Kayalıklara Gel

1017 Words

Ocaktan yükselen hamurun kokusu tüm köyü sarmıştı. Hatice teyze, elindeki sacı çevirirken göz ucuyla Galip’e baktı. Yüzünde yılların yorgunluğunu örten tatlı bir gülümseme vardı. “Galip oğlum, gel şu sıcak ekmekten al da ekiple yeyin,” dedi sesi hem şefkatli hem de otoriterdi.  Galip sevinçle başını salladı. “He teyze, alırım hemen,” diyerek ilerledi. Henüz ateşten inmiş, dumanı tüten ekmeği dikkatle kavradı. Elinin sıcaklıktan yanmasına aldırış etmeden yola koyuldu.  Köy meydanına vardığında gözüne ilk çarpan şey, duvara yaslanmış bir gölge oldu. Serdar, bir ayağını taş duvara dayamış, elinde tuttuğu bıçakla bir tahta parçasını oyuyordu. İnce ince çıkan talaş parçaları ayaklarının dibine düşüyor, parmak kasları her bastırışında gerginleşiyordu. Başını kaldırıp Galip’i gördüğünde ba

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD