Hızlı adımlarla emniyetten uzaklaşırken Özgür’ün sözleri zihninde dalga dalga yayılıyordu. Böyle bir yanlışı nasıl yaptığını kendi içinde sorguluyordu. Günlerce gözlerine uyku girmemiş ve beynini toparlayamamıştı. Bunun bir nevi suçlusu Özgür’ken o nasıl ona karşı bu kadar sessiz kalabilmişti. Aklı almıyordu. Olduğu yerde durup başını gökyüzüne kaldırdı. Yeni yağmaya başlayan yağmur damlaları yüzüne vurunca kendine geldi. Belki de Özgür haklıydı. Belki de o en basit bir işin bile hatasını yapabilecek kadar zayıf birisiydi. Belki de asıl suçlu kendisiydi. Gözlerinden akan yaşlar yağmur damlalarına karıştı. Sonra da yürümeye başladı. Adımları onu nereye götürürse oraya doğru yürümeye başladı. Daha fazla burada kalırsa boğulacaktı çünkü. Özgür ise Galip Başkomiserin onu çağırmasıyla bir

