DİLA Başımdaki keskin ağrı, gözlerimi zorla açmama neden olurken, kendimi karanlık bir odada buldum. Ellerim, ayaklarım ve boynumda büyük bir zincir vardı. Zincirler, her hareketimde gürültülü bir şekilde şıngırdıyor, beni daha da çaresiz hale getiriyordu. Bedenim titriyor, her bir kasım sanki kendi içinde çığlık atıyordu. Zihnim bulanık, kafamda uğuldayan sesler vardı. Ağzımın içi yine kurumuş, nefes almak neredeyse imkansız hale gelmişti. Zincirler boynumda sıkı bir şekilde dönmüş, derin bir nefes almama engel oluyordu. Her kalp atışım, göğsüme daha sert vuruyor, korkuyla çırpınıyordum. Sonra, son olanları hatırladım. Kaçırıldım! Evet, kaçırıldım! İçimdeki korku büyürken, gözlerimden süzülen yaşlarla yavaşça odanın etrafını taradım. Karanlık, havasız, boğucu bir yerdi burası. Tüm

