GÖRÜŞME

1134 Words
İçinde bulunduğum oda, binanın tamamına zıt bir şekilde simsiyah mobilyalarla döşenmişti. Yine de bir cephesi tamamen cam olan oda aydınlıktı. Bir adım bile atmadan karşımdaki iki adamı inceledim. Büyük siyah masasının arkasında, koltuğuna yaslanmış gergin bir tavırla oturan adam otuz yaşlarındaydı. Simsiyah saçları havalı bir şekilde yan tarafa doğru taranmıştı. Esmer teniyle masmavi gözleri zıtlık oluşturuyordu. Tıraşsız cildi, sert çene kemikleri ve dolgun dudaklarıyla adamın her halinden güç fışkırıyordu. Siyah bir takım elbise ve içine giydiği beyaz gömleği siyah bir kravat tamamlıyordu. Diğer adam ise, masanın yanında ayakta durmuştu. O da aynı yaşlarda görünüyordu. Boyu en az 1.90 falan olmalıydı. İri omuzları, gergin göğsü spor salonunda çok vakit geçirdiğini kanıtlar gibiydi. Masadaki adamın aksine rahat, gabardin gri bir pantolon giymişti. Beyaz bir tişörtün üzerine giydiği, önü fermuarlı spor ceket gömleği de griydi. Boynunda beyaz tişörtünün üzerine çıkmış, ince gümüş bir zincir vardı. Diğer adama göre spor kıyafetler tercih etmiş olsa da bu adamın da her yerinden klas akıyordu. Açık bal rengi saçları çok kısa değildi, dağınık bir şekilde şekillendirilmişti. Yemyeşil gözleri vardı. Demek ki bu sarışın olan Bay Alexandr olmalıydı. Masadaki adamın sert duruşuna zıt bir şekilde rahatça ellerini ceplerine sokmuş bana gülümsüyordu. Masadaki de ayağa kalkınca, onun da sarışından aşağı kalır yanı olmadığını gördüm. Boyu 1.85'ten az olamazdı. Omuzları ve göğüs kasları takım elbisesiniz zorluyordu. İkisi birden odanın ortasına gelince ben de bir iki adım attım. Titreyen bacaklarımla bu kadar ilerleyebildiğim için bile kendimle gurur duyuyordum. Resmen bu hayatta gördüğüm en yakışıklı ve çekici iki erkekle karşı karşıyaydım. Sarışın olan bana gülümseyerek elini uzatınca, elimi uzattım: "Siz Bay Alexandr olmalısınız." Diğerine döndüm. "Siz de Mustafa Bey sanırım?" Esmer olan sertçe kaşlarını çatarken hala elimi tutmakta olan sarışın gür, sıcak bir kahkaha attı. Tanrım, bu adam sadece kahkahasıyla bir kadını boşaltabilirdi. "Yanlış tahmin, hanımefendi. Ben Mustafa Dağhanlı. Bu da ortağım Alexandr Mihailoviç." Elimi hala tutan adama şaşkınca baktım. Elimi okşayarak bir adım attı ve diğer elini sırtıma koyarak Alexandr'a baktı: "Alex'in babası Rus olsa da, annesi Maraş'lı. Sanırım bizim Türklerin genleri daha baskın gelmiş, değil mi Dünya?" Mahcup bir şekilde Alexandr'a gülümsedim. O ise hala sert bir şekilde kaşlarını çatıyordu. Yine de Mustafa Beyin ortamı yumuşatma çabası için minnettardım. Alexandr bana elini uzatmaya bile tenezzül etmeden arkasını dönüp masanın önündeki koltuklardan birine oturdu ve karşısını gösterdi. Mustafa da beni oraya yöneltti. Hala bir eliyle elimi tutuyordu, diğeri de sırtımdaydı. "Sanırım kendi kendine yürüyüp oturabilir Mustafa." Alexandr'ın benden bile düzgün Türkçesi beni şaşırtmıştı. Demek ki burada doğup büyümüştü. Mustafa yine şen bir kahkaha atarak koltuklardan birine oturdu ve ben de yanına oturdum. "Sakin ol dostum. Kız yaprak gibi titriyor, sadece onu biraz rahatlatmak istedim." Alexandr ona göz devirip sert bakışlarını bana çevirdi. O mavi gözler... O gözler beni öldürebilir, sonra yeniden hayata döndürebilirdi. "Kendinizi tanıtın." Dumura uğramıştım. Yanımda bir CV bile getirmediğimi o zaman fark ettim. Ne salaklık ama! Sultan'ın gazıyla sadece üstümü başımı değiştirip koşa koşa buraya gelmiştim. Boğazımı temizleyip, sesimin titrememesini umarak konuştum: "İsmim Dünya Yılmaz, 24 yaşındayım. İç mimarlık son sınıf öğrencisiyim. İlk yıldan beri bölüm birincisiyim. Daha önce hocalarımla beraber birçok projede yer aldım ama kendi alanımda hiç çalışmadım." "İş tecrüben yok yani?" "Dediğim gibi, henüz öğrenciyim. Dört yıldır hep çalıştım ama part-time, mesleğimle alakalı olmayan işlerdi." Mustafa elinin tersiyle omzuma hafifçe vurdu: "Merak etme, burada her şeyi öğrenirsin. Okul biter bitmez kimse mesleğine hakim olamaz." Onun samimi tavırları beni hem rahatlatıyor hem de kafamı karıştırıyordu. Alexandr tekrar beni sorgulamaya başladı: "Nerede yaşıyorsun?" Bu ne alaka demek geldi içimden ama yutkunarak, "Tek odalı bir dairem var, aslında daha çok apart odası gibi. Buraya biraz uzak." Kaldığım mahallenin bu şirketin olduğu semtle alakası bile yoktu. Eğer işe alınırsam günde iki saat erken uyanıp toplu taşımayla işe yetişmem gerekecekti. Alexandr'ın sorgusu bitmemişti: "Ailen?" Acaba yan yana getirebildiği kelime sayısı en fazla iki falan mıydı? Soru sorarken emreder gibi görünmeyi başardığı için onu takdir ettim yine de. "Ailem yok. Sadece ben." Mustafa yanımda kıpırdandı: "Memleketteler falan mı? Okumak için buraya mı geldin?" Ona dönerek gülümsedim. "Hayır, hiç yok. Yani eğer beni işe alırsanız ayak bağı olacak, sorumluluğunu üstlendiğim kimsem yok merak etmeyin. Ayrıca geçen yıl üstten ders almıştım. Bu dönem çok az dersim var. Okulum işe çok engel olmayacak. Haftada birkaç saat derse girmem gerek sadece." Aile konusunun bir an önce kapanması için Alexandr'a dönüp bu kez ben sordum: "Burada çalışırsam ne gibi işler yapmamı bekliyorsunuz?" Alexandr birkaç saniyeliğine sessiz kalsa da bana cevap vermeye tenezzül etti: "Şirketin personeli olacaksın, ama öncelikli olarak sana özel mülkümüzde ihtiyaç var." "Özel mülkünüz mü?" Mustafa devam etti: "Şehirden uzakta bir dağ evimiz var, üç katlı büyük bir yer. Etrafındaki yirmi hektarlık arazi de bize ait. Alex ve ben sıkıldıkça oraya gideriz. Biraz huzur, orman havası falan, anlarsın ya?" Alexandr'ın içimi gıdıklayan sert konuşmalarından sonra Mustafa'nın rahat cümleleri doğan güneş gibiydi. Başımı yana eğip dinlemeye devam ettim. Bu arada Alexandr'ın gözleri sürekli üzerimdeydi. Mustafa devam etti: "Evi ve araziyi alalı birkaç yıl oluyor. Ama ilk günden beri içimize sinmiyor. Tadilata ihtiyacı yok, ama iç dekorasyonunu değiştirmek istiyoruz. Sen de bunu yapacaksın." "Bu konuda daha tecrübeli biri işinize daha çok yaramaz mı? Ben hiç böyle bir iş yapmadım. Hem de tek başıma?" Alexandr söze girdi: "Merak etme, şirketin tüm imkanları elinin altında olacak. Sakın her şeyi tek başına yapmaya çalışma. İstediğin kişiyi yardımcı olarak alabilirsin." Şaşırıp kalmıştım. Buraya gelirken basit bir stajyer olacağımı, belki de çoğu zaman getir götür işleri yapacağımı düşünmüştüm. Duraksadığımı fark eden Mustafa göz kırptı: "Merak etme, maaş konusunda seni asla hayal kırıklığına uğratmayız." "Aslında ben hizmetimle sizi hayal kırıklığına uğratacağımdan endişeliyim." Alexandr delici bakışlarını yine gözlerime dikti: "Endişelenme, hizmetinden memnun kalacağımıza adım gibi eminim." Yanlış mı anlıyordum, yoksa sözlerinin altında bir ima mı vardı? Ve Alexandr'ın bu sert sesi neden karnımın altında bir karıncalanmaya sebep oluyordu? "Öyleyse?" diyerek Mustafa Alexandr'a baktı. Alexandr aniden ayağa kalkıp kravatını düzeltti: "İşe alındın." Mustafa da ayağa kalkıp bana iki elinin başparmağını kaldırarak başardın gibisinden işaret yaptı. Sersemce ayağa kalktım. Alexandr çoktan masasına dönüp bilgisayarıyla uğraşmaya başlamıştı. Mustafa yine elini sırtıma koyarak beni kapıya yönlendirdi. Sırtımdaki eli bütün bedenime bir sıcaklık yayıyordu. Bana yandan bakışları sıcaktı. O an iki ortağın ne kadar farklı olduğunu fark ettim. Fakat her nasılsa, ikisi de bedenimin karıncalanmasına sebep oluyordu. "Ne zaman başlayacağım?" Mustafa kapıyı açmadan önce bana döndü: "Yarın sekizde ofiste ol. Birlikte dağ evine gideceğiz, böylece sen de ilk günden görmüş olursun." "Peki efendim." "Efendim mi?" Mustafa yine sıcak bir kahkaha patlattı. "'Efendimi ona sakla," eliyle masadaki Alexandr'ı gösterdi, "Bana sadece Mustafa bile diyebilirsin bebeğim." Bebeğim mi? Başka birisi olsa herhalde çantamı kafasına geçirmiştim. Ama Mustafa'nın sıcacık yeşil gözleri ve gülümsemesi içime işlerken yalnızca; "Mustafa Bey bence iyi." dedim. Mustafa bozulmak bir yana, yine şen bir kahkaha atarak beni şaşırttı ve kapıyı açarak asistana doğru yürüdü: "Dünya hanıma hemen bir ofis ayarlayın. Yarın sabah başlayacak." İçeriden Alexandr'ın gür sesi duyuldu: "Bu kattan çok uzak olmasın!" Mustafa gülümseyerek bana göz kırptı: "Sabah görüşürüz bebeğim."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD