Market alışverişi yapıp eve geldim. Bolca çikolata almıştım ve patlayana kadar yemek istiyordum. Nur' u beklemedeydim. Onsuz bunca abur cuburun tadı çıkmazdı. Camdan dışarıya bakarken gözlerim dalmış. Yaşadıklarımı tekrar düşündüm. İnsan duygusal çöküntüde olduğu zaman kendini hatırlamıyormuş onu farkettim. Nur' un gelmesi gereken saatlerdi nerede kaldı bu derken dışarda gülerek telefonla konuştuğunu gördüm. Acaba onun canının yandığı bir an olmuş mudur? Ben onu hiç mutsuz görmedim. Sahi çok çileli bir hayatı vardı ama o bunları umursamıyordu. Nur' un bu kadar güçlü bir kadın olduğunun şimdi farkına vardım. Kapıyı açıp gelmesini bekledim. Asansörün kapısı açılınca beni gördüğüne şaşırmıştı. Şaşırmakta da haklıydı çünkü ilk kez böyle bir şey yapmıştım.
"Ooo Cemre Hanım, siz beni böyle kapılarda mı karşılardınız."
"Hoş geldin."
"Aa senin neyin var? Yüzün gözün şişmiş. Geç bakalım içeriye alayım ifadeni senin."
Montunu askılığa astı ve su içmek için mutfağa gittiğinde balkonda hazırlamış olduğum masayı gördü. Önce balkondaki masaya baktı sonra kafasını çevirip bana baktı. Sanırım neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.
"Anlaşılan durum sandığımdan da ciddi. Ne bu masa böyle. Kalorisi yükleme seansı mı?"
"Dalga geçme Nur. Geç hadi olanları anlatayım. Azıcık dertleşmek istiyorum."
Bütün olanları en ufak ayrıntısına kadar anlattım. Ağzı açık şekilde beni izliyordu. O da beklemiyordu Furkan' dan böyle bir şeyi. Üzüldü halime hissedebiliyordum ama belli ettirmemeye de çalışıyordu. Dizlerimi kendime doğru çekip başımı gömdüm. Nur sinirli sinirli bana bakmaya başladı.
"Ne bu kardeşim bir erkek o mu sanki. Biri biter diğeri başlar. Asma o güzel yüzünü. Azıcık gül bakayım hadi ama kırma beni."
Elini ağzıma götürüp zorla güldürmeye çalışıyordu ama olmuyordu içimden gelmiyordu. Sesli bir şekilde ağlayıp haykırmak istiyordum ona olan kırgınlığımı. Bir çikolatadan diğer çikolataya geçiyordum. Hem ağlıyordum hem yemeğe devam ediyordum. Kendini kaybetmiş deli danalar gibiydim. Nur, elime vurdu.
"Yeter kız valla duba gibi olacaksın sonra patron seni kovacak."
"Kovarsa kovsun. O şerefsizin yaptıklarını da unutmuş değilim iyi hatırlattın."
"Ay saçmalama artık. Bırak şunları. Cidden iyi değilsin. Gel bakalım biraz neşelenelim."
Oynak bir Ankara havası açtı. Kendi oynuyordu beni de çekiştirerek oyuna dahil etmeye çalıştı. Zor bela kalktım ve oynamaya başladım. Yüksek seste kahkahalar atarak oynuyordum. Epey bir oynadıktan sonra koltuklara çöktük. Yorulmuştum ayrıca terlemiştim de. Duşa girmem gerekiyordu. Nur, elinde telefonuyla oyalanırken bende duşa girdim. Sıcak suyun altında bu günü tekrardan düşündüm. Aklımdan çıkaramıyordum ki. Çok zoruma gidiyordu. Neden benimle sevgili oldun? Sırf bir para için insan gururuyla oynanır mıydı? Bunu nasıl yapabilmişti. Üstelik onu çok seviyordum. İlk aşkımdı. Ondan başka hiçbir erkeğe böylesine sevgi beslememişti. Elimin altından çok erkek geçti ama o hep farklıydı. Normalde kızların ilk aşkları babaları olurdu benim ilk aşkım Furkan' dı ya. Suyun yüzüme düşen her bir damlası tokat gibi geliyordu. Orada bir karar aldım. Beni aldattığını ona söylemeyecektim yarın yüz yüze görüşecektim. Orada her şeyi açıklayacaktım. Gelmezse işim var derse ne yapacaktım? Her zaman bunu yapardı zaten. Ben buluşmak isteyince muhakkak işi gücü olurdu sadece o buluşalım diyince buluşma gerçekleşiyordu. Demek her şey para uğrunaymış. Bu yüzden bazı aksaklıklar yaşamışım ben. İnanamıyordum doğrusu. Bu süreci güzel atlatacaktım. Kendime gelicem ve güçlü bir kadın olacam. Söz mü Cemre? Söz.
Duştan çıktım ve gerçekten kendimi rahatlamış hissediyordum. Kendi kafamda kurduğum planı Nur'a da anlattım. Planı beğenmiş gibiydi. Bir kaç düzeltmeler de ekledi tabi. Telefonu elime aldım Furkan' a mesaj attım zaten ben atmadan o atmıyormuş bunu da şimdi anlamış oldum.
*Furkan, bu gün ki buluşma olmadığına göre yarın görüşüyor muyuz?*
Mesajı yazıp heyecanlı bir şekilde dönüşünü bekliyordum ki telefonum çaldı. Arayan Furkan. Açtım.
"Alo"
"Efendim Furkan."
"Aşkım ya yarın işten izin alamayabilirim."
"Olsun işten çıkınca buluşuruz. Olmaz mı?"
"Olur tabi ama halı saha maçım da vardı aslında."
"Bahane kabul etmiyorum. Hem sana çok güzel sürprizlerim var."
Telefonu kapattıktan sonra Nur ile birbirimize bakıp kahkaha attık çünkü davranışları aynı düşündüğümüz gibiydi. Başta işim var ayağına yatıp sonradan mecburi kabul etmeler felan. Gülüyorum ama içim kan ağlıyor. Karnımda da anlamsız bir ağrı vardı. Stres diye tahmin ediyordum. Gece herkes odasına çekildi ve sessizlik çöktü. Yarının olmasını dört gözle bekliyordum. Furkan' ı son kez de olsa görmek istiyorum. Bu bir veda olacak ama yapacak bir şeyim yoktu. Gururumu da hiçe sayamazdım.
Sabah olduğunda kızsal döneme girdiğimi gördüm. Böyle olunca patronu arayıp izin istiyorduk. Bizi her ay reçeteye yazıp fazla izin almamamız için kontrol ediyordu. İyi denk gelmişti diyebilirdim. Bu günki buluşmadan sonra hiç çekemezdim iş yerini. Kim bilir ne durumda olacaktım. Sonra kendime verdiğim söz geldi aklıma. İyiyim ve iyi olacağım.
Buluşma anı geldi çattı. Sahilde buluşacaktık ve ben dolabımdaki en güzel kıyafetleri giydim en güzel makyajı yaptım ve en güzel takıları takıştırdım. Sonuçta ne kaybettiğini anlamalıydı değil mi. Yanındaki kızın güzelliği beni sollardı belki ama beni de çirkin hatırlamasın. Buluşma yerine vardım. Arabamı park ederken onun orada olduğunu gördüm. Ellerim titriyordu. Sonunda yanına geldim. Parfüm kokusunu belki de son ke içime çekiyordum ama üzgün olduğumu da belli ettirmiyordum.
"Bu kadar acil buluşmamız neydi? Sürpriz var demiştin hani nerde sürpriz?"
"Öncelikle bana anlatmak istediğin bir şey var mı?"
"Ne gibi bir şey? Sen iyi misin ellerin titriyor."
Her şeyi gizlemeyi başardım lakin ellerimin titrentisini bir türlü gizleyemiyordum. Aptal Cemre kendine gel. Eline koluna hakim ol. Belli etme bir şeyleri yoksa planın içine edeceksin.
"İyiyim sadece hava biraz soğuk. Şu cafe de bir şeyler içelim mi?"
"Olur."
Ben su aldım o da kahve aldı. Ben ona anlatması için de bir şans verdim ama o bunu geri tepti. Artık benim için ölü gibiydi. Evet hikayenin en can alıcı noktasına gelmiştik.
"Furkan, ben dün parayı sana verdikten sonra oradan gitmedim. Bekleyip ne yapacağını görmek istedim..."
"Nasıl yani sen bana güvenmedin ve yalan söylediğimi mi düşündün?"
"Furkan bana laf cambazlığı yapma. Sözümü kesmeden dinle."
Sözümü kesmesi ve şimdiden demagoji yapmaya başlaması sinirlenmeme vesile olmuştu.
"Orada uzunca bekledikten sonra yanına gelen kızı da gördüm, ona aldığın yüzüğü de gördüm. Senden son bir açıklama bekliyorum."
"Cemre bak hiçbir şey gözüktüğü gibi değil. Açıklamama izin ver. O benim arkadaşımdı. Yüzük felan yok."
"Tam tahmin ettiğim gibi..."
Bardaktaki soğuk suyu yüzüne fırlattım. Olayın şokuyla ayağa kalktı ve celallenip bağırmaya başladı. Ben bu sefer onun haline acımıştım.
"Furkancığım, benimle param için sevgili olduğun ortaya döküldüğüne göre gider ayak sana son bir güzellik yapayım."
Çantamdan çıkardığım bir deste parayı yüzüne fırlattım ve bunun ona okkalı bir tokat niteliği yaşattığını yüz ifadesinde görebiliyordum. Tek kelime daha edemedi. Ben oradan uzaklaşırken geriye dönüp baktım.
"Al sana hayatında unutamayacağın sürpriz."