı ile gülümseyip kanepeye doğru ilerledim ve oturup orta sephadaki tableti elime aldım. Kısa bir an kararmış gökyüzünde gözlerimi gezdirdim ve daha sonra gözlerimi tablete çevirdim.
Tableti açtım ve papatya çipimi elime alıp ekranda kod bekleyen kısım için kameraya tuttum.
Kodumu okuyan ve onaylayan bilgisayar bana ait bilgilerin bulunduğu ekran açılınca iç çektim. Bulmam lazımdı ne bildiklerini.
Abimle Poyraz'ın sorgulayıcı bakışları boş değildi. Bir şeyler biliyorlardı ama ne?
Kadem'de beni araştırmış olabilir miydiler? Yok artık.
Kadem'in varlığından bile haberleri yoktur. Ama yinede kendi bilgilerimde göz gezdirdim.
Cemre Güntay
Yeni adıyla Masal Öztürk
Yaş 27
KADEM'e getiriliş nedeni tecavüz ve cinayete kurban gitme.
Üç yıllık tedavi sonrası Kadem'in en güvenilir üyelerinden.
Beş dil biliyor ve Kadem'in yedi farklı merkezinde bulunmuştur.
Hiç bir yakını ile iletişimi yoktur ve öldü sanılmaktadır.
Ve uzayap giden bilgilerimi gözden geçiririrken hiç bir yakını ile iletişimi yoktur yazan yerde iyice gözlerimi gezdirdim.
Eğer abim ve Poyraz Kadem'de beni aramış olsaydı burada başka bir şey yazardı. Demek ki Kadem'le ilgisi yoktu.
Ben oflayıp tableti elimden bırakırken karşı duvara odaklandım.
Radyoda çalan şarkı ile kulağımı ona verdim.
Gecenin hüznü çökmüşken içime duyduğum sözler ile yutkundum.
Damla damla yaşlar düştü gözlerimden ama bir an olsa kırpmadım gözlerimi. Eliminle sildim gözyaşlarımı.
Niye geceleri insan daha çok özlüyordu ki sevdiklerini?
Niye geceleri bu kadar can yakıcıydı ki?
Şarkının sözlerine kulak verdim ve elime yanda ki yastığı alıp kanepenin koluna koydum. Yanağımı yastığa koydum titreyen dudaklarımı birbirine bastırdım.
• Herkes uykuda, ben nöbette; Gün dönüyor
Kıvranan ağrım sen, içimde dört dönüyor
Sabır mı mesele? Öyleyse saz, söz işlemiyor
Duramam önüne, hevesi koy veriyor
Sen de otur bi' düşün, yaramaz mı talihine?
Hayat bu hayal ötesi, ne çıkarsa kısmetine
Neşeli hâl bu hâl, bir yandan hatalar gonca
Akıl hergele, kalp içeride sular
Kırsam kıramam, döksem dökemem, kıyamam sana
Dönemem geriye, ne çıkrasa kısmetime
Sen de otur bi' düşün, yaramaz mı talihine?
Hayat bu hayal ötesi, ne çıkarsa kısmetine
Ne çıkarsa kısmetime
• 6 ay önce •
• 16.04.2020 saat 22.24 •
Poyraz Elleri ceplerinde sokakta ilerlerken derince bir iç çekti.
Çektiği nefeste aklına Cemre düşmüştü. Papatya kokulu, gülüşünden şeker akan Cemre.
Burada olsaydı kim bilir nasıl güzel nasıl akıllı olurdu.
Poyraz tam karşısında durduğu merdivenlere baktı buruk bir tebessüm ile bu merdiven çıkmaz sokağa çıkıyordu.
Poyraz ve Cemre Çıkmazı...
Cemre bulmuştu bunu. Sürekli burada kitap okurlardı birbirlerine, nasılda masumlardı.
Telefonuna gelen bildirim ile cebinde olan telefonu çıkardı ve mesajlara girdi.
Bir video gelmişti.
Poyraz kaşlarını çattı ve videoya tıkladı.
Karanlık çıktı önce önüne. Daha sonra tanıdık o sesi duydu, o çığlığı.
Yüzleri bulanıklaştırılmış iki adam arkaları dönük. Geri çekildiklerinde gördüğü yüzle dona kaldı Poyraz.
Cemre çırıl çıplak yerde öylece yatıyordu.
Poyraz titreyen parmağı ile kapadı Cemre'nin çıplak bedenini ve bitik bir halde çöktü merdivene.
Adamlardan biri kemerini takarken diğeri gömleğini düzeltiyordu.
Cemre boşluğa bakıyordu cansız gözlerle.
Bir ateş yaktılar biri gidip Cemre'yi tuttu saçlarından attı onu alev alev ateşin üzerine.
Biten video ile Poyraz'da bitmişti.
Tek bir kelime çıkmıştı ağzından.
"Cemre..."
Kafasını yasladı demirlere ve ciğerini bıraktı o videoya.