Sabah kalkar kalkmaz eller öpülmüş, palas pandıras kahvaltı boğazımıza dizildikten sonra emri vakinin tepesinde bir yerlerde bir tavırla sürüklenerek çarşıya götürüldüm. Tüm Urfa aşiretlerinin gelinlerinin gelinliklerini tasarlayan mağazaya evcil hayvan misali götürüldüm. Afran durumu umursamıyor gibi görünüyordu ancak son bir saattir dudak bükmesinden anladığım kadarıyla ya kadınlarla dolu bir ortamdan, ya beyaz renk görmekten ya da evlilik muhabbetinden olabildiğince sıkılmıştı ama ben tercihimi hepsinin yer aldığı şıktan yana kullanıyorum. Yavaş adımlarla yanıma gelip olduğum yuvarlak platforma çıkarken etrafımdakiler bizden uzaklaştılar. Bir padişahım çok yaşa demedikleri kalmıştı. “Birini seçip kurtulmamızı mı sağlasan, birazdan tül kusacağım çünkü.” Aynadaki yansımalarımız kulaklar

