KARAR GÜNÜ!!!!

1386 Words
Ne oldu ki, biri gözlerime beton döktü sanki. Neden her yer puslu. Kesin komaya girdim ve yıllardır uyuyorum. Yaşlandım demek ki! Ama odamdayım,nerde kablolar serumlar. Allah ım ben niye göremiyorum, diye düşünürken aynaya baksam iyi olacak. Aynaya baktığımda gördüğüm dehşet-ül vahşet halimi görmesem daha iyiydi sanırım. Gözlerim şişmiş kıvırcık olan saçlarım iyice dağılmış dün bir de maskara denen boyayı da sürmüştüm. O da dağılınca gerçekten korku filmi karakterine layık bir performans sergiliyordum. Hemen banyoya gitmem lazım diye düşünürken içeriden homurdanmaları duyabiliyordum. Annem soruyordu ‘’daha kalkmadı mı’’ diye. Daha fazla zaman kaybetmeden bir an önce yüzleşmeyi yapmam gerekiyordu. Korkunun ecele faydası yok Mine, hadi kızım toparlan gazıyla banyoda işlerimi halledip padişahın fermanını dinleme zamanı. Salon a geçtiğimde annem, Sıla ve Meryem teyze oturuyorlardı. Buyrun cenaze namazına!!! Babaannemi çağırsam aslında o bana destek olabilirdi,ama artık onun için çok geç. Derin bir nefes alıp şirin görünmeye çalışarak ‘’ GÜNAYDIIIIN ‘’ diyerek girdim içeri. Sanki o kadar olay olmamış,gece boyu ağlamamış hayallerine veda etmemişçesine. Bendeki rahatlık şalvarda yok tavrıyla mutfağa yöneldim. Biran önce demli bir çay içmeliyim ki savunmamı yaparken kalemi kırdırmamalıyım. O sırada Sıla geldi yanıma, -Ben biraz sinirini aldım, düne göre daha iyi. Aman gözünü seveyim çeneni tut, yoksa ben bile giremem araya. Ben çayımı doldururken devam etti -Sabah Derya ablam aradı, o da işin içinde Hale nin olduğunu öğrenince seni dinlemesini istedi. Bişeyler daha konuştular ama odaya geçince duyamadım. Ama daha sakindi sabaha göre, sonrasında da Meryem teyze acil konuşmamız gerek diye o da geldi. 1 saattir içerideler ve sigaranın biri yanıyor biri sönüyor. Gazan mübarek olsun bacım. Ne de güzel moral de veriyor canım ablam değil mi Bunun üzerine hemen bir şeyler atıştırıp salona geçtim. Annem ve Meryem teyzeyi ellerinde sigara kahveleri önlerinde fısıltı ile konuşuyorlar. Mine bu maç burdan dönsün kupa senin. Çünkü annem sigara içen bir kadın değil, ya çok keyifli ya da çok sinirli olduğu anlarda yakar o da bir tane. Hele ki evin içinde kıyamet kopmuş olması lazım. O an acaba güneş batıdan mı doğdu diye bakmak bile istedim. Karşılarına geçip ‘’ tiz vurun kellesini’’ repliğini duymaya hazır bir şekilde emirlerini bekliyordum. Annem bir an şişmiş gözlerime baktı, tam acıyacak gibi oldu sandım. Sert sesiyle bana ‘’ otur anlat bakalım küçük hanım. Bir de yediğin naneleri sen anlat, anlat ki içimde sana olan güvenime dair bir kıvılcım hareketlensin. Artık ne anlatacaksan’’ aslında o son cümleyi söylemese daha dirençli olabilirdim. Ellerim önümde koltuğun ucuna oturmuş göz teması kurmadan konuşmaya başladım. Sesim o kadar cılızdı ki umarım beni duyuyorlardır. Hayallerimin yıkıldığı günden itibaren başladım anlatmaya. Mustafa ile samimiyetimizi biliyorlardı aslında ama neden böyle bir duruma düştük bende bilemiyorum. Hadi elalem denen kendini bilmezler inanmış ama annem ile Meryem teyzenin nasıl akıllarından geçti bilemiyorum. Ben konuştum onlar dinledi, bir ara Meryem teyze gülecek gibi bile oldu. Bence iyi bir savunma yapmıştım. Ama annemin ifadesinde gram değişme olmadı. En son -Bi daha ruj falan sürmicem söz valla Dediğimde Meryem teyze tutamadı kendini. -Ay ilahi Mine sence tek derdimiz ruj mu, olayı oraya nasıl bağladın -Öyle deme Meryem teyze, ben o ruju sürmeseydim o Hakan denen süzme bana bakmazdı. Annem sessizliğini bozarak -Dünü unutma, çünkü bizi çok büyük hayal kırıklığına uğrattın. Kimle görüştün, kiminle konuştun değil olay. Bizden gizli yediğin haltlar bizi üzdü ve haliyle kızdırdı. Biz seni dersaneye gidiyor diye bilirken 2 aydır derslere girmemişssin. Ya başına bi olay gelse ne yapacaktık biz,nerde arayacağız seni,kime soracağız. O an gözleri doldu ve ben o an anladım benim için endişelendiklerini. Boğazını temizleyip devam etti - Mustafa dün Meryem ile konuşmuş, fotoğrafı ve o günü anlatmış. Biz neden seninle alakalı bişey bilmiyoruz Mine , neden buna izin vermiyorsun, neden aramızda duvarlar ördün. Tam ağzımı açıp ‘’ çünkü varsa yoksa Sıla ve mükemmelliği yaşattığı gurur sana yetiyor, abim ve hastalığıyla ilgileniyorsun. Derya oradan sizi yönlendiriyor ve istediği hayatı yaşarken takdir ediyorsun, Sevgi nin dertlerini dinliyor ona destek oluyorsun. bana sıra gelmiyor. Yapmak istediğim her şeye kulp bulup eleştiriyor hatta karşı çıkıyorsun da ondan.Onlarla dolup bende deşarj oluyorsun. ‘’ diyemedim. Yüzüne boş boş bakıp gözlerim doldu ve sadece omuz silktim bilemiyorum der gibi. -Neyse daha uzatmayacağım zaten sınava toplasan 4 haftan kalmadı. Dershaneye gitmiyorsun, bakkalda beklemekte yok. Sadece Cuma öğlende namaz saatinde gidip geleceksin, onun dışında 1 günde izinlisin. Ya Sıla ile ya da Mustafa ile çıkmana izin var. Onun dışında istersen odanda ders çalış, istersen benimle birlikte ev işi yap. Bu arada gece arka kapıdan kaçarım, birkaç saat takılır gelirim gibi düşüncelerin varsa unut. Ben çıkarken herkes uyuyordu, nasıl farkettiler ki. Çok dikkatli ve sessizdim oysa ki. Yani Mine kısacası şıçtın kızım, ‘’ hapise atın beni’’ diye düşünürken annemin yeşilleri siyah olmuştu. Yine mi sesli düşündüm ben ya. Düşünme Mine sen mümkünse düşünme bile !!! Annem bu sefer sesi daha sert şekilde -Pek ümidim yok ta, olurda yerleşebilecek bir puan alırsan ya Samsun da ya da Malatya da ablanın yanında okuyorsun. Başka bir şehir gibi bir seçeneğin yok. Seni fazla şımarttı baban ama artık baban bile bu şartları değiştiremez. Sabah Derya ile konuştuk, o sundu bu teklifi. Yoksa bana kalsa ilçe den bile çıkarmazdım seni. Artık dolmuş gözyaşlarıma hakim olamıyordum, sicim gibi akıyordu. Ağlamamak için kendimi tutmaya çalıştıkça bana inat daha çok gözyaşı salgılıyordum. Hangi hormondu bu ve hangi organ üretiyordu bu salgıları. Organ olarak bağışlamak istiyorum şu an şimdi, doktor yok mu …. Ben ağlarken Meryem teyze anneme fazla mı oldu diye bakarken annem son yudum kahvesini içti ve -Diyeceklerim bu kadar, şimdi git bir ağrı kesici al. Adet günün bugün sancı çekip daha da kötü olmanı istemiyorum. Sıcak su torbası da çekmecenin üst gözünde, yün çoraplarında komodinin üstünde. öğleden sonra da Mustafa gelecek. Ona da yapman gereken açıklamalar , arka bahçede konuşacaksınız. Daha milletin ağzına laf veremem. Şimdi az önce ben ne yaşadım? Annem celladım oldu astı kesti, sonra da şefkatin dibine vurup adet günü sıkıntı çekmemem için tüm detayları düşünmüş benimle ilgilenmişti. Öyle ölmem ben valide hanım, çek vur tek hamlede olsun bitsin. Benim beynim bu kadar keşmekeşi nasıl kaldırsın. İçimde Günyüzü görmemiş küfürler açığa çıkmadan uzaklaşmalıyım. Annemin dediklerini yapmadan önce banyo ya girdim, dediği gibi regl olmuştum. Üzerimi değiştirip dediklerini yaptım. Yoksa bu sancının sonu acilde serum ve iğneyle bitecekti. Babam diğer ablalarımda hiç bilmezken bu belirtileri sayemde beni hastaneye az taşımamış. Hatta çoğu zaman regl günüm yaklaştığında bunun dalgasını bile geçmişti. ‘’ o bu aralar çok sinirli,malum günü yaklaşıyor. Çikolata getirdim kızıma hatta bu gece acildeki hemşirenin eli hafif sıkıntı yapma’’ diye. Ah be mavi gözlü ponçik babam, şu an sana sarılmalıydım. Bu düşüncelere dalmışken en iyisi uyumak olacaktı, çünkü ilaç etkisini gösterene kadar sancım ile başedemeyebilirdim. Aradan geçen 3 saat deliksiz uyumuştum. Annemin beni Mustafa nın geldiğini söylemesiyle kalktım olduğum yerden. Yine dağılmış saçlarım, ama lohusa topuzu yapıp üzerime hırka alıp arka bahçeye geçtim. Mustafa çayları alıp oturmuştu bile masaya. Geldiğimi farkedince umursamaz bir tavırla diğer tarafa döndü yüzünü. Bende tam karşısına cenin pozisyonunda oturdum sandalyeye. Yüzüme baktı ve -NE ZAMAN EVLENİYORUZ ??? Gözlerim kocaman oldu,içtiğim çay boğazıma takıldı. -Ne diyorsun, manyak mısın sen. Okuyacağım ben, daha çok küçüğüm,hem ben ev işlerinden anlamam -Valla onu adımı çıkarmadan önce düşünecektin, namusumu temizlemen lazım. -Mustafa bak canım kankim, olaylar öyle olmadı anlatayım Diye ikna etmeye çalışıyordum,sanki karşımda tanımadığım biri varmış gibi. Ağız dolusu kahkaha attı, bense aptal aptal yüzüne bakıyordum. - Kızım sen iyi değilsin. Neyin ikna çabası bu, benim ben çocukluk arkadaşın, abin… Alo sana diyorum hey!!! Yine gitti bunun uydu, alıcıları kapandı Ben o ara ağlayarak beyaz gelinlik ile düğün dansımızı yapıyordum ki, beni dürtmesiyle kendime geldim. -Mustafa bak biz seninle abi-kardeş gibiyiz. Senin böyle düşüneceğini bilemedim, hatta sen kimse ile görüşme diye sevgili taklidi yaptık. O görümcelikten ileri geliyordu, sende biliyorsun bunların hepsi oyundu. O resmi senin takıklarından biri çekmiş, olayı sende biliyorsun ….. Diye saçmalamaya devam ediyordum. Ki ikinci kahkaha bu sefer Sıla dan geldi Bende ki aydınlanma işte o an oldu. Benimle dalga geçiyordu aklı sıra kaslı kütük Ama benim o an ki sinir boşalmam ile hıçkırıklarım ve gözyaşlarım hatta sümüklerim de karışınca ikisi de birbirlerine baktılar. Ne oldu der gibi kafa sallıyorlardı. Bense içinden çıkılamaz kriz anına çoktan girmiştim. Sıla o an -Anne ambulansı ara çabuk dediğini duydum Ve yine bilindik bir rahatlama hissi ile karanlığa çekildim. ……………………………. Yine o dezenfektan kokusu içinde uyandım. Kurtuldum artık, bitti diye düşünürken hastalığımın ve ataklarımın tekrar başlaması hiç iyi olmadı. Allah'ım ne olur regl sancımdan dolayı bayılmış olayım. Tekrar o dipsiz kuyulara düşmek istemiyorum
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD