Giriş
Katil...
Ellerimde tuttuğum bıçakla beraber yüzünün gölgesini seyrettiğim kadının ağzından çıkan çığlık ve bedeninin duvara büyük bir hırsla değmesiyle beraber ona eğildim. Gözlerinin derinliklerinde büyük bir korku vardı.
Ellerini kaldırdı. ''Ne olur, yalvarırım bir şey yapma.'' Sesinin cılızlığı içimde var olan duyguyu söndürmüştü.
Gülümsedim.
Bıçağı kaldırdım. Sol elim havadaydı. Bıçak tam olarak göğsünü hedefledi. İşte şimdi küçük bir yalancı ve düzenbazı öldürecektim. Bıçağı ona doğrultunca yüzünü korumaya çalıştı.
''Üzgünüm Seda. Seni öldüreceğim.'' Dedim.
''Ne olur yapma.'' Yalvarıyordu.
O yalancıydı.
Gülmeye devam ettim. ''Her şey yok olmak için vardır ve her şey yok olunca güzeldir.'' Dediğimde bıçağımın sivri ucu nihayet kadının göğsünü bulmuştu.
Etraf kan gölüne döndü. Bedeninden oluk oluk kanlar akıyordu. Yere düşmesiyle beraber sol parmağım şah damarını buldu. Seda Demir öldürülmüştü. Yalancı düzenbaz kız sonunda ölümü tatmıştı. Peki ben kim miydim? Bir katildim fakat adım neydi?
İşte orası muamma...
Bir gece bir kadın öldürüldü. Katilin kim olduğu belirsizdi.
Bir gece soğuğun ortasında kalbini ısıtmaya çalıştı esas kadın
Bir gece buzdan örtülü yüzüyle, ona aşık olan kadını görmezden geldi adam.
Her şey Ekimin en ıssız gecesinde başladı ve en ıssız gecesinde son buldu. Adam kadını sevmedi, kadın ise adamın kalbinde yandı bitti kül oldu.
Sessizliğe yedi kala, ortaya düşen bomba, bitmek bilmeyen tutkular, gökyüzüne asılı pencerede adamın aşkında kahrolan kadın, sevgiden yoksun bir adam...
Ekim soğuktu, ekim kanlıydı. Peki ya aşk?
Aşk ölüyordu...