PİŞMİŞ TAVUK MU, MİNE Mİ ?

1226 Words
Neden ???? diye saatlerce ağladım ve hatta Sılanın göğsünü ıslatmıştım… -Abla dedim gözlerim şişmiş ve hala ağlarken. -Beni hiç mi sevmiyorsunuz, hiç mi önemli değil benim istediklerim. Sonuçta Hale nin nasıl bir insan olduğunu hepimiz biliyoruz. Olanları benden dinlemeden nasıl infaz edildim ben. Derken hıçkırdığımı hatırlıyorum. Sıla derin nefes alırken bir yandan da beni sakinleştirmeye çaılışıyordu. Olan tüm herşeyin farkında ama o da çaresizdi. Çünkü abimin atakları fazlalaşmış durumu gittikçe kötüye giderken ailemin çaresizliğinin de farkındaydı. Birde bunun üzerine benden beklenmeyen bir durum olunca yapacak bişeyi onunda yoktu. Hatta o bile sevdiği adamı bile dile getirmiyor,hatta bu durumlardan o bile sıkıntı çekiyordu. Belki ilk defa Sıla ile bu kadar çok yakınlaşmıştık. Ben ağladıkça o da ağlıyor,beni teselli edecek en güzel cümleleri seçiyordu. Her şeyin daha güzel olacağına beni ikna etmeye çalışıyordu. Ama benim içimdeki yangın bir nebze bile dinmedi. Bir saate yakın öylece oturduk… Kapının hızlıca açılmasıyla ikimizde irkildik. İçeri giren annemdi, sanki evladı değilde bir düşmana bakar gibi bakıyordu bana. O an karşımda annem değilde bambaşka biri vardı sanki. Babamın içeriden -Bırak hanım şimdi sırası değil Demesi sanki ateşe benzin atmış gibi bir etki verdi. -Bana bak küçük hanım, bu kadar şımarıklık çok fazla. Her şeyine evet dedik,erkek gibi dedik, bakkal sevdana evet dedik. Ama sen okumak adı altında ne haltlar yiyormuşsun onu gördük. Bi adımızı çıkarmadığın kalmıştı. Maşallah sana başka yüzümüzü öne eğecek planların var mı? Şimdi tercihini yap ya burda gözümüzün önünde okursun, hoş kazanabileceğinden ümidim yok ya. Ya da o sokaklarda sürttüğün adamlardan birine söylersin seni gelip ister evinin hanımı olursun. Başımıza orospu olma ihtimalin yüksek olduğundan ben seçeneğimi ikinciden yana kullanırdım. Annemin bu söylediklerine inanamadım. Bir insan evladına nasıl bu cümleleri kurabilir. Ayağa kalkıp karşımda annem değilde bir başkası varmış gibi gözyaşlarımı elimin tersi ile sildikten sonra -Ben ne yaptım bu hakaretleri işitecek. Yediğimin haltın farkındayım ama bu kadar da değil karşılığı. Ne demek herşeyden vazgeç, benim hayallerim var biliyorsun. Ben istemedim lanet sistem öyle olsun. Ama başka yolu var 2 yıllıktan sonra yükseltme sınavına gireceğim. Bu kadar mı güvenmiyorsun bana, hiç mi evlat olamadım sana. Bunları söylediğimde annemin üzerime yürüyeceği esnada Sıla araya girerek -Anne yapma, ben konuşacağım. Şu an çok sinirlisin Derken annemi odadan çıkarıyordu. Garip olansa babamın bu sesler karşısında hiç yanımıza gelmemesiydi. Şu anda en çok ona ihtiyacım vardı, o beni dinlerdi. Annemi ikna eder, bir yol bulurdu. Ama o yoktu, mavi gözlü devim beni yapayalnız bırakmıştı. Tekrar hıçkırmaya başladığımda aslında ağlamam babama idi. Derken annemin arkasında belirdi ve bana attığı o hayal kırıklığına bürünmüş bakışını attı. Sanki en büyük günahmışım gibi baktı ve odanın kapısını kapattılar. O an kendime geldim, başka bir iş vardı bu olayda. Bu kadar tepki sadece biri ile görüştüm diye olamazdı. Soru sorar tarzında bakınca beni yatağa oturtup konuşmaya başladı -Bu anlattıklarımdan sonra Hale ye tek söz etmeyeceksin. Bak dövmeyeceksin falan demiyorum, tek kelime dahi konuşmayacaksın. Bana söz ver Mine Bende o an bir aydınlanma oldu. Evet ya Hale o vardı çıbanın başı. Ben Hakan tarafından yaşadıklarımı düşünürken onu hep unutmuştum. Aslında eve geldiğimde direk anneme anlatsam eskisi gibi arkamda durur konuşanların ağzını bağlar, onu ise iki lafıyla alt ederdi. Ama ne olmuştu da ben bir dipsiz kuyuya atılmıştım. Sıla başladı tekrar konuşmaya -Hale senin 2 ay boyunca dershaneye gitmediğini, gittiğin anlarda da sadece o çocukla zaman geçirdiğini. Hatta Mustafa ile arkadaş olmadığını,onu kıskandırmak için birçok erkekle de görüşmüşsün. Fotoğraflarınızı çekmiş Mustafa nın omzunda ağlarken, o çocukla dershanede terasta gülerken . Hatta bu akşam da elele çekilmişleri görünce sustu sadece. Düşünsene Mine annem Hale ye hiç bişey diyemedi. Hemde yanında Serpil yengem de vardı. Sanki kızının yediği naneleri seninle bastırıyor,’’ benim kızımın adı çıkmış mahallenin dedikoducularından, ama senin Mine hep masumdu ya, bak gör kızını da övünmeyi bırak artık’’ demiş. Aradan çok geçmeden bir kadın aradı annemi - ‘’kızınız oğlumun peşini bıraksın, biz düğün hazırlığındayken servet avcısı kızın yüzünden benim gelinim üzülemez. Elinin kiri ne kadarsa öderiz,sorun değil ama boş hayallere kaptırmayın kendinizi. Ben sizden kız alacak kadar küçülmedim kızınız kendisini yamayacak başkasını bulsun davul bile dengi dengine.’’ -Babam annemle severek evlendiler biliyorsun, bir kadın babama aşıkmış. Ailesinden falan babaannem hazetmezmiş. Kadın babama iftira atarak onu annemden ayırmaya çalışmış babaannemde bunu öğrenince kadına milletin içinde ‘’ kendini yamayacak başka birini bul, ben seni merek kapısından bile geçirmem davul bile dengi dengine’’ diye paylayınca bu kadın da zengin biri ile evlenip İstanbul a gitmiş. Ablam bunları anlatırken boş boş yüzüne bakıyordum, ne alaka kel alaka gibisinden -Bil bakalım kim bu kadın ???? Tek kelime çıktı ağzımdan, dolu dolu -SİİKTTİİİRRR !!!!! Hakan denen döl israfı güvenimin, duygularımın içine etmişken bir de annesi olacak memleket sermayesinin de diline laf vermiştik. Önümüzdeki 3 ay konu belli oldu kasabanın. Ben hepsinin karşısına geçer lafları rulo yapıp susuz geçiririm ama gel gör ki kaosun baş rolü benim. Ve babam böyle bir durumda susmanın erdemliğinden girip asaletinden çıkardı. -Sonrasında Meryem teyze, Mustafa nın annesi geldi. Mahallede dedikoduyu yaymışlar çoktan. Bilirsin bizi evladı gibi sever. Olay nedir değildir diye ‘’- ben Mine yi severim,evladımdan ayrı değildir. Bildiğim kadarıyla iyi arkadaşlar, ama varsa böyle bir durum ahretliğim uzatmayalım. Önü ardı kesilmez lafların, diğer konuşulanlara ben itibar etmem zaten.’’ Deyince annemin gözü hepten seğirdi. Annemde Meryem teyzeyi münasip bir şekilde konuşur bakarız diye gönderdi. O an aklıma geldi bir telefonum olduğu. Elime almam ile 48 cevapsız rakamları bol mesaj sayısı ile kalakaldım. Aramaların 45 i Mustafa ya ait diğer 3 ü Hakan denen mal değneğine. Mesajlar da Hakan dan. Okumadan sildim hepsini. Mustafa dan 1 mesaj gördüm. O da ‘’ AÇ ŞU KODUĞUMUN TELEFONUNU NE BOK YEDİNDE BU DURUMDAYIZ’’ -ANAAAAA!!!! Ablam gözümün içine bakarken mesajı göstermem ile o da şok oldu. Çünkü Mustafa hayatta küfür etmez, mesaj yazması içinde dünya harbi falan olması lazımdı. Şu anda tek dilek hakkım olsa 5 saat öncesine gitmek isterdim. O eli tutan elimi, hovardalık yapmak isteyen ruhumun taaa………. Sıla nın gözünün içine bakarak saati sordum. Saat akşam 10 u geçmişti. -Benim Mustafa ile görüşmem lazım. -Bu saatte, sen kafayı yemişsin. İçerideki cehennemden çıkabilirsen buyur canım. Benim ablalık görevim burda son bulur. Derin bir of çekerek haklıklığına boyun eğdim. O da anlamışçasına yüzüme bakarak sordu -Şimdi sen anlat , az çok seni tanıyorsam olay başka olmalı. Olanları en başından anlattım, Mustafa ile olan resmi, Hakan denen gereksizle nasıl muhabbete başladığımızı. Ve en son da bu akşamı. -Abla valla çok pişmanım, nasıl böyle bir gaflette bulundum. Neden bir anlık boşluğa düştüm bilmiyorum. Ellerimi göstererek -ilk defa bu akşam elini tuttum. Hatta o tuttu çok çekme istedim ama bir anda hoşuma gitti. Ama şimdi kendimden iğreniyorum. Tecavüz edilmiş gibi hissediyorum. Derken yine ağladım Ellerimi kan içinde gören ablam daha bir sardı beni, ellerimden öptü. -bir daha herhangi bir mahluk için kendine yapmayacaksın böyle bir şey, bu işin içinden bakalım seni en az hasarla nasıl çıkartıyoruz. Ah Mine Ahh. Bir köy gelse sana bunu yapamazken sen kendini ne duruma soktun… şimdi güzelce uyuyorsun, sabaha bir yol buluyoruz… dedi ve beni alnımdan öperek çıktı odadan….. Güne veda sigaramı içmeden uyumayacaktım. Bu kadar olaydan sonra beni sakinleştirebilecek tek şey bu idi. Tabi o anda Hale ye meydan dayağı atsam, Hakan a çin işkencesi yapsam hatta elim değmişken aradan birkaç kişi de çıkartsam da sakinleşebilirdim ama. Bu gece uslu durmalıydım. Sıla ablamı dinleyecektim ilk defa. Bu arada biz nasıl bu kadar samimi olduk anlamadım. Belki de o da beni seviyordur  neyse yıllar ın Sıla sı , bi akşamda bana ilan-ı aşk edecek hali yok ya YARIN OLA HAYROLA
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD