5 bölüm {İNSANLIĞIN ENKAZI} 🥀🥀🥀🥀

2158 Words
Piyonlar satrançtaki en güçsüz taştır; ama şah hariç her taşa terfi edebilirler. Philidor'un bir zamanlar söylediği gibi, "Piyonlar satrancın ruhudur!" Geçen saldırıdan sonra 10 saat geçmişti.... Biz dayım ve Canı bir an önce hastaneye götürmek için arabaya koşarken anıdan durdum. Evet biz hastane ye gitmemiz dayım ve Canı bir an önce ameliyata yetiştirmemiz lazımdı... Ama beni bunca olayla rağmen durduran tek şey 2 saat sonra İngiltere'den gelen uçakla inecek olan karnı burnunda yengeme bu olayları nasıl anlatırdım ve onları nasıl korurum? Ben bu düşünceyle bahçe ortasında dururken Sercan abinin uyarıcı tonda sınırla bağırarak "Aleyna chego ty zhdesh? Osobogo priglasheniya?" (Aleyna neyi bekliyorsun özel davetiyesi mi?) demesiyla kendime geldim ve koşar adımlarla dayımın yatırıldığı arabaya bindim. Şoför koltuğuna Saşa (Sercan) abi oturdu ve son suratla hızla arabayı sürmeye başladı. Ben dayımın başını dizima yatirirken durmadan akan gözyaşlarıma aldırış etmeden kanin akmasını durdurmaya çalışıyordum. Aynı zamanda Saşa abiyede sordum.: —Abi kim ve neden? ”Bilmiyorum...... Lânet olsun bilmiyorum. Ama var tahminim ve bunu şuan dizinde baygın yatan Ediz abiyede bari önlem alalım diye söyledim. Ama kabul etmedi....” Saşa abi dedemin sahibi olduğu Moskovadagi XXXXXX…. Özel hastenenin arka kapisina doğrü arabayi hizla sürdü. Kapi önünde hazirda bekleyen doktor ve ekipleri dayimi ve arkadan başka arabayla gelen Can'i hizla sedyaya yatirinca ameliyatheneye doğru koşar adim ilerlediler…. AMELİYATHANE ÖNÜ…..Vakit coktan gece yarisini geçmiş, dayimi ameliyate alinali 8 saat olmuştu…. Biz kapi önünde beklerken: Ameliyathanenin üzerindeki kırmızı "Occupied" (Dolu) ışığı söndü. Kapılar hışımla açıldi. Doktor, üzerinde hâlâ DAYİMİN kan sıçramaları olan ameliyat önlüğüyle dışarı çıkdi. Maskesini boynuna indirmiş, yüzü solgundu. Hizla doktorün yanina koştum sormaya başladim Doktor! Pozhaluysta, skazhite chto-nibud…… On zhe zhiv , Pravda? (Doktor! Ne olur bir şey söyle... Yaşıyor değil mi?) Doktor karşımda bir kaç saniye sessiz durdu,ellerini cebine soktu; ellerinin titremesi ni gizlemek istedi. Başını hafifçe yana eğerek, boğuklaşmiş sesle konuşmaya başladi: Pulya... popala v ochen' neudachnoye mesto. Ona proshla ochen' blizko k spinnomu mozgu i pererezala odnu iz glavnykh arteriy (Kurşun... Çok kötü bir yerden girmiş. Omuriliğe çok yakın bir seyir izlemiş ve ana arterlerden birini parçalamış.) No vy zhe zashili ranu, ostanovili krovotecheniye, pravda? Vy zhe odin iz luchshikh vrachey vo vsey Rossii, verno? (Ama diktiniz, durdurdunuz kanamayı değil mi? Siz tüm Rusya’daki en iyi doktorlardan siz doğromü?) Doktor bakişlarini benden kaçırarak üzgün ça devam etti: “Pulya ne prosto probila otverstiye, ona polnost'yu unichtozhila vso, chto nakhodilos' vnutri. (Kurşun sadece bir delik açmamış, içeride her şeyi darmadağın etmiş") Derin nefes aldi. Gittikçe konuşmakta zorlaniyor, durumun ne kadar ciddi olduğünü bizi daha fazla üzmeden her kelimesini seçerek anlatmaya devam etti. “Krovotecheniye bylo slishkom sil'nym, chtoby yego ostanovit'. Udarnaya volna ot puli nanesla ser'yeznyy ushcherb yego vnutrennim organam. My perelili yemu tri yedinitsy krovi, chtoby podderzhat' zhizn', yego serdtse ostanavlivalos' dvazhdy... My vernuli yego k zhizni, no…. (Kanama kontrol altına alınamayacak kadar yaygındı. Kurşunun yarattığı basınç dalgası iç organlarda çok ağır bir hasar bırakmış. Onu hayatta tutmak için üç ünite kan verdik, kalbi iki kez durdu... Geri döndürdük ama...) Durdu tekra derin bir nefes aldi, gözlerini gözlerime sabitleyerek devam etti: “Poslushayte, pryamo seychas yego dyshat apparaty. Yego telo poluchilo ser'yoznyye travmy. My ischerpali vozmozhnosti meditsiny, no pulya nanesla obshirnyy ushcherb zhiznenno vazhnym tsentram. Seychas on visit na voloske. U nego net sil borot'sya s etim kuskom metalla vnutri yego tela. My prosto pytayemsya vyigrat' vremya, no vremya rabotayet protiv nego. YA khochu, chtoby vy byli gotovy ko vsemu v lyuboy moment…. (Bakın, şu an makineler onun yerine nefes alıyor. Vücudu çok ağır bir travma geçirdi. Tıbbın sınırlarını zorladık ama mermi hayati merkezlere çok büyük zarar vermiş. Şu an hayata sadece pamuk ipliğiyle bağlı. "Vücuduna giren o metal parçasıyla savaşabilecek gücü kalmadı. Biz sadece zaman kazanmaya çalışıyoruz, ama zaman onun aleyhine işliyor. Her an her şeye hazırlıklı olmanızı istiyorum” Doktorun ağzından çıkan o son cümle, buz g bir rüzgar gibi kulaklarımdan içeri sızdı. 'Hazırlıklı olun.' Bu iki kelime, az önce kurulan tüm o tıbbi cümleleri silip atmıştı. Sanki doktor bir kapıyı aralık bırakmıştı ama o kapının ardı uçsuz bucaksız bir karanlıktı." Doktor maskesini indirip o malum cümleyi kurduğunda, sırtımi soğuk duvara yasladım. Duvarın sertliği bile hissettiğim boşluğu doldurmaya yetmiyordu. “Hazırlıklı olun” dedi doktor. Bu: “Biz tıbben elimizden gelen her şeyı yaptik. Umut etmeyi bırak ama mucize için dua et” demekti. Gözlerim ameliyathane in otomatik kapısına takıldı: O kapı az önce üzerime kapanan dev bir mühür gibiydi. Ellerimi cebime soktum, parmaklarım dayimin bir kaç gün önce İngiltere'ye de benim için aldiği evin anahtarlığına çarptı. O an anladım: Hazırlıklı olmak, aslında hiç bitmeyecek bir vedaya başlamaktım….. Dizlerimin bağı çözüldü: Ayakta durmak bir yük gibi geldi kendimi daha fazla taşimakta zorlandiğim için sırtımı verdiği duvar dibine dizlerimin üzerine cöktum…. Nefes almakta zorlandim: Sanki hastanenin tüm oksijeni çekilmiş gibi hissetmem. Ellerim buz kesmiş ve benim farkinda olmadiğim halde titriyordu….. "Hazırlıklı olmak mı? Bir insan, sevdiği birinin yokluğuna nasıl hazırlanırdı? Daha dün sabah çayını nasıl içtiğini hatırlarken, şimdi toprağın soğukluğunu düşünmesi mi gerekiyordu?" “Yeminim olsun abim o hasta yatağından uyanmadan bunu her kim yaptıysa yada planladiysa bulurum anasi avradını 7sülelesi gözün önünde öldürürum kimseye acımam….” Saşa abi normal şartlarda Türkçe konuşamaz ve asla ve asla yemin etmezdi..... Şuan o kapanan kapinin arkasinda ölüm ve yaşam arasinda savaş eden insan benim sadece dayim değil, benim her şeyimdi….. Ben o halde ne kadar kaldim farkinda değildim…… Ama bir korumanin koşarak bize doğru gelişini görünce hizla ayağa kalktim.. Koruma Saşa abiyı geçerek bana yaklaşti ve konuşmaya başladi: “Luna hanim (dayim hariç herkes bana rus ismimla hitap ederdi ve birde dayimin ailesi) Eymen bey (dayimin oğlu) sizinle acil konuşmak ıstıyor. Ama ses halinden bir şeyden cok korkmali ki sesi normal gelmiyor.” Bu dedğine Saşa abide hizla bana yaklaşti , korumanin elinden telefonu hizla aşdim ve sesi dişari vererek sakin olmaya çalişarak konuşmaya başladım; Eymen ablaçim ne oldu sen neden bu satte ayaktasin neden uyumadin bir şeymi oldu? Evet abla oldu. Abla bizi cok sayida koruma abiler havalanindan aldilar. Ama neden babam yada sen hiç biriniz gelmediniz? “Abla annemin karni cok ağrıyor annemde “KARDEŞİN GELİYOR”….. dedi dıyınce ben ve Saşa abi hepimiz dikket kesildik Eymeni dinlemeye devam ettik ve ……”biz hizla hastaneye gitmek için yola ciktik. Ama abla çok tuhaf değişik şeyler oluyor” Eymen cok hizli ve nefes nefese konuşuyordu ve bu hıc hayra alemat değildi. Ne gibi değişik şeyler oluyor ablacim? Abla biz havalanından cikip arabaya bindikten sonra bir kac araba bizim le hereket etti. Koruma abi arabayi daha hizli sürerken onlarda ayni hizda bize yaklaşmaya başladi. Koruma sorunca “ o abiler bizimle kim önce eve gitmek için yarşş yapiyorlar” dedi. Yarişi biz kazandik ama biz hastaneye gelmek iiçin yola çikinça abiler yine yariş yapmaya başladi . Şuan bir tanesi bizim önümüza geçti ve bizim kazanmamizi ıstemediği için bizim arabamizi hemen önünde cok yavaş gidiyor. Abla annemin…… Daha Eymenin konüşmasi bitmadan silah sesleri gelmeye başladi. Eymenin korkarak “ABLAAAAA” dediğini ondan duyduk. Ondan sonra telefon kapandi. Ben tekrar aramak için arama tuşuna basacak kan Kaan çok telaşlı ve hızla koşarak yanımıza geldi. Gelir gelmez ikimize ayni bakarak konuşmaya başladı: Yengenin ve Eymen beyin arabasına saldırmış lar. Yengenin doğumu başlanmış.... Yanındaki Ediz Bey'in yenge için ayarlanan doktoru: " yarım saatte doğuma alınmazsa yengede bebek te ölebilir" dedi. Bunu duyar duymaz Saşa abi ikimiz hızla dışarı çıkmaya başladık ama ben Saşa abi yi durdurdum: — Abi ikimiz aynı anda gidemeyiz birimizin burada kalıp dayımın ve Can Bey'in güvenliğini sağlamak lazım. — Ama..... — Amasi yok abi..... Dayım yaşamla ölüm arasında savaş veriyor Can beyin ameliyatı daha bitmedi. Senin burada kalman lazım. Ben gidicem yengemle Eymeni kurtarmak için... — Hayatta olmaz ben seni oraya tek başına göndermem, kim saldırdı, kim onlar, amaçları ne , ne kadar ileri gidebilir ler bilmiyoruz. Allah korusun senin yada onların başına bir şey gelirse Ediz abiye ve İsrafil beye ne diyicam...... — Abi şuan tartışmak zamanı değil. Biz burda tartışarak zaman kaybediyoruz. Unutma zaman daralıyor. Hem merak etme onların amaçları biz değiliz dayım. Eğer şimdi ben değil sen gidersen ozaman onlar asıl amaçlarına ulaşmış olurlar. Bizi sadece piyon olarak kullanırlar. Onlarda biliyorlardır bize zarar verirlerse dayım yada dedemin onlara sağ bırakmayacağını. Sen dedemi ara. Eski kurt'un tekrardan ava çıkma zamanı geldi... —Tamam sen git ben İsrafil bey gelince hemen yardıma gelirim. —Tamam abi olur. He bu arada kendi açımızdan Can Bey'in ailesine haber vermeyi unuttuk. Onlarda haber verin. Ben gidiyorum bir şey olursa haberdar olmak istiyorum..... Dedim ve hızla Kaan' la yola çıktık...... Anasını satiyim benim yaşımda ki kız çocukları anasının dizinde geleceğe doğru pembe hayaller kurarken ben nasıl silah kullanırım nasıl hayatta kalırım bana bizi bunu yaşatan ve buna sebeb olanlardan nasıl intikam alırım diye düşünüyorum....... Benimde yasitlarim gibi normal bir hayatım olurmu acaba? Düşüncelere fazla dalmadan Kaa' na yengemle rin en son bulunduğu yeri sordum. Cevabı alınca daha da hızlı sürmesini söyledim..... Ama adrese daha varmadan telefonum çalmaya başladı. Arayan kim bu saate diye bakınca sinirden dişlerimi sıktım. Ekranda "SERDAR PİÇ" arıyor.... Açmadan meşgule attım...... Ben rede basınca ısrarla aramaya devam etti. En son ÖSS etti şekilli aramayı bıraktı. Saniye geçmeden peş peşe videolu mesajlar attı..... İlkini açınca görünce manzara beynm'den vurulmuş gibi hissettim..... Yengem... yengemin şakağina silah dayanmış ve bu şekilde doğum yapmaya zorlanmış ti...... İkinci video yu açtım aynı manzara ama bu sefer silah Eymenin şakağina dayalı....... Son gelen video yu açtım...... O video da yengem doğumunu yapmış bebek hızlıca özensiz olarak kundaklanmişti.... Yengemin şakağina silah dayanan kadın silahın kabzasi ile yengemi vurarak bayılttı bir kolunda yeni doğmuş yeğenim ikincisinde Eymeni sıkıca tutmuş zorla götürmeye başladı. Eymen korkarak bağırarak karşı çıkınca onada aynı yengeme vurdu bayilinca yanındaki köpeklerinden birine kucağına almasını söyledi........ En son ki sesli mesaja tıkladım. "Kızım doğum günün kutlu olsun nasıl beğendin mı babanın doğum günü hediyelerini? Ama daha bu başlanması? Şimdi sana gelen konuma git ve biricik yengeni kurtar malum yeni doğum yaptı. He bu rada acele edersen iyi edersin çünkü yengenin sadece 1saatlik ömrü kaldı. Sana çekmeyi unuttum ona iğne yaparken doktor YANLIŞLIKLA zehirli iğneyle iğne yapmış. Umarım oradaki hediyemi de beğenirsin. Ha bu arada başın sağolsun dayin yaralanmış. Ona dedim böyle yapmamasını ama beni dinlemedi ve beni dinlemekten nasıl nefret ettiğimi hiç anlayamadi......." Çok çirkin pişkin pişkin gülerek mesaja son vermiş....... Kaana hızla gelen adresi gösterdim ve hızla oraya gitmemizi söyledim...... Gelen mesajları Saşa abiye attım..... Çok geçmeden beni aradı ama açmadım ve telefonu mu kapattım. Adamlarima da kapatmaları ni söyledim. Çünkü bilirim ki beni oraya gitmeme engel olur ve izin vermezdi. Güvendiği adamlarıyla yengemi aldırır di. Ama ben yengemin öyle uygunsuz bayılmış halde hiç bir erkeğin görüşünü istemedim..... Hem zaten gelmiştik....... Sessizce arabadan indik ve etrafa baktık....... Bir yeri uçsuz bucaksız ormanlık öbür tarafı ise soğuktan dolayı buz tutmuş göl..... Hemen karşımızda harabe bir kulübe...... Uzaktan yine kurtların sesi gelmeye başladı..... Galiba kan kokusunu aldılar ondan bir birilerine haber veriyorlar. Adamlara hızlı olmalarını söyledim çünkü sayi olarak azdık. Eğer kurtlar buraya gelirlerse kurtulamaz dik. Çünkü aç kurtlar gruplarında çok kurt olurdu. Hızlı adımlarla kulübeye girdim. Ben daha içeri girmeden iki kişinin sessizce tartışmasını duymaya başladım..... Adamın " Sen nasıl bir kardeş nasıl bir anasin. Nasıl öz abine ihanet edersin. Ya hiç mi vicdanın sızlama di hiç mi merhametin yok ?" Adamı sesinden tanıyamadım ama karşınızdaki kadının konuşmaya başlayınca lanetler olsun ki annem olduğunu anladım. Gerçi duydukalirmdan sonra Anne demeye bile arzimayan kadın: Ne yapsaydım Hazar hiç bir şey yapmadan Serdarin seni öldürmesini mi izleseydim? Ben sen yaşa diye çocuklarım den vazgeçmiş im abim yada onun ailesi ne olmuş ki? " Babam daha cevap vermeden içeriye hızla koruma geldi ve: — "Luna hanım hizlanalim kurtların sesi gittikçe yaklaşıyor" dedi İşte o anda ikisi de benim orada olduğumu fark ettiler..... İkiside aynı anda bana yaklaşmaya başlarken hızla elimi kaldırdım ve üzerimdeki montu çıkarak yengeme üzerini kapattım korumaya yengemi dikkatlice arabaya götürmesini söyledim..... Koruma dediğimi yaparken babam konuşmaya başladı..... —Aleyna Luna..... — Hazar bey siz de duydunuz kurt sürüsü yaklaşıyor hemen buradan gitmez sek onların akşam yemeği oluruz. Siz bilemezsiniz ama ben en az 5 kere yaşayarak öğrendim kurtlar çok vahşi dir. Ve avını hemen öldürmez. Hemen gidelim dedim ve hızla kulübeden çıktım...... Arkam sıra onlarda çıktılar ve çıkınca fark ettiğim gölün kenarına park edilen arabaya doğru gittiler. Arabaya binip hemen gitmek için arabayı çalıştırmış olacak tik ki "PAATTTT" bir kurt galiba sürü alfasi önce kaputa ardından da arabanın tepesine çıktı. Arabanın tepesi kırılmaz kurşun geçirmez olduğu için kirilmadi..... Ama Kurtu yanmış gözleriyle sivri dişlerini göstererek hirlamaya başlayınca geçmiş travmalarım bir anda canlandı........ Ama hızla toparlandım....... Çünkü ben o toz pembe hayallari olan kız değildim..... Hızla adamlarima kulağım deki kulaklıkla arabanın farlarını açmalarını söyledim. Çünkü bir keresinde dayım kurtların ışıklar dan korktuğunu söylemiş ti. Arabaların farları açılınca karşımızda ki kurt sürüsü nu görünce korkmadım desem yalan olur.... En az 20. 30vardi ve hepsi sivri dişlerini göstererek bize bakıyordu ve daha da çoğalmaya devam ediyor du. Biz de arabaları çalıştırarak gitmeye başladık. Dayımın dediği gibi ışık olduğu için yaklaşamiyor ama peşimizden koşuyorlar di. Yollar dar ve dağ yolu olduğu için ve birde kar yağdığı dan dolayı kaygan olduğu için fazla hızı mi arttırma imkânımız yoktu........
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD