“Kralım? Taziyeye gelen aristokrat ailelerini kabul edecek misiniz?” diye soran görevlinin sesi, sessizliği bıçak gibi kesti. Başımı yavaşça kaldırarak adamın yüzüne baktım. Boş bakışlarla onu süzdüm, kelimelerin anlamını kavramaya çalışır gibi. “Taziye mi?” dedim, sesimdeki yorgunluk her kelimeye sinmişti. “Bebeğimizi kaybedeli yirmi dört saat geçmedi. Aceleleri neymiş?” Adam utançla başını öne eğdi. “Majesteleri, sizi yalnız bırakmak istemiyorlar. Ailelerine ve kraliyete olan bağlılıklarını göstermek istiyorlar.” Yüzümde acı bir gülümseme belirdi. Bağlılık... Bu kelime artık bana ne kadar anlamsız geliyordu. Beni çevreleyen dünya, üzerime çöken karanlıkla daha da anlamsız bir hale gelmişti. "Bağlılık," diye tekrarladım soğuk bir sesle. “Eğer bana bağlılık göstermek istiyorlarsa, bizi

