BERFİN Serhat’ın gelmesini beklemiyordum. Genelde sabahları konağın kapısına dayanan Serhat nedense bugün öğlen vakitlerinde gelmişti. Yüzünde onda görmeyi beklemediğim bir gam ve umursayış vardı. Soluğu Miran’ın yanında almış gibi görünüyordu. Sanki bir şeye çare bulamamış da biraz olsun rahatlamak için tanıdık bir liman aramış gibiydi. “Neyin var senin?” diye sordu en sonunda Miran Serhat’a. Üst kattaki balkonun köşesine sinmiş onları dinliyordum. Sesleri bazen kesilerek kulağıma ulaşsa da neyden bahsettiklerini anlamak mümkündü. “İçimde bir sıkıntı var. Bir türlü geçmiyor, anlamadım gitti. Kendime gelemez oldum. Hiç sevmiyorum bu halimi…” Serhat’ın sesinden bile kendini pek de iyi hissetmediği belliydi. Her ne kadar az da görmüş olsam onun hakkında söylenenleri hatırlıyordum. Baba

