Kaldırımda durup kafamı kaldırdım ve önümdeki büyük binaya baktım. Büyük kapının üzerinde kocaman sade harflerle DRUZYA MÜHENDİSLİK yazıyordu.
Dersten çıkınca eve gitmiş, hızlı bir duş alıp hazırlanmıştım. Şimdi üzerimde siyah, dizlerimin hemen üzerinde bir kalem etek ve kolsuz, dökümlü krem rengi saten kumaştan bir bluz vardı. Üzerine ince siyah bir ceket giymiştim.
İnce siyah çoraplarım ve çok yüksek olmayan topuklularım kombinimi tamamlıyordu. Kahverengi saçlarımı geniş dalgalar halinde omuzlarıma bırakmıştım.
Toprak renginde göz makyajım ela gözlerimi öne çıkarıyordu. Dudaklarıma da hafif kahverengiye kaçan nude tonlarda bir ruj sürmüştüm.
Elimdeki karta son bir kez bakıp çantama attım ve derin bir nefes alıp kapıdan içeri girdim.
İçeri girmek için donanımlı bir X-Ray cihazından geçtim. Fakat oradan geçmem de yetmedi.
Yanıma yaklaşan güvenlik görevlisi elindeki cihazla üstümü başımı taradı. Ama yok, bu da yetmemişti. Yanındaki masayı gösterip konuştu:
"Lütfen çantanızı boşaltın hanımefendi."
Anlaşılan güvenliğe baya önem veriyorlardı. Çok büyük bir firma olduğu için bu beni şaşırtmadı. Sessizce itaat ederek çantamın aranmasına müsade ettim.
Çantamı topladığımda güvenlik bana hemen karşıdaki devasa danışma masasını işaret etti. Danışma masasının üzerinde de kocaman harflerle şirketin ismi yazıyordu.
Danışma masasına ilerlerken hayranlıkla etrafımı inceledim. Binanın her yeri bembeyazdı. Dönerek yükselen büyük, geniş merdivenler bir sarayı andırıyordu. Yan tarafta ise vızır vızır çalışan üç büyük asansör vardı.
Burası yalnızca danışma olsa da sürekli birileri ellerinde dosyalar, çantalarla bir oraya bir buraya gidiyordu.
Danışma masasına yaklaşıp selam verdim. Profesyonel bir makyaj yapmış, bakımlı, sarışın kadın gülümsedi:
"Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim?"
Çekingen bir gülümseme takındım:
"Ben stajyer iç mimar başvurusu için gelmiştim."
Kadın dudaklarını büzüp düşündü:
"Benim bir bilgim yok. İzin verin arayıp sorayım."
Ben bir adım geri atıp etrafı incelemeye devam ederken kadın bir iki telefon görüşmesi yaptı. Telefonu kapattığını fark edince tekrar yaklaştım.
"Üzgünüm hanımefendi. Ama şu an şirketimize bir stajyer alımı yokmuş. Sanırım bir yanlış anlaşılma..."
Lafını tamamlayamadan telefonu çalınca benden izin isteyip açtı. Telefonda konuşurken şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
Bana dönüp telefondaki kişiyle fısıltıyla konuşmaya devam etti. Telefon kapanınca şaşkın bakışlarını bana çevirip eliyle asansörü gösterdi:
"Sanırım benim haberim yokmuş. Altıncı kata çıkacaksınız, orada Hande hanım size yardımcı olacak."
Az önce yaşanan bana garip gelse de bu kadar büyük bir şirkette birbirlerinden habersiz olabilirler diye düşündüm. Asansöre binip altıncı kata çıktım.
Asansörden iner inmez orta yaşlı, esmer bir kadın beni karşıladı. Hande hanım bu olmalıydı. Güzel elbisesi, bakımlı tırnakları ve kuaförden çıkmış gibi duran saçları vardı.
Onun da makyajı tastamamdı. Bu şirkette çalışmak için böyle bir şart mı vardı acaba?
"Hande hanım?"
"Evet, benim. İnsan kaynakları müdür yardımcısıyım. Size görüşmeye gitmeniz için eşlik edeceğim." diyerek tekrar asansörü açtı ve onunla binmemi bekledi.
Asansöre binmeden önce o kattaki insanların tuhaf bir merakla bana baktığını gördüm. Biraz garipsedim. Belki de işe alınma ihtimali olan birini merak etmişlerdi sadece?
Hande hanım en üst kat olduğunu gördüğüm on ikinci kata bastı.
"Aşağıdaki yanlış anlaşılma için kusura bakmayın. Stajyer aradığımızı bilmiyordum. İsminiz nedir?"
Tamam, işte şimdi çok garipti. İnsan Kaynakları müdür yardımcısı bunu nasıl bilmezdi?
"İsmim Dünya Yılmaz. İç Mimarlık son sınıfım."
Hande hanım içtenlikle elimi sıkıp gülümsedi:
"Ne kadar güzel bir isim! Umarım sizin için hayırlısı olur."
Çoktan en üst kata gelmiştik. Asansör açılınca Hande hanım beni sağ taraftaki alana yönlendirdi. Burada da vızır vızır çalışan insanlar vardı. Erkekler de kadınlar da iyi giyimli ve bakımlıydı.
Hayallerim biraz suya düşmüştü aslında. Böyle bir yerde kendimi düşünemiyordum. Beni asla işe almazlardı.
Hande hanım yine büyük bir masaya yaklaşarak asistan olduğunu düşündüğüm genç ve yine çok güzel bir kızla konuşmaya başladı:
"Dünya Hanım stajyer başvuru için gelen öğrencimiz. Sanırım Bay Alexandr onu bekliyor."
Hayda! Basit bir stajyerlik başvurusu için patronla mı görüşecektim? Siktir. Üzerimdekileri çekiştirmeye başladım. Ucuzluk mağazasından aldığım bu dandik kıyafetlerle kendimi ucube gibi hissetmeye başlamıştım.
Asistan ayağa kalkarken konuşmaya devam etti:
"Mustafa Bey de içerde. Buyurun Dünya hanım." Siktir kere siktir.
Hande hanım bana bakarak sessizce iyi şanslar diledi. Artık ellerim titremeye başlamıştı. Neredeyse vazgeçip Hande hanıma beni de götür diye yalvaracaktım.
Bunu düşünmeye fırsat kalmadan, asistan siyah büyük bir kapıyı açarak içeri seslendi:
"Bay Alexandr, stajyer başvurusu için Dünya hanım burada."
Asistan tekrar bana dönerek elini içeri uzattı.
"Buyurun Dünya Hanım."
Ona gülümseyerek titrek adımlarla içeri girdim. Arkamdaki kapı kapanırken karşımdaki iki adama baktım.
Şimdi sadece ellerim değil, ayaklarım da zangır zangır titriyordu.