Odanın içinde müziksiz bir şekilde dans ediyorduk. Başımı göğüsünden kaldırıp yüzüne baktım. Aklını okumayı çok istiyordum şuan. Alkolün etkisiyle azgınlığımda vardı. Kendimi bir an Deniz abinin dudaklarına uzandığımda buldum. Oda benim öpüşüme karşılık veriyordu. Belimdeki eli kalçamı keşfe çıktı. Ellerinin bedenimde gezmesi o kadar hoşuma gitmişti ki. Küçük bir inilti çıktı dudaklarımdan onun dudaklarına.
Dudaklarımı çektiğimde oda durdu. Gözlerime baktığında içimde bir ateş yanıyordu. "Alkolün etkisine veriyorum Akel. Ben gitsem iyi olacak."
Masanın üstündeki eşyalarını alıp çıktı. camdan baktım gidişine. Sabah başım çok ağrıyordu ağrı kesici içtim. Sonra güzelce bir duşa girdim. Okula bu gün o kadar özenesim gelmedi.
Alp dün sanki beni öpmemiş gibi davranıyordu buna sevinmiştim. Arkadaşlığın bozulmasını istemiyordum. "Senin yakışıklıyı dün öptüm ben ama nasıl bir tip o ya. Bana karşı koyabilen ilk ve tek erkek." Sadece sana karşı değil bana karşı da öyle dememek için kendimi zor tutuyordum. Ela'yı akşam arayıp anlatmıştım. Önce sevinsede benden kaçarcasına gidişine oda üzülmüştü.
Okul o günde bir şekilde tamamlandı. Bu sefer mesaj gelecek mi diye çok beklemiştim ama mesaj yoktu. Eve kendim döndüm. Abimle ve annemle her zamanki sohbetimi ettikten sonra Ela'yı aradım uzun uzun konuştuk. Sonra meğersem onunda ailesi okul okumayacaksan evlen artık diyorlarmış. Ela tabii ki de sevmediğim biriyle evlenemem diyip duruyordu. Ela ile konuşmam bitince abim beni arıyordu.
"Efendim abi." "Abisinin bir tanesi ben bir şey duydum doğru mu? Sen kesin biliyorsundur." "Sor abi." "Bu Ela'yı evlendirmek istiyorlarmış diye duydum. Görüştüğü biri mi vardı?" "Duydukların doğru da görüştüğü biri yok abi." "Olur mu öyle gencecik kız bıraksınlar hayatını yaşasın." "Ailesi okumak istemiyorsun e o zaman evlen demişlerde o daha evlenmez. Sen niye merak ettin ki Ela'yı?" "Yıllardır evimize girip çıkan biri. Senin en yakın arkadaşın merak da mı etmeyelim."
"Edebilirsin abi niye bu kadar bağırdın ki." "Bağırmadım abicim neyse kapatıyorum ben." Ela'ya abimin dediklerini anlattım. "Odun Akın bile evlenmeme tepki verdiyse yanlış bir yola gidiyorum kız ben." diye mesaj atmış.
Kendime yiyecek bir şeyler hazırladım sonra film falan izliyordum. O günümde bitmişti Deniz abiden ses yoktu.
Yarın büroya gidecekti okulda hiç işi yoktu. Bense artık onu öptüğüm için kendimi suçluyordum. Selen onu öptüğünde onu geri çekmişti ama bende onu yapmayıp karşılık vermişti.
Deniz abiyi aradım. "Bir şey mi oldu Akel?" "Ben dün için özür dileyecektim abi. Seninde dediğin gibi sarhoştum. Ben bunun tekrarlanmayacağına yemin edebilirim." "Sorun yok. Ben zaten bundan eminim. İyi geceler Akel." "İyi geceler Abi."
Artık Deniz abiyle görüşmelerimiz neredeyse bitmişti. Benimde derslerim yoğunlaşmaya başlamıştı. Alp bana artık eskisinden de daha çok belli ediyordu hislerini. Bende ona belli ediyordum arkadaş kalmamız gerektiğini.
Abim Alp'i biliyordu. Hatta bana istiyorsam şans verebileceğimi söyledi. Ne yaparsam yapayım arkamda duracaktı. Bu arada Ela'nın anlattığına göre abim sürekli Ela'ya bir şeyler soruyormuş. Bu arada benim ailem Marmaris'te butik otel işletiyorlar. Babamla annem artık emekliye ayrılmış işleri abim devam ettiriyordu. Abim lisede meslek lisesi okuyup turizm otelcilik okumuştu.
Abim sanırım Ela'dan hoşlanıyordu ama sanırım benim arkadaşım olduğu için açılamıyordu. Aslında ben küçükken Deniz abiye ilgili duyarken Ela'da hep abime ilgi duyardı ama abim kızlarla takılmayı çok sevdiği için Ela üzüleceğini anlayınca abimden nefret ediyor gibi davranıyordu. Bana karşı bile ama ben onun en yakını olduğum için bu durumu anlayabiliyordum.
Öpüşmemizin üzerinden iki ay geçmişti ve biz Deniz abiyle o günden belli neredeyse telefon hariç hiç görüşmüyorduk. Ben o gün kendimi aşırı kırgın ve hasta hissettim. Annem ve abimi telaşlandırmak istememiştim bu yüzden Deniz abimi aramıştım.
"Abi ben biraz hasta oldum sanırım. Gelebilir misin?" "Tamam abinlere haber verdin mi?" "Deniz abi telaşlanırlar hiç haber vermeyelim o kadar çok hasta değilim zaten." "Tamam ben birazdan oradayım." Üstümü kat kat giymiştim çok üşüyordum. Ateşim olduğu için üşüdüğümü biliyordum ama istemsizce kat kat giyinmiştim.
Çok kısa bir zaman sonra kapı çaldı kapıyı titreye titreye açtım. sonra da koşarak yatağıma gittim battaniyenin içine gömüldüm. "Sen çık bakalım o battaniyenin içinden." Elini alnıma ve yanaklarıma uzattı. "Sen yanıyorsun çıkart üstündekileri." "Ama çok üşüyorum." Üzerimdekileri çıkardı üstümde sadece sütyen kalmıştı. Biraz utanmaya başlamıştım ama çok üşüyordum. altımdaki pijamayı da çıkarıp beni kucağına alıp banyoya götürdü. Beni klozetin üstüne oturttu. Ben çok üşüyordum suyun altına beni yatırdı. Su ılıktı ama bana çok soğuk geliyordu. "Çok soğuk abi." "Bekle sana iyi gelecek. Beni suyun altından çıkarıp havluya sardı. Odama götürdü. "Çok kalın giyinirsen seni yine soyarım."
Kapıyı kapatıp giyinmem için çıktı. ıslak iç çamaşırlarımı çıkarıp kurularını giydim üstüme de normal bir pijama giydim. Kapı tıkladı. "Giyindim gelebilirsin." "Aç mısın sen?" "Biraz" Elindeki ilaçlarla suyu bana içirdi ve sonra mutfağa gitti. "Sen yat ben geliyorum." Dolapları karıştırdı tencere çıkarttı. Bana çorba mı yapıyordu bana mı öyle geliyordu. Ben yatağıma yerleştiğim için ne görebiliyordum ne anlayabiliyordum. Biraz sonra elinde tepsi ekmek ve kaşıkla geldi.
Doğruldum bacaklarımın üzerine tepsiyi koydu. "Sıcak biraz o yüzden yavaş yedireceğim." "Abi ben yerim." "Biliyorum yersin ama ben yedirmek istiyorum." Çorbayı bana yavaşça içirdi tepsinin kenarında ki peçeteyle dudaklarımı sildi. sonra onları bulaşık makinesine yerleştirdi. "Hadi sen uyu dinlen ben burdayım." Eliyle ateşimi kontrol etti. "Bak düşmüş ılık duş iyi gelmiş." "Abim olsa şimdi bana sımsıkı sarılırdı. Annemde senin yaptıklarını yapardı."
Ayağa kalkıp yatağın içine girdi kollarını açtı. "Bakma öyle annenin yaptıkları yaptım abinin yaptığını yapamayacak birine mi benziyorum." Deniz abinin göğüsüne sımsıkı yerleştim. Oda kollarını kapattı. "Ne kadar süre öyle uyuduğumu bilmiyorum. uyandığımda Deniz abide uyuya kalmıştı. O kadar masumdu ki dayanamadım ve yanağına bir öpücük kondurdum. Öpücüğün ardından uyanan Deniz abi.
"Ne oldu Akel?" "Teşekkür amaçlı öpmek istedim. Daha iyi hissediyorum gidebilirsin." Elini yanağına götürüp rica ederim dedi.
"Benden neden kaçıyorsun?" "Ben senden kaçmıyorum." "Öyle mi? sarhoşken öptüğüm günden belli yanıma uğramıyorsun."
"Yoğunum ondan." "Bu gün yoğun değil misin? Hemen geldin." "Bak Akel tamam sana dürüst olacağım. Sen benim küçük kız kardeşim gibisin ve hareketlerimin senin için yanlış anlaşılmaya başladığını anladım. Bu yüzden de uzak duruyorum." "Sen ne zaman bir şeyleri yapmaya karar verdiğinde bana haber vereceksin?"
"Ne demek bu?" "Ufaklık demeyi bir anda bıraktın sordum benim fikrimi bile sormadan kendi kendine karar vermişsin. Şimdi de benden yanlış anlaşılmamak için uzak duruyorsun."
Suskunluğu çalan telefonum bozdu. Arayan Alp'ti. "Efendim Alp." "Dün biraz rengin soluktu bu gün nasılsın diye aradım." "Teşekkür ederim baya toparladım şimdi." "Eğer ihtiyacın olursa bir telefonunla hemen yanında olurum." "Tamam olursa ararım." "Daha fazla yormuyum seni iyi günler." "Sana da iyi günler."
"Neden aramış?" "Dün belli etmişti hastalık kendini oda nasıl olduğumu merak etmiş." "Niye diğer hiç kimse değilde Alp." "Çünkü her gün aramak için başka bahanesi var." "O ne demek?" "Beni sevdiğini benimle sevgili olmak istediğini söyledi." "Ee sen ne yaptın? Abin duyarsa biraz sıkıntı çıkmasın." "Yok abim konuştu hatta bana dedi ki sevgili olmak istiyorsan olabilirsin hayat senin hayatın dedi." "Sen ne yapacaksın?" "Alp'ten zaman istedim hazır olunca evet diyebilirim." "Sevindim."
Sesi sevinmiş gibi çıkmıyordu. Eğer beni seviyorsa bunu kapalı kapılar ardında değil cesur bir şekilde söylemeli. Gerçi ben söyleyebildim mi?
Deniz abi saate baktı. "İlaç içme vaktin gelmiş." İçerden yine su ve ilaç getirdikten sonra içtim. Deniz abi içeriye geçti. Yatakta yatmaktan çok sıkıldığım için kalktım. İçeri gittiğimde Deniz abi gözlerini siliyordu. "Bir şey mi oldu?" "Hayır Akel ne olabilir?" "Gözlerini sildin o yüzden sordum." "İyiyim ben."
Beraber izlemek için bir film açtım. Filmin adı 'Aşkta mutlu son yoktur' Deniz abiyle filmi izlemeye başladık. İkimizde filmi pür dikkat izliyorduk. Sonu beni biraz ağlattığı için gülen Deniz abiye sinirlendim.
Filmin konusu bir kitap yazarı yazdığı kitabı basacak yayın evi bulamıyor son çare gittiği bir yayın evinde batmak üzere olduğu için. Belli bir süre içerisinde kitaplar yazması istiyor. İlk kitabını yayınlandıktan sonra çok fazla ün kazanan yazarımıza bir sürü yayın evi talip oluyor ama yazarımız diğer yayın eviyle ayrılması için son kitabı yazması gerekiyor. Bu arada yazdığı kitap ödül alıyor ve kıza ödülü veren adamla sevgili olmaya başlıyorlar. Kız kitabı yazıyor yazıyor final kısmına geldiğinde tıkanıyor. Tıkanıklığını aşması için patronu bile uğraşıyor sonra farkına varıyor ki tıkanıklığının sebebi kitap bittikten sonra patronuyla arasında ki son bağın bitiyor oluşuydu. Sonunda kitabını yazan kızımız hayatındaki sevgilisinden ayrılıyor ve patronuyla sevgili oluyorlar.
"Tamam duygusal bir sondu ama ağlamanı gerektirmiyordu." "Abimde sende duygusuz odunların tekisiniz. Abimde Ela'ya böyle yapa yapa kendinden nefret ettirdi." "O ne demek?" "Yani Deniz abi sende çok iyi biliyorsun ki abim deli gibi kız peşinde koştuğu için Ela'yı fark edemedi bile oda şimdi abimden nefret ediyor." "Aslında nefrette bir takım sevgi biçimidir."
"Öyle de artık bir şey fark etmiyor iki hafta sonra bir görücü geliyormuş." "Abinin haberi var mı?" "Evlendirileceğini biliyor da iki hafta sonrasından haberi olmadığına eminim." "Bence bunu bilmeli yoksa abin ömür boyu kendini suçlayacak."
"Sen bir şey mi biliyorsun?" "Bildiklerimi söyleyeyimde sen de koş Ela'ya anlat değil mi?" "Aaa bizim o zaman tahminlerimiz doğru ama Ela abime o kadar uzak duruyor ki abim bence Ela'nın onu sevdiğini anlamıyor."
"Çocukluğundan belli her defasında kızlarla Ela'yı kıskandırmaya çalıştığını da siz fark etmiyorsunuz." "Ayıp oluyor Deniz abi." Yanımdaki yastığı Deniz abiye fırlattım. "Hastasın savaş başlatma." Yanımdaki diğer yastığı da fırlattım. "Oo bizim ufaklık iyileşmiş meydan okuyor."
Bana o kadar uzun zaman sonra ufaklık dedi ki. Mutlu olmuştum yastığı alıp bana doğru yürüyordu. "Deniz abi ama ben sana sadece fırlattım." "E bende fırlatmanın cezasını abinden öğrendiğim gibi uyguluyorum." "O zaman bana da bir yastık vermen gerekiyor." Bana bir tane yastık attı ve biz yastık savaşı yapmaya başladık.
En sonunda ben nefes almakta zorlanıp kendimi koltuğa bıraktığımda Deniz abi yastığı kenara fırlatıp. "İyi misin Akel?" "İyiyim iyiyim sadece çok yoruldum."
Elinin bacaklarımda olduğunu fark edince kendini çekti. "Deniz abi bende sana aşığım"