Aslan Leyla benim için çabaladıkça, içimdeki duvarlar bir nebze de olsa yıkılıyordu. Ama ne yaparsa yapsın, vicdanıma işlemiş o karanlığı tamamen silemiyordu. İçimde, ruhumu kemiren bir ağırlık vardı. Geceleri gözümü kapattığım anda o kızın yüzü beliriyordu zihnimde. Gözlerinde umutsuzluk, kalbinde çaresizlik… Ve ben, her ne kadar bunun doğrudan benim suçum olmadığını bilsem de, o yükü omuzlarımdan atamıyordum. Konaktaki herkes huzur içindeydi artık. Kahkahalar yankılanıyor, sofralar mutlulukla kuruluyordu. Ama ben… Ben huzurdan bihaberdim. Keyfim yerinde değildi. İçimde, içimi yiyip bitiren bir pişmanlık vardı. Ve bunun Leyla’yı üzdüğünü de fark etmeyecek kadar kör değildim. Ama elimden bir şey gelmiyordu. Yüzüne baktığımda, bana umutla bakan o gözleri gördüğümde bile içimdeki kasveti

