bc

EMİR DİNLEMEYEN KALP

book_age18+
404
FOLLOW
3.6K
READ
family
forced
drama
bxg
lighthearted
soldier
city
seductive
wild
like
intro-logo
Blurb

Kitap Tanıtım Yazısı: "Kaderin Zincirleri"

2020 Türkiyesi’nin Güneydoğu Anadolu’sunda, geleneklerin gölgesinde filizlenen imkânsız bir aşk hikayesi…

Yüzbaşı Mert, disiplinli ve idealist bir asker olarak, sınır kasabasında kaçakçılık operasyonlarının başında. Görevi, sadece devletin değil, kalbinin de sınırlarını zorlayacak. Dr. Ayşe, güçlü bir aşiret liderinin kızı, ancak ailesinin dayattığı geleneklere meydan okuyarak doktor olmuş, özgür ruhlu bir kadın. Kasabanın sağlık ocağında hayat kurtarmaya adanmışken, kader onu Mert’le karşılaştırır.

Bir operasyon sırasında yaralanan Mert, Ayşe’nin sağlık ocağına sığınır ve aralarında beklenmedik bir çekim başlar. Ancak Ayşe’nin babası, aşiretin çıkarları için kızını başka bir evliliğe zorlar. Bu plan bozulunca, Mert’i “saygın bir asker” olarak görüp Ayşe’yle evlendirmeye karar verir. Zoraki bir evlilikle başlayan bu yolculuk, iki yabancıyı birbirine bağlayan bir köprüye dönüşür mü?

Gelenek ile modernlik, görev ile tutku, aile ile özgürlük arasında sıkışan Mert ve Ayşe, aşklarını zincire vuran kaderi alt edebilecek mi? kasabanın sessiz geceleri ve yüreklerin fısıltıları arasında geçen bu hikaye, sizi duygusal bir yolculuğa çıkaracak.

"Kaderin Zincirleri", aşkın en beklenmedik anlarda yeşerebileceğini ve özgürlüğün bedelini anlatan, yürek burkan bir romantik drama.

chap-preview
Free preview
Sınırın Ötesinde
Güneydoğu’nun bu küçük kasabası, gece bastırdığında derin bir sessizliğe bürünürdü. Sağlık ocağının uzun koridorlarında floresan lambaların titrek ışığı yanıp sönüyor, dışarıda cırcır böceklerinin sesi yankılanıyordu. Uzaklarda bir köpek havlaması duyuluyor, rüzgâr tozlu yolların üzerinde geziniyordu. Ayşe, masasının başında oturmuş, elinde çoktan soğumuş bir bardak çayla hasta dosyalarını inceliyordu. Yirmi sekiz yaşındaydı; Hacı Bey’in kızı, aşiretin liderinin gölgesinde büyümüş ama o gölgeden kaçmayı başarabilmiş bir kadın. Tıp fakültesini bitirip bu kasabaya başhekim olarak dönmesi onun başkaldırısıydı. Fakat özgürlük, bu topraklarda kolay elde edilen bir şey değildi. Babasının otoritesi hâlâ peşindeydi, her kararında kendini hissettiriyordu. Pencereye yönelip dışarı baktı. Ay ışığı, taş evlerin duvarlarına düşüyor, yolları gümüşle kaplıyordu. Çocukluğunu düşündü: tarlalarda koştuğu günler, annesinin anlattığı hikâyeler, udun tellerinden yükselen nağmeler… Annesini kaybettiğinde on iki yaşındaydı ve o gün, içindeki masumiyetin de öldüğünü hissetmişti. Babası şimdi onu bir evlilikle aşiretin çıkarlarına bağlamak istiyordu. Ayşe ise yalnızca kendi kaderini çizmek istiyordu. Derin düşüncelerini kapıda yankılanan tok bir ses böldü. Bu saatte ziyaretçi nadirdi. Kapıyı açtığında karşısında uzun boylu, geniş omuzlu, üniforması toz içinde bir adam gördü. Kolunda kan sızdıran bir sargı vardı ama duruşu dimdikti. Yüzbaşı Mert. Ayşe’nin kara gözleri, Mert’in yorgun ama keskin bakışlarıyla buluştu. Sessizlik, geceyi bile bastırmış gibiydi. “Kolunuz mu?” diye sordu Ayşe, sesi hem sakin hem de otoriterdi. Mert başıyla onayladı. İçeri adımını attığında Ayşe, onu muayene odasına yönlendirdi. Sedyeye oturttu, sargıyı açtığında yaranın derin olduğunu gördü. Deri kızarmış, kan bandajın altından sızıyordu. “Bunu dikmemiz gerekecek,” dedi gözlerini yaranın üzerinde sabitleyerek. “Ama önce uyuşturacağım. Biraz acıyabilir.” Mert kaşlarını hafifçe çatsa da sesini çıkarmadı. Ayşe, iğneyi hazırlarken onun kaslı kolundaki gerginliği fark etti. Yılların disiplinini taşıyan bir bedendi bu, acıya alışkındı. Fakat gözlerindeki kısa dalgınlık, başka bir yorgunluğun da işaretiydi. İğneyi batırırken usulca sordu: “Sınırda ne oldu da böyle bir yara aldınız?” Mert’in dudaklarında kısa bir tebessüm belirdi. “Sınırda her şey olur, doktor hanım. Ama bu, sadece ufak bir sıyrık.” Ayşe kaşlarını kaldırdı. “Ufak sıyrıklar dikilmez, yüzbaşı.” Dikişi atarken odada zaman ağırlaştı. Parmakları Mert’in tenine değdiğinde, Ayşe’nin içinden geçenler sustu. Bir an göz göze geldiler. O bakışlarda, yalnızlığa rağmen hayata tutunmaya çalışan bir özlem gizliydi. Son dikişi tamamlayıp bandajı sardığında, sesi yumuşak ama kararlıydı: “Yaranız derin. Enfeksiyon kapmaması için sizi bu gece burada tutmam gerek. İtiraz istemem.” Mert, önce bir şey söylemedi. Sonra hafifçe başını salladı. “Emredersiniz, doktor.” Sedyeden kalkmak istedi ama Ayşe elini kaldırıp engelledi. Ona sağlık ocağındaki küçük dinlenme odasını gösterdi. İçinde sade bir yatak, bir masa ve bir sandalye vardı. “Burada kalabilirsiniz. Sabah tekrar kontrol edeceğim.” Mert, odanın eşiğinde durup ona baktı. Gözlerinde yorgun ama içten bir teşekkür vardı. “Teşekkürler, doktor,” dedi alçak bir sesle. Ayşe, başıyla onayladı. Kapıyı kapattığında derin bir nefes aldı. İçinde tanımlayamadığı bir huzursuzluk vardı ama bu kez merak ağır basıyordu. Belki de bu gece, zincirlerini zorlayacak ilk çatlak açılmıştı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
90.1K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
556.4K
bc

AŞKLA BERDEL

read
93.0K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
3.9K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
47.5K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
58.6K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook