Elara gözlerini açtığında odasının tavanını değil, geceye gömülmüş ormanı gördü. Soğuk nemli toprak avuçlarının arasında hissediliyordu, alnından aşağıya süzülen ter damlaları boynundaki mühürle birleşiyordu. Nefesleri düzensizdi, kalbi hâlâ rüyadan kopamamış gibi hızlı atıyordu. Az önce gördükleri bir rüya mıydı, yoksa geçidin ona dayattığı bir vizyon mu? Ayağa kalktı, etrafına bakındı. Nemoris’in ormanı sessizdi, fakat sessizlik asla güvenlik anlamına gelmiyordu. Ağaçların gövdeleri arasından bir gölge belirdi. Uzaktan gelen adımların yankısı derinlere doğru yayıldı. Elara içgüdüsel olarak geri çekildi, parmakları boynundaki mühüre gitti. Gölgelerden çıkan Lucien’di. Yüzünde sert bir ifade, bakışlarında kontrol edemediği bir öfke vardı. “Onu gördün.” dedi, sesi sorgu değil, kesinlik t

