Hiç kimseyle konuşmayan, herkesten kaçan küçük Elara… Bana sığınmıştı. Küçücük bedeni hâlâ annesinin bıraktığı o süt kokusunu taşıyordu. Onu kucağıma aldığım her an, ne kadar narin ve savunmasız olduğunu her seferinde tekrar tekrar anlıyordum. Yüzündeki sevimli çiller, turuncu saçlarının ışıltısıyla birleşiyor, masmavi gözleri ise gökyüzü kadar derin ve sakindi. Öyle güzel, öyle masumdu ki… O kadar güzeldi ki, insan bu çocuğa bakmaya kıyamıyordu. Ama bu masumiyetin altında korku vardı. Küçük bedeni ürkmüştü, ürkekliği her hareketine yansıyordu. Kollarımda bir kuş kadar hafifti ama yüreğinde taşıdığı ağırlık, onu yere mıhlamış gibiydi. Annesiz kalmıştı... Peki ya babası? Ona ne olmuştu? Yaşıyor muydu, yoksa bu minik beden bir de babasının yokluğuyla mı yüzleşmek zorunda kalm

