Bir insan ne kadar sürede unutabilir acısını? Ne kadar sürede gözyaşları diner, korkuları büyür? Peki ya hayalleri? Masum bir çocuğun hedefleri ne kadar sürede intikam ateşiyle kül olur? Ne zaman canı yanan biri, başkasının canını yakmaya karar verir? Bu sorular kafamda bir girdap gibi dönüp duruyordu, beni derin bir çıkmaza sürüklüyordu. İçim yanıyordu. Korkularımı, sevinçlerimi, hayallerimi, her şeyi kaybetmiştim. Hatırlayabildiğim tek şey vardı: bebeğim. Kaybettiğimiz bebeğimiz... Gözyaşlarım akmıyordu artık. Augusta’nın o yürek parçalayan çığlıkları bile kulaklarımda sadece bir fısıltıya dönüşmüştü. Duyduğum tek şey kendi kalp atışlarımdı. Neden? Neden onun kalbi dururken benimki hâlâ atıyordu? Bilmiyordum. Bildiğim tek şey, içimdeki acının her nefeste biraz daha büyüdüğüydü. Yüreğim

