Zelal Gözlerimi araladığımda metalik bir uğultu duyuyordum. Başım zonkluyordu. Etrafa bakındım. Bir uçaktaydım. Özel bir jet… Lüks koltuklar, modern tasarım, ama soğuk ve yabancı bir yerdi burası. Ellerimi kaldırmak istedim ama bileklerimdeki kelepçeler beni durdurdu. Başımdaki ağrıya rağmen neler olduğunu hatırlamaya çalıştım. Evden çıkmıştım, kaçmak istiyordum. Ama uçağa bindiğimde kimse yoktu.... Cihan gelmişti... Kabusumun sahibi... Sonra bayılmıştım. Ve şimdi buradaydım. Tam o sırada, önümdeki koltukta oturan birinin sesini duydum. - Nihayet uyandın, Zelal. O sesi tanıyordum. Cihan… Ateş’in en büyük düşmanı. Yavaşça başımı kaldırdım ve onun yüzüne baktım. Gözlerinde alaycı bir ifade vardı. - Sen… Ne istiyorsun benden? dedim, sesim çatallıydı. Cihan gülerek arkasına yasland

