Yeliz in yanına gittiğinde gözlerim sanki birer cinayet faali gibiydi.
- Evet tekrar et bakalım minik yılan, ben neyi yapamıyor muşum ?
- Kantindeki çocuğu diyoruz, kimseye pas vermiyormuş. Mine alt eder illa konuşur, dediler de.
diye pis pis sırıtıyordu leşe çökmüş sırtlan gibi... Ben bunu bı güzel dövsembdiye içimden geçirirken yine çıkardı çatal dilini
- İşte onu diyorum, yapamazsın!! Sen kim bir erkekle flört etmek konuşmak kim...
İşte o zaman kendimi bile fark etmediği bir kadınlık çöktü üzerime. Saçlarımı savurup yanlarından uzaklaşıp direk avıma yönelmiştim. Allah'ım bu edalı göz süzerek yürüyen ben miyim diye düşünürken birden duyduğum ses ile kendime geldim.
- Buyrun ne istemiştiniz ?
Ben şok olmuş halde özüme döndüğümde
-demli ince bardakta çay, yanına da sanayi tostu yapıyordu Hikmet abi ondan istiyorum
deyince yeşilleri bir anda üzerimde gezinmeye başladı. Tabi o da şaşırmıştı, bir kızın böyle isteklerinin olmasına.
Bense utancımdan günlük gazetelerin spor sayfasını karıştırıyordum göz göze gelmemek için.
Beşiktaş ın haberlerinde fazla oyalanınca sanki sohbet açmak istermiş gibi sorular sormaya başladı.
- Beşiktaşlı mısın, seni hiç görmedim ler ... falan
insafsızın oğlu bi susta işini yap, elim ayağım titriyor demek istedim. O heyecanla çayı almaya teşebbüs etmemle çocuğun üzerine boca etmem bir oldu.
"Anam yandı tüm malvarlığı..."
Gözleri kocaman yüzüme bakarken ben kaynar çayın sıcaklığı diye düşünüyordum ki , sesli düşünmüştüm..
Hah Mine bu tüy dü, diktin rahatladın....
Şimdi döndür bakalım bunu buradan,
"sadece selam verecektin, ismini öğrenecektin o kadar..."
Diye yine sesli düşünmem ile gamzesini ortaya çıkaran bir gülümseme ile cevap verdi yanmasını umursamadan.
-Sana da merhaba, ben Hakan. İsmimi öğrenmek için beni yakmana gerek yoktu. Hatta biraz beklersen ben sana soracaktım ismini
derken defterin üzerinde yazan ismimi görünce
-MİNE dedi
Allah'ım bu hangi ormanın derinliğinin yeşili ve neden ben bu ormanda kaybolmak istemindeyim.
Boğazımı temizleyip ellerimdeki peçeteyi masaya bırakarak
- kusura bakma
diyerek uzaklaşırken.
- Bu arada mal varlığım gayet iyi.
dediğini duyduğumda ki bakışım onu öldürmekle eş değerdi.
- Aileden zenginiz, burda sadece yardım amaçlı duruyorum dedi.
- Maddi olarak bilmem de, MAL olarak zengin olduğunuzu senden anlardım
diyerek saçlarımı savurarak uzaklaştım elimdeki tepsiyle. Ama çay im dökülmüş ve yenisini almamıştım.
Ondan çekinecek değildim tabi. Hem tostu sade yiyemezdim. Geri döndüğümde yine piç sırıtması devam ediyordu. Konuşmak için geldiğimi düşündü sanki.
- Çay dedim hızlıca, ince bardakta verir misiniz derken hâlâ sırıtıyordu.
Allah'ım akıllı beni bulmaz deli peşimden ayrılmaz.
- Bu sefer üzerime dökmeyeceksen vereyim demez mi
- Yok, kurban geliyor. Ailenin MAL varlığına zarar vermeyeyim. dedim ve mis gibi çayımı alıp masama gittim.
Kantin boş ve dersin bitmesine daha 1 saat var. Tostumu yedikten sonra terasa çıktım. Yağmur yağıyor ve kibriti yakamıyordum. Kuru bir yerde tekrar denerken bir şey yandı. Bizim tayfadan biri diye kafamı kaldırdığımda hiç beklemiyordum Hakan olacağını.
Teşekkür ederim deyip sırtımı kuru duvara verdim ve onun aksi yönünde duruyordum.
Uzun boyu ve sanki kaslarını gözüme sokmak ister gibi yağmura rağmen karşıma geçti. İncecik gömleği vücuduna yapışıyor her damlada, sanki çekici olmak için çaba sarf ediyor evren ile ortak çalışıp.
Kendine gel MiNE!!! derken yine mırıldanmıştım.
Benim çenemin yayı yok arkadaş, biri bana dur desin.
- Ne oldu, etkilendin mi diye yine sinsi gülüşünü bezendi.
- Bu iş artık çok uzadı. Bana bak arkadaşım. Burda bir çok kızın hoşuna gidebilirsin, hatta seninle flört etmek isteyenler bile olabilir fakat sen şu an yanlış ata oynuyorsun. Buradan sana ekmek çıkmaz. itiraf ta etmem gerekirse az önce saçma bir şey e kalkıştım. Birilerinin gazına gelip seninle tanışmak için iddiaya girmek gibi bir gaflette bulundum. Ama tövbe kapısı hep açık. İlk saniyede vazgeçtim ve tövbemi de ettim. Şimdi müsadenle ciğerlerim bayram etsin yol da buradan diye işaret ettim.
Ama kime konuşuyorum, mazoşist midir nedir. Benim her hakaretimde adam daha da geniş gülümsüyor.
- O zaman desene kazandın.
-Af buyur!!!
- iddiayı diyorum kazandın. Ama bu sefer herkes karlı çıktı.Ben sana gelmeden sen kendin geldin. İnan bir iddiaya kurban gitmek bu kadar hoşuma gitmemişti.
-yılışık mısın sen!!!
Hem bak içeride seni bekleyen birileri olabilir senin sonuçta kantinin başında durman gerekmiyor mu?
derken elalarım sanki birer alev topuydu.
Hakan hafifçe başını bana doğru eğilerek kulağıma
-Sen farkında değilsin ama Mine ben yaklaşık 3 aydır buradayım ve seni ilk gördüğüm andan itibaren göz hapsine aldım. Gördüğüm kadarıyla da diğer kızlar gibi ritüellerin yok ve inan bu benim çok hoşuma gitti o yüzden diyorum ki en başından mı başlasak ?
Gözlerimdeki alev sönmüş elalarım kocaman açılmış ona doğru şaşkın bir şekilde bakarken Bir de kendime baktım.
-Bak sen beni yanlış anladın dediğim gibi ben diğer kızlar gibi pek naz niyaz yapmayı seven onlar gibi süslenen ben hatta erkek denilebilecek kadar farklıyım. istersen aslan parçası sen başka yerde avına odaklan. Ama dersen ki kanka oluruz orası ayrı.
dediğimde ikimiz de gülüyorduk.
geçen bir saat boyunca uzunca sohbetimiz oldu hatta ondan etkilenmiş bile olabilirdim.
Zaten mühendislik hayallerim suya düşmüş, olabilirse olacak tüm bölümlere alabilecek puana sahip olurdum zaten.
O yüzden belki ben de ilgi görmek istiyorumdur, belki ben de beğenilmek istiyorumdur, belki ben de ilk defa kız olduğumu orada fark etmişimdir.
Hakan'ın saçma ilgisi saçma bir şekilde benim de hoşuma gitmişti. Hatta o kadar ki girmem gereken iki derse daha girmemiştim. Ve bundan gram pişmanlık duymuyordum. Belki de hayatımda ilk defa aman be deyip bu anın ve bu yaşananların tadını çıkaracaktım tabii ki sonunun böyle olacağını bilemeden.
.........................
1 AY SONRA
Hakan ile olan sohbetimiz samimiyetimiz ilerlemişti, flört aşamasına bile geçmiştik.
Hakan 22 yaşında İstanbul'da işletme bölümü okuyor. Bu sene orada yaşadığı bazı olaylardan dolayı 2. dönem ailesi tarafından Samsun'a eniştesinin yanında çalışma cezası verilmiş. Ailesi İstanbul'da yaşamasına rağmen şımarıklıklarını bu şekilde törpülemeyi düşünmüşler.
- hayatımda aldığım en güzel ceza olacağını bilemezdim.
Evet yine dershanedeyiz yine teras bey ve ben yine derse girmedim. Hakan ile tanıştığımdan beri kendime tezat davranışlar sergiliyorum. ama dediğim gibi hayallerim suya düştükten sonra ben de bazı şeyleri çok takmamaya çalıştım.
buna hiçbir erkekle flört etmeyeceğim kuralını çiğnemekle başladım.
Dersler bitmişti Hakan da kantini kapattığında beraber çıktık. İlk defa o akşam beni eve bırakmak istedi. ne kadar mahalle içinde görülürüm sıkıntı yaşanır desem de kararından vazgeçmemişti. Yolda yürürken bir anda elimi tuttu ve ben ne olduğunu anlamamıştım bile. elimi çekmek istediğimde ise artık seninle dalga geçmediğimi ve ciddi olduğumu anlamışsındır dedi. içimdeki ses ne kadar inanmak istemese de bir şekilde ona çekiliyordum. Bir tenin ne kadar iğrenç olduğunu bu akşam anlayacaktım.
El ele yolda yürümeye devam ederken karşıdan gelen tanıdığım fakat hiç muhatap olmak istemediğim bir grup genç ile karşılaştık. o anda hepsi bize bakıp gülerek geliyorlardı. Hakan elimi tutmaya devam ediyor ve karşıdan gelen gruba doğru ilerliyorduk. içlerinde en nefret ettiğim kişi olan Faruk ağzından çıkan pisliklerin farkında bile değildi.
- Oooo Hakan sonunda avını yakalamışsın. oğlum senin elinden de biri de kurtulsun. Mine yi bile kendine aşık ettiysen senden korkulur aslanım.
O anda ne olduğunu anlamadım söylenenleri idrak edemedim. Hakan'ın yüzüne ne diyor bu dercesine bakıyordum. Hakan sanki söylediklerini gale etmez bir tavırla
- Hadi Faruk kardeşim bu akşam sırası değil goygoyuna başka yerde devam et
dediğinde işte benim ilk yıkıntım burada başlıyordu
Faruk bu dediğine bozulmuş olacak ki o anda zehir saçan sözlerine devam etti
- Neden koçum, Mine senin 2 aya evleneceğini biliyordur herhalde. Sen demedin mi son turlarımı atıyorum buna da Mine'yi dahil edeceğim.
O anda elimi ellerinden kurtarıp nasıl bir tokat attığımı bilmiyorum. Suratında elimin izi çıkmış hiçbir şey demeden yüzüme bakıyordu.
Tam ağzını açıp ona hakaret etmeyi isteğiyle doluyken kaldırımın diğer ucunda mahallenin boş gezen en aptal insanının bizi izlediğini fark ettim.
En nefret ettiğim kuzenim Hâle...
Şu an bunun olmaması için ne gerekiyorsa yapmak istiyordum ama biliyorum ki aradan 10 dakika geçmeden annem ile babam hatta bütün sülale Bu akşamı öğrenecekti.
Şu anda yer beni alabilir kıyamet kopabilir hatta ben toz olup uçabilirim.
Oradan hemen uzaklaştım, Hakan olduğu yerde kalakalmış hiçbir şekilde yerinden kımıldamamıştı. Bense deli gibi eve koşuyor bir an önce odama gidip uyumak istiyordum.
Bakkala uğramadan direkt eve gelişim ev içinde yadırgansa da hastayım deyip odama gittim ve kapıyı kapattım.
Tam yatağıma girip ağlamak istiyordum ki en son elimin Hakan'ın tuttuğunu fark ettim. Sanki tüm vücudum kirlenmiş Bir pisliğe dokunmuş gibi hissediyordum.
Duşa kendimi neredeyse kıyafetlerimle atacaktım. Ellerimi kaç defa keseledim bilmiyorum fakat en son çıktığında o kadar tahriş etmiştim ki kanlar süzülüyordu.
Kimseyle konuşmadan direk yatağıma gittim kendimi uykunun dipsiz karanlığına bırakmak istedim.
.........
2 SAAT SONRA
İçeriden gelen bağırma sesleri ile uykumdan uyanmıştım. Gözlerim ağlamaktan şişmiş zor açabiliyordum.
En son annemin
- Kesinlikle Samsun'dan başka bir yerde okumayacak dizimin dibinden ayrılmayacak
dediğini duydum.
Tam yataktan kalkıp içeride ne demek istiyorsunuz diyeceğim anda ablam Sıla içeri girdi. ses tonu hem üzülür hem de azarlar gibiydi
- Nasıl kendine böyle bir kötülüğü yaptın, hayallerinden vazgeçmek için değer miydi ?
ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ki en son Hale nin bizi gördüğü aklıma gelmişti. Sıla yanıma geldi ve bana sarılarak
- Çok üzgünüm ama annem kesin bir dille herkese son sözünü söyledi. hale o kadar çok farklı şeyler anlatmış ki ne kadar yalandır desem de inandıramadım. Bak hem burada da güzel bölümler var senin de isteyebileceğin, onlara bakarız.
dediğinde anlamıştım artık hayallerimin çöp olduğunu!!!!!!!!!!!!!