AZAD Öfkeli nefesler alıp verirken, Cejno’nun yüzüne bütün gücümle yumruğumu savurdum. “Orospu çocuğu!” diye haykırdım, sesim duvarlarda yankılanırken suratına tükürürcesine. Kanlar içinde bana bakarken sırıttı. O lanet olası gülümsemesi, yıllar önce Azize’yi elimden alırken de yüzündeydi, şimdi de aynı piç gülümseme dudaklarının kenarında asılı duruyordu. Ama bu sefer farklıydı. Bu sefer kazanan ben olacaktım. Gür bir kahkaha attığında, gözümü bile kırpmadan suratının tam ortasına tekmemi geçirdim. Başı geriye savruldu, dişlerinden kan fışkırdı, üzerindeki beyaz gömlek kırmızıya boyandı. Ama yine de konuştu. Cejno her zaman konuşurdu. Acıya rağmen, ölüm bile kapısında beklerken bile gevezeliğinden vazgeçmezdi. “Azad…” dedi kan tükürerek, “Hâlâ o aptal aşk hikâyelerinin peşinde misi

