
Seyit Ali arsız bakışlarla dört göz dediği kızı süzerken az sonra yüzünün alacağı şekli düşündükçe keyfi katlanıyordu."Gel gelelim sebebi ziyaretimize" dedi Mahsun bey ama sözünü tamamlayamadan"Dicle'yi değil, Sena'yı kendime eş istiyorum" diyerek bombayı patlattı. Tüm şaşkın bakışlar ona dönerken Sena kapıdan çıkarken elinde ki tepsiyi yere düşürdü. Hızla arkasına dönüp Seyit Ali'ye baktı. Gözlüğünü sinirle geriye itti. Seyit Ali'nin yüzünde gördüğü muzip ifade elini ayağını boşaltırken"Ölsem de seninle evlenmem" diye karşılık verdi. Büyükler kendi aralarında konuşurken"Düğün için hazırlıklara başla sevgilim. Çok yakında vuslata ereceğiz" Sena daha da sinir olarak Seyit Ali'nin üzerine yürüdü. Seyit Ali bunu beklemese de sorun yoktu. Hızla ayağa kalktı. İkili göz göze geldi."Evleneceğin kızın yanında bu tarz şakalar yapmaya hakkın yok." Şerefsiz dememek için kendini zor tuttu."Ceyizin yoksa sorun değil Gelinim. Senin için her şeyi halledeceğim" Seyit Ali haddini fazlasıyla aşmıştı. Sena sinirden kıpkırmızı oldu. 4 göz, besleme, çirkin gibi lakapları takan kendisi değilmiş gibi birde onunla evleneceğini söylemişti."Köyün delisine varmak benim için bir seçenek olurda, sen olamazsın" Seyit Ali'nin dudağı alayla kıvrıldı ama gözlerinde bir kararlılık vardı."Bütün yolların bana çıkıyor sevgilim. Bu köyde benden daha delisi yoktur" (Haklı) Sena burnundan sert soluklar alırken, Seyit Ali'nin yüzünde eğlenen bir ifade vardı. Eğlenceli olacaktı. Bu evlilik kesinlikle istediği her şeyi ona sunacaktı...

